Eklenme Tarihi : 22 Aralık 2011 Perşembe
Sinan Asılyazıcı

İçinden hayal geçen bir yazı

Kuşatmalı zeminde sürpriz taktikler dene Cao Cao


Klasik bir film spotu ile giriş yapalım: Türkiyenin herhangi bir yerinde. Bir mağaza, tüm teknolojik ekipmanlara sahip. İnanılmaz bir tasarım eşliğinde düşünülen tüm detayları içeren bir yapıda. Mağazanın personeline gelince, her biri konusunda uzman ve eğitimli Üstelik hepsi meslekten perakendeci Gelin içeri girip ortalığı bir kolaçan edelim. Dış cepheden itibaren temiz ve düzenli mağazada ilk göze çarpan özelliklerden biri de ortadaki atmosferdi. Renkler, müzik, sinyalizasyon ile merchandising uygulamaları gerekli yerde orkestra gibi gereken yerde de solo yapıyorlar adeta. Ortada ve perde arkasında iyi bir şef olduğu kesin. Organizasyonun her aşamada planlandığıve çalışanların bunun bir parçası olduğu belli oluyor. Reyonlar planograma uygun dizilmiş ve kategorize edilmiş.Ve çalışanlara gelince, profesyonellik her aşamada kendini belli ediyor. Müşteriyi karşılamadan başlayan süreç, satış ve sonrasında uğurlamaya kadar devam ediyor. Güler yüz, ürün bilgisi ve aralarındaki ekip çalışmasını görmek ve anlamak için çok çaba sarf etmek gerekmiyor. Her şeyin iyi organize edildiği bu mağazadan alışveriş edenler mutlu bir şekilde ayrılıyorlar. Peki, hiç mi sorun yok? Var hem de onlarca. Perakende sektöründe, her sektörde olduğu gibi, ama daha az ama daha çok sorun olacaktır. Önemli olan sorunlar karşısında yapılabilecekler ve mağaza çalışanlarının bu konudaki yaklaşımlarıdır. Bu konuların elbette kuralları, eğitimleri ve yönetmelikleri vardır. Ancak kişilerin konuya yaklaşımları bir o kadar belirleyici olabilmektedir. Peki, böyle bir mağazanın yönetim merkezi nasıldır acaba? Bir de oraya mı göz atsak? Mağazadan çıkarken Louis Armstrongun What A Wonderful World (Ne muhteşem dünya) adlı şarkısı duyuluyor. Nereden geliyor acaba?Yönetim merkezine gelince, ortada profesyonellik bir sis gibi kaplamış ortalığı adeta. Herkes görevini ve yaptığı işi biliyor. Tüm süreçler yönetilebiliyor. Sorun yok mu? Mutlaka vardır. Ve doğallıkla da olacaktır. Çözümsüzlükten beter ne çözüm olabilir ki? Yönetim ve iyi yöneticiler bir araya geldi mi iş çok daha farklı noktalara gidebiliyor. Günümüzde bilgi var ve artık çokta uzakta değil. Asıl mesele bilgiyi kullanabilmekte. Önemli olan bilgi sahibi olan kişilerin bilgilerini ortaya dökme fırsatının verilmesi ve uygulamaya konulması. Ayrıca bilgilerin güncellenmesi gibi geliştirilmesi de gerekmektedir. Gerekmekte çünkü bu sayede kurumun kendi sistemi gelişecektir. (Bu konuyu ayrı bir yazımda işleyeceğim.) Konu buraya gelmişken SunTzunun Savaş Sanatından daha öncede anlattığım bir bölümü eklemek istiyorum. Kadim bir öyküye göre, eski Çinde bir efendi, sağaltıcılar ailesinden bir hekime, bu sanatta hangisinin daha hünerli olduğunu sormuş. Adı Çinde tıp bilimiyle özdeşleşecek kadar ünlenmiş hekim, şöyle yanıtlamış onu: En büyük ağabeyim hastalığın ruhunu daha şekillenmeden görüp uzaklaştırır; bu nedenle adı evin dışına çıkmamıştır. Ortanca ağabeyim hastalıkları daha çok başlangıcında sağaltır; bu nedenle adı mahallenin dışına çıkmamıştır. Bana gelince, ben damarları deler, ilaçları yazar, tene masajlar yaparım. Bu nedenle adım zaman zaman dışarı çıkıp efendilerin kulağına kadar ulaşır.Eh, biraz hayal eklediğimiz merkeze de bu hikâye yakışır mı dersiniz? Yoksa bambaşka bir senaryo mu olmalı? İşin içinde biraz hayal de olduğundan, konuyu geri sarmak olası. Peki, hayal bunun neresinde derseniz? Birçok noktada, yukarıda yazdıklarım ve fazlası gerçekleşmiş bir durumda zaten. Belki bazıları için bir hayal. Ama bazı şeyleri başarmak için hayalde etmek gerekmez mi? Olası ihtiyaçları önceden belirlemek gerekmez mi? Çalıştığımız kişilerinde bu hayali paylaşması gerekmiyor mu? Bu yazıyı yazmadan evvel yıllar öncesine ait notlarımı karıştırdım. Dönemin imkânsızları, bugün birer standart olmuş.O dönemde farklı yerlerde yapılan uygulamalar ya aynen yerini korumuş, ya da çok farklı formatlar içerir olmuşlar. Sonuçta gelişen hep perakende olmuş. Amaç daha iyi olmaksa perakende için de bunu başarmak zorundayız. Günümüzün müşterileri de farklı. Ve farkı fark ettirmek giderek zorlaşıyor. Hayal ya da gerçek, bir İngiliz atasözünün dediği gibi Kazanan her şeyi alır. Bize de kazanmak ve kazandırmak kalıyor. İyi kalın...
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive