Yılmaz Yılmaz: Fitch’in not artırımı en çok bize yarar

“Neden ortak bulmalıyız?”, “Nasıl ortak olmalıyız?”, “Kiminle ortaklık kurmalıyız?” sorularına cevap arandığı bir dönemde gelen Fitch’in not artırımının perakende sektöründeki hareketliliği artıracağını söyleyen BMD Başkanı Yılmaz Yılmaz: “Fitch’in not artırımı en çok bize yarar. 32 milyar doların 10 milyarı markalara akar” dedi

Eklenme Tarihi : 09 Kasım 2012 Cuma
yilmaz-yilmaz-fitchin-not-artirimi-en-cok-bize-yarar

Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı Yılmaz Yılmaz, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in Türkiye’yi yatırım yapılabilir ülke kategorisine almasının ardından 32 milyar dolarlık ilave yabancı yatırım beklendiğini vurgulayarak, “Milli gelirin üçte birini oluşturan perakende sektörüne 10 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım bekliyoruz” dedi.

Türkiye’nin en büyük markalarını çatısı altında toplayan Birleşmiş Markalar Derneği (BMD), son dönemde iş dünyasının önemli gündem maddelerinden birini oluşturan global ortaklıklar ve satın almalar konusunu masaya yatırdı.

BMD Başkanı Yılmaz Yılmaz’ın moderatörlüğünde  gerçekleştirilen panele L Capital Yatırım Direktörü Andrea Bertoncello, Mavi Genel Müdürü Cüneyt Yavuz, Goldman Sachs Intl. Yatırım Bankacılığı Bölümü Türkiye Ülke Müdürü Çağlayan Çetin ile Deloitte Türkiye Finansal Hizmetler Yöneticisi Başak Vardar katıldı.

“Neden ortak bulmalıyız?”, “Nasıl ortak olmalıyız?”, “Kiminle ortaklık kurmalıyız?” sorularına yanıt aranan panele, markaların ve perakende sektörünün üst düzey yöneticileri yoğun ilgi gösterdi. Yılmaz Yılmaz açılışta yaptığı değerlendirmede, Fitch Ratings’in 18 yıl aradan sonra Türkiye’nin uzun dönem yabancı para cinsinden notunu BB’den BBB-‘ye yükselttiğini belirterek, bu gelişmenin ardından perakende sektöründe yaşanan hareketliliğin daha da artmasını beklediklerini söyledi.

Milli gelirin üçte birini perakende sektörü oluşturuyor
Fitch’in kararından sonra Moody’s ve S&P’den de Türkiye ile ilgili pozitif yönde değerlendirme beklendiğine işaret eden Yılmaz, şunları söyledi: “Fitch, Türkiye ekonomisinin daha dirençli bir kimliğe kavuştuğunu vurgulayarak, notumuzu yatırım yapılabilir ülke kategorisi olan BBB-’ye çıkardı. Türkiye’nin yıllardır alamadığı bu not doğrudan yatırımların artmasına neden olacaktır. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, not artışları sonrasında ülkelerin Gayrı Safi Milli Hasıla’larının (GSYH) yüzde 4'ü kadar küresel doğrudan yatırım çektiğini, Türkiye’nin de bu çerçevede 1-2 yıl sonra yaklaşık 32 milyar dolar ilave doğrudan yatırım çekebileceğini açıkladı.  2011 yılında 766 milyar dolar olan milli gelir içinde perakende sektörü harcamaları 250 milyar dolarlık bir paya sahip. Orantısal bir değerlendirme yapıldığında 32 milyar dolarlık ek yabancı yatırımın yaklaşık 10 milyar doları sektörümüze akacaktır. Bu da son yıllarda uluslar arası fonlarla ciddi evlilikler yapan Türk marklarında kısa zamanda önemli hareketliliklerin yaşanacağı anlamına geliyor.”

Türkiye’de gıda ürünleri dışı perakende sektörünün 2008 – Haziran 2012 arasında yüzde 11.3 büyüdüğünü bildiren, Yılmaz Yılmaz, giyim sektöründe ise ilk 10 markadan dokuzunun toplamda yüzde 14,5 gelişme gösterdiğini ifade etti. 

Private Equity yatırımı alan 2 kat büyüyor
Yılmaz, aynı zaman diliminde Private Equity (PE - özel sermaye fonu) yatırımı alan Türk perakende şirketlerinin ise yüzde 26,6 ile neredeyse iki kat daha fazla büyüdüğüne dikkat çekti. ABD’de 2002-2007 yılları arasında tüm şirketlerin ortalamada yüzde 6,1, PE yatırımı alan firmaların ise yüzde 10,8 büyüdüğünü anlatan Yılmaz, 1998-2008 arasında İngiltere’de de bu oranın yüzde 9,7’ye 14,4 olduğunu hatırlattı.

Yılmaz Yılmaz, hem Türk marklarının hem de dünyanın iki büyük ülkesindeki firmalara ilişkin verilerin PE yatırımlarının sağladığı katkıyı tüm çıplaklığı ile gözler önüne serdiğini ifade ederek, şunları söyledi: “Türk markaları olarak önümüze global oyuncu olmak gibi bir hedef koyuyorsak, bu gibi yatırımlara kapımızı sonuna kadar açmak durumundayız. Küçük olsun bizim olsun anlayışına sığınamayız. Bugün Tommy Hilfiger,’ın, Louis Vuitton’un, Zara’nın, Pierre Cardin’in sahibini ya da hisselerinin kimin elinde olduğunu bilmiyor, merak da etmiyoruz. Ancak bu markaların ABD’nin, Fransa’nın, İspanya’nın en büyük markaları olduğuna hiç birimiz şüphe etmiyoruz.”

Kurların düştüğü ortamda artık dolarize olmuş ekonomiden vazgeçelim
Yılmaz Yılmaz, Fitch’in açıklamalarının ardından dolar kurunun 1.80’in altına gerilediğine dikkat çekerek, “Bizler kur yükseldiğinde dolarla kiralamaya karşı çıkmış, kazancımız TL ise giderlerimiz de TL olsun demiştik. Şimdi doların düşmesine rağmen biz yine o günkü bakış açımızı koruyoruz. En azından ‘dolar ya da euro ile kiralama yaparım TL ile kiralama yapmam’ tabusunun yıkılması gerekiyor. Çünkü bu kurumların zarar etmesine neden oluyor. İsteyen TL, isteyen döviz ile kiralama yapsın. Ekonomimizi dolarizasyondan kurtarmamız gerekiyor” dedi.

Yılmaz Yılmaz’ın açılış konuşmasının ardından söz alan panelistler özetle şu görüşleri dile getirdiler:

L Capital Yatırım Direktörü Andrea Bertoncello
Türkiye geleceğin kilit ülkesi

Gelecek için kilit ülkelerden biri Türkiye. Ülkenizi dünya çapında çok önemli bir nokta olarak değerlendiriyorum. Türkiye’nin diğer ülkelere göre avantajları aslında çok açık.Sağlam ve güçlü bir yapınız var. Temelleriniz de çok dayanıklı. Yurt içindeki talepler de gayet iyi. Dikkat çekici bir demografik yapıya sahipsiniz. Bunlar yabancı yatırımcılar için çok önemli unsurlar. Tabi bunların yanı sıra Türkiye’deki şirketlerle çalışmanın zor yanları da yok değil. Türkiye’de ne kadar başarılı girişimci olursanız olun kullandığınız metotların uluslar arası standartlarda olması gerekiyor. Bu önemli bir unsur... Türkiye’deki perakende sektörünün geleceğini değerlendirmek gerekirse; gerçekten de büyümeye açık bir sektörünüz var. Orta ve uzun vadede hızlı bir gelişim göstermeye devam edeceksiniz. Yurt dışındaki şirketler, fonlar da bu potansiyelin farkındalar. Aynı şekilde sizler işinizin konsolidasyonuna da odaklanmalısınız. Rakamlarınızı konsolide etmelisiniz. Buna ihtiyacınız var.

Deloitte Türkiye Finansal Hizmetler Yöneticisi Başak Vardar
Türk hissedarlar duygusal

Bu süreçte ortakların bakış açısı çok önemli. Stratejik ortaklar satıcıların dilinden çok iyi anlıyor. Finansal yatırımcılar ise sürecin kontrollü ilerlemesini sağlıyor. Bu anlamda başta konulan stratejilerin devam etmesi gerekiyor. Dünyada perakende sektörü ileriye gidiyor. Tüketiciye dokunan her sektörde büyüme hızı çok yüksek. Fakat bu noktada büyüme senaryolarının da ulaşılır olması gerekir. Yatırımcılar için Türkiye’deki hissedarın piyasadaki kalitesi ve itibarı önem taşıyor. Kiminle ortak olduğunuz, ne için ortak olduğunuz kadar dikkat çekici bir unsur.  Aracı firmaların ciddi bir sorumlulukları var. Müşteriye zaman kaybettirmemek lazım… Türkiye büyük bir pazar...  Artık yatırım yapılması şart olan bir ülke. Fakat bununla birlikte Türk hissedarların duygusal bir yapısı var. Her ortaklı başarıyla sonuçlanacak diye bir şey yok. Dünyada birçok başarısız ve olumsuz örneklere rastlamak mümkün... Önemli olan baştan belirlediğiniz stratejiler doğrultusunda çalışmalarınıza devam etmek. Bu noktada güven de en az stratejiler kadar önemli bir unsur.

Goldman Sachs Intl. Yatırım Bankacılığı Türkiye Müdürü Çağlayan Çetin
halka arzlar yeni bir ortaklık yapısı haline gelebilir

Satış sürecinde satan şirketin objektifleri çok önemli… Onların beklentilerine göre ortaklık gerçekleşiyor. Türkiye’de perakende sektöründeki şirketlerden çok azı halka açık... Önümüzdeki senelerde halka arzlar da bir ortaklık yapısı haline gelecek. Satış yapan şirket sadece kapital merkezli düşünüyorsa kontrollü satış gerçekleştirmeli. Kontrollü satış yüzde 30 daha fazla primli oluyor. 10-12 sene önce EBITDA’nın ne olduğunu çok az insan biliyordu. Biz şirketlere bunu öğrettik. Ama artık Türkiye’de orta ölçekli şirketler bile artık EBITDA’yı öğrendi.

Mavi Genel Müdürü Cüneyt Yavuz
Ortaklıklar markaların hayatını uzatıyor

Şirketler ortaklık sürecinden sonra ikinci bir satış daha yapabilirler. Bana göre ortaklıklar markaların hayatını uzatıyor. Mavi olarak biz geçtiğimiz 4 yılda yüzde 33’lük bir büyüme sergiledik.  Ortaklık sürecinin bir diğer önemli noktası da ikinci satışlar. Şirketler 4-5 sene sonra ikinci bir satış süreci daha yaşayabilirler. Bunun için birinci süreç çok önem taşıyor. Ortaklıktan sonra baba Sait Akarlar bir kenara çekildi. Genç nesil öne geçti. En çok sıkıntı daha çok organizasyon yapısını kurarken oluştu. İşin felsefesinde çok büyük tartışmalar çıktı. H&M’in CEO’su satış sürecimizde ombudsman oldu. Kendisi bize bilirkişilik yaptı. Son 4 senedir yönetim kurulumuzda bir tane bilirkişimiz bulunuyor. 

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive