Eklenme Tarihi : 22 Aralık 2011 Perşembe
Tevfik Dinçer

Yaşayan tarih - Mardin 2

1099da Mervaniler Devleti Nusaybinde Selçuklulara yenilerek onların hâkimiyeti altına girer. Büyük Selçuklu Devletine tabi olan ve Uç kol halinde: Hısnkeyfa (Hasankeyf)- Amid (Diyarbekir), Mardin Meyyafarikin (Silvan)


Harputta hüküm süren bir Türkmen hanedanı olan ArtukIulardan il Gazi Bey Mardini 1105te ele geçirerek devletin başkenti yapar. Halebî aldığı gibi Haçlıları da alır. Artukluların hâkim oldukları bölgelerde Türklerden başka Arap, Süryani, Rum, Ermeni ve bir miktar da Yahudi vardı. Her millet, kendi lisanını konuşurdu. Türkler ve Araplar Müslüman, Ermeni ve Rumlar, Hıristiyan Süryaniler kendi mezheplerinde yaşıyorlardı. Böylece ArtukIular Diyarbakır, Harput Kalesi ve civarına hâkim olup, Haçlıları, Frankları, Urfa Kontunu, Bilecik Haçlı Senyörünü ve Kudüs Kralı Bodveni yenerek bölgede büyük devlet kurarlar. Bu devletin 304 yıllık egemenliği olmuş Amir Timur 1393te Mardin Kalesini kuşatıp işgal etmeye çalışsa da başarılı olamamıştır. Yine Artuklular döneminde 1395 yılının ramazan ayında Amir Timur, Mardini almak için yeniden Kızıltepede çadır kursa da başarılı olmamıştır. Lakin bazı manbelerde Amir Timurun bu şehre dövüşsüz girmesi de yazılmaktadır. Karakoyunluların Artuklular devletinin üzerine gelirken Mardine 2 yıl girememiş 1409 Mardin Karakoyunluların egemenliğine girmiş ve 61 yıl kalmıştır. Karakoyunluların da 1462 yılında AkkoyunIulara yenilmesinden sonra Mardin kalesinin egemenliği de Akkoyunluların eline geçmiştir. Bu dönemde Mardine paşa olarak gelen Kasım Bey, Mardinde tarihe meydan okuyan Kasım Paşa Medresesini yaptırmıştır. 16.yüzyılın başında Akkoyunluların egemenliğini alan Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasanın torunu Şah İsmail Hatayi güçlü bir Şii- Saf evi devleti kurarken Mardin hâkimi kan dökmeden şehri Şah İsmaile teslim etmiştir. Mardinin Osmanlıların eline geçmesi Mısır seferini düzenleyen Yavuz Sultan Selim döneminde gerçekleşmiştir. 7 Nisan 1517de Mardine girilmiş ve 1518de Mardin Sancağı yaratılmıştır. Merkez kazası ile Savur ve Nusaybin nahiyelerinden oluşan Mardin, uzun müddet Diyarbakır-Bağdat ve Musulun Sancağı durumunda kalmıştır. Osmanlı zamanında da halk inançları muhtelif olmuş ve Yahudiler, Hıristiyanlar (Ermeniler, Süryaniler ve Keldaniler), Müslümanlar ve bir kısım Şemsilerden (Güneşe tapanlar) oluşuyordu. Kurtuluş Savaşında Mardin Türkiye Cumhuriyetinin arazisi olarak kalmış ve Atatürk General müjdesini Mardinde almıştır. Tüm bu tarihte bir gerçeklik yatmaktadır. O da bu toprakta zaman zaman birbirinin üzerinde kurulan Türk devletleri ve toplumlarıdır. Mardin ve çevresinin eski çağda prototürk toplumların kurduğu devletlerinin içinde bulunması, M.S. ise Selçuklu, İnaloglu, Nisanoğlu, Artuklular, Akkoyunlular, Karakoyunlular, Safeviler, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyetine ait olması bu topraklarda birçok toplulukların yaşamasına bakmayarak Etnos halkın Türk olmasının tarihi delilidir.Atatürk ve MardinAtatürk, Mardin için Paşa olduğum diyar sözünü sürekli kullanmıştır. Atatürkün hayatında önemli bir dönüm noktası vardır. General olduğunun müjdesini Mardinde alan büyük komutan bu olayı birçok yerde ve zamanda dile getirmiştir. Mardinliler bir gece önce aralarında Albay olarak gördükleri Mustafa Kemali ertesi gün pırıl pırıl General apoletleriyle Mustafa Kemal Paşa olarak selamlamışlardır. Atatürkün Mardine 2nci gelişi yaklaşık bir yıl sonra 1917 yılının Şubat ayına rastlar. 2nci Ordu Komutanlığına vekâlet ettiği günlerde, Hicaz Cephesi Kuvvetleri Komutanlığına atanan Mustafa Kemal Paşa, beraberinde Dr. Yarbay Hüseyin, Binbaşı Rıfat Bulca, Yaver Cevat Abbas, Yüzbaşı Neşet Bora, Yüzbaşı Rauf, Emir Subayı Şükrü Tezerle Mardine gelmişlerdir. Mardinliler Atatürkü coşkun bir törenle karşılamışlardır. Atatürk o günün gecesinde Mardin Belediye Başkanı Hıdır Çelebinin evinde Mardinin ileri gelenleriyle birlikte konuk olmuştur. Şehrin ileri gelenlerinden Abdurrahman Kavvas, Atatürke Samur derisinden bir kürk hediye etmiştir ve bu değerli armağan halen Konyadaki Atatürk Müzesinde sergilenmektedir. Mardin yöresindeki başlıca küçük sanayiler, tarımsal ürünler baharat ve kuruyemişçilikMardinde gıda sektöründe faaliyet gösteren 10dan fazla imalat yeri mevcuttur. Mardinde en çok karabiber, yenibahar, kişniş, tarçın ve kimyondan oluşan beş türlü baharat kullanılmaktadır. Hemen hemen tüm etli yemeklerde kullanılan baharatlar ayrı olarak da tüketilmektedir. Kişnişin tamamının üretimi Mardinde yapılmaktadır. Bununla birlikte nane, mahlep, sumak nar suyu üretimi ve kullanımının da Mardinde önemli yeri vardır. Kuruyemiş atölyelerinde bıttım, ceviz, badem, çekirdek işlenerek tüketime hazırlanır. Mardinde leblebiciliğin ayrı bir önemi vardır. Leblebi imalat yerlerinde yaklaşık 70-80 ton nohut işlenerek leblebiye dönüştürülür. Tuzlu ve tuzsuz olarak çeşitli baharatlarla da tatlandırılan nohutlar beş defa kavrularak çok lezzetli leblebi haline getirilir. Leblebi imalatında tava ve kavurma makineleri kullanılır. Mardinde ülkemizin diğer bölgelerinden ayrıcalıklı olarak leblebi üretimini özellikli kılan en temel unsurlar; iyi bir işçilik ve beş kez kavrulma aşamasından geçmesidir.Şekerleme ve helva imalatıBu alanda faaliyet gösteren birçok imalat yeri mevcuttur. Çok eski bir geçmişi olan helva ve şeker(tarçınlı, badem, cevizli, susamlı) yoğun olarak kış aylarında üretilmektedir. Ayrıca Mardinde pekmez helvası ve ceviz helvası üretilmektedir. Şekerli leblebi, Mardin badem şekeri ve az da olsa anasonlu şeker(ibzor) üretilmektedir. Üretilen mamuller ülke geneline hatta yurt dışına da gönderilmektedir.Tıbbi bitkilerTarihi, mimarisi ve yer şekilleri bakımından değişik özellikler gösteren Mardinin doğal yapısı da önemlidir. Mardin ili otsu bitkiler, meyve ağaçları ve orman ağaçları bakımından değişik türlerin varlığı itibariyle zengindir. Bunun temel nedeni ise ova kesimi ile dağ kesimi arasında yükselti farkının 600 metre civarında olması ve iklim özelliklerinin yer yer değişiklik göstermesidir. Toprağın insana sunduğu tüm bitkileri zamana göre çeşitli açılardan kullanmasını bilmiş olan insanoğlu, hastalıklarının çaresini de, şifa beklentilerini de yine aynı kaynakta aramıştır. Mardin, dağ ve ova kültürünü beraber yaşayabildiği için tür zenginliği içinde bitkilerden çokça faydalanmıştır. Mardinde geçmişten günümüze kullanılan şifalı bitkiler şunlardır: Mahlep, Ikşut, Haşişitıl hapta, Şehfitil acuze, Şaırıc cıbbar, Hıyarıl ıhmar,(yaban salatalık), Afs(Mazı), lrkıs sus(meyan kökü), Sığd, lrk ıl Libe, Gözdaşı, |bzor(rezene), Keten tohumu, Teruziye (Mardin Sakızı), Ciğde, Ayva Yaprağı, Hılbe(Çemen), Oğulotu, Nınhe, Papatya, Gıbbeze, (Ebe gümeci), Gızbara(Kişniş).
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive