Eklenme Tarihi : 20 Ekim 2011 Perşembe
Tolga Yıldız

Buluşma noktası Eğlence mekanı Cazibe merkezi

Hepsi bir arada:- Alışveriş merkezleri!Nasıl hayatımızın bu kadar içine girdiğini düşünen kim kaldı ki?Sebep-sonuç ilişkisinin belirlediği adres böyleSözgelimi; minik bir cepheden girizgah yapalım isterseniz. Yaşlı dünyamızda, 3üncü binyılın en önemli sorunu güvenlik olacak. Uzmanlar bu konuda, görüş birliği içersinde.Günümüzde, yaşam merkezleri olma iddiasındaki alışveriş merkezleri, adeta modern sığınaklar olarak, yaşantımızdaki yerini de sağlamlaştırmış durumda.Nitekim, artan trafik ve suç sorunları dahi, kentlerimizi yaşanılması zor yerler haline getiriyor...Basit gibi görünen bu karmaşadan uzak durmak isteyenler, konforlu, eğlenceli, üstelik iklimlendirilmiş ortamları tercih ediyor.Alışveriş yapılmasa da gezmek, bu dünyada yer almak, neredeyse sosyal statü kazandırıyor...Mekanın hikayesi de doğru anlatılmışsa, müdavimi hiç eksilmiyor...Bu trend, daha uzun süre devam edecek!


Yeni kimliklerGün geçmiyor ki, yeni bir alışveriş merkezinin açıldığını, içinde barındırdığı üniteler ile kente yeni bir yaşam merkezi daha kazandırıldığını duymayalım. Kentin sosyalleşmeye ayrılan kamusal alanlarındaki sayı azaldıkça, sermayenin kârlılığını artırdığı mekanlar (krizlerde boşa kürek çekseler de) alışveriş merkezlerinin sayısı ile birlikte çoğalıyor. Kentin en gözde semtleri, ekonomik düzeyi en yüksek olan yerleşim birimleri dahil, ulaşımı da bütçeleri de sorunlu olan çileli mahallelere kadar, her yerde tanıtım bombardımanı sürüyor:- Buluşma noktası, eğlence mekanı, cazibe merkezi Yeni kimlikler ile küçüklü büyüklü ve belki de bir süre sonra, farklı kesimlerin daha çok tercih edeceği alışveriş merkezleri, hayatımıza tutunmaya çalışıyor.Kim gider?Kim gitmez ki?Gitmeyenin yüreğinde ayrı bir özlem olduğu da garip bir gerçek. Kim, kime Filanca tiyatroya gittin mi? diye soruyor ki ülkemde? Ama yeni açılan perakende noktalarına gitmek, trendin parçası olmak ile eşanlamlı. İşin var ve çalışıyor olsan da dert, yok işsizler ordusunda bir nefersen eğer, o zaman ayrı ve kocaman bir dertAileler;hafta sonlarında ev ihtiyaçlarını karşılamak, çocuklar;televizyon endüstrisinin beslediği oyuncak dünyasında hayallerini yaşamak, gençler;bir masada saatlerce oturup, geleni gideni seyirle sohbet etmek için tercih ediyor alışveriş merkezlerini. Ünlü markalar da bu sayede, içinde bulundukları alışveriş merkezinin ruhuna uygun olarak, gerek çok katlı lüks mağazalarında gerekse outlet noktalarında, farklı kesimlerden müşterileri hedefliyorKayıtlı ekonomi!Mimarisiyle yurtdışından bile ödül alan, başarılı örneklerle mesleğin yüz akı konumunda olan alışveriş merkezleri, aynı zamanda bulundukları semte göre yeni kimlikler yaratmanın da peşinde. O nedenle çok komik mekanların yanı sıra, inanılmaz yatırımlar ile devleşen noktaları art arda görüyorsunuz. Kim daha farklı ise, kim medya ile daha doğru bir iletişim kurmuş ise müşterisine direkt ulaşarak, mesajını doğru vermenin ödülünü rakamsal boyutta görebiliyor.Tüketme alışkanlığı yüksek olmayan, gelir düzeyi düşük semtlerde bile başarı sağlayan alışveriş merkezleri, fayda-fiyat dengesinde pek çok seçenek ortaya koyunca, bir anlamda bilinçli alışveriş imkanı da sunmuş oluyor. Sağda-solda-sokak aralarında kurulan gıda ve gıda dışı semt pazarları, kayıt dışı yapısıyla ekonomide yer alırken, AVMlerin şeffaf yapısı, kayıtlı ekonomiye sağladığı katkı sayesinde Türkiye ekonomisi için büyük fırsatKalite tercihiBüyük kentleri mesken tutan AVMler, gelecek gördüğü her noktada-her ilde-ilçede, yer almaya devam ediyor. Sayısal göstergeler, her alanda olduğu gibi AB ölçeğinin gerisinde kalsa da artan işsizliğe karşın, hızla tüketim toplumuna doğru sürüklendiğimiz, anlaşılması hiç de güç olmayan ayrı bir paradoksPek çok alışveriş merkezinin daha Türkiye perakendesinde yerini alacak olması, sunulan mal ve hizmetler bütününün uluslararası standartlarda üretilmesini de beraberinde getirecek kuşkusuz. Bu sayede tedarikçi konumundaki üreticiler, kapasitelerini geliştirmiş oluyor. Sektörün kendi içindeki rekabeti, mal ve hizmet kalitesinin artmasına, dolayısıyla yönetimlerin daha profesyonel olmasına imkan tanıyor kuşkusuz.Bu durumun, üretimde çalışan sayısına katkısı mutlak vardır. Nitekim, organize perakendenin 200 bin yeni istihdam yaratması, işsizler ordumuzun çaresi olmasa da dikkat çekiciYeni yıl armağanıBu kadar AVM gerçeğinden sonra, armağan yine benden. 1937 yılına ait Cahit Sıtkı Tarancı dizeleri, hepimize minicik bir es olsun:Memleket isterim / Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun / Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun Memleket isterim / Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun / Kardeş kavgasına bir nihayet olsun Memleket isterim / Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun / Kış günü herkesin evi barkı olsun Memleket isterim / Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun / Olursa bir şikayet, ölümden olsun. En önce ve illa ki sağlık olsun! 2009 yılını geride bıraktığımız, yeni yıla merhaba dediğimiz bu günlerde, spora değinmeden, daha genel birkaç noktayı hatırlatmak istedim.İki satır yazayım dediysem de olmadı. Uzadı cümlelerim; beğenmedim.Sonra, üstat Can YÜCELin o güzelim dizeleri geldi aklıma. Eksik kalmasın diye, yeniden okudum her satırını, pek çok not ilişti belleğime. İyisi mi, sizinle de paylaşayım Mutlak, hoşunuza gidecek. Keyifli bir pazar sabahında, keyifli okumalarÖyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama / Yarım saat erkene kurulsun saatin / Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin / Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa, nefes al derin derin... / Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin... / Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin / Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart / Çek kızarmış ekmek kokusunu içine / Bak güzelim kahvaltının keyfine / Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis / Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile / Sonra koş git işine, dünden, önceki günden / Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla / Ohhh şöyle bir hafifle! / Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de /Hiç işin olmasa da, öğle üzeri dışarı çık / Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa... / Yürü; yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak / Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, / Çocuk görürsen yanağından makas al. / Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, / sen çok darda iken kimler seni ferahlattı, / hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı? / Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi? / Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara / Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor / Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak. / Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun / Yemeğin ne olursa olsun, masanda illa ki kumaş örtü olsun / Saklama tabakları, bardakları misafire / Sizden âlâ misafir mi var bu dünyada? / Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, / vazife yapar gibi hiç değil, / Şöyle keyfe keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, / eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının / Gece evinde, dostların olsun / Sohbetin, yemeğin, kahkahan olsun / Arkadaşım, / hayat bu, daha ne olsun? / Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive