Eklenme Tarihi : 17 Mayıs 2010 Pazartesi
Mehmet Akalın

Bibinin Günlüğü

Ben Börte Berra. Kısaca bibi diyor annem ve babam. Dünyaya geleli 5 ay oldu. Daha 22 günlüktüm AVM dedikleri bir yere gittim.


Duygularımı sizler gibi cümlelerle ifade edemiyor olabilirim, ama benim gözlerim hayatın tüm gerçeklerini anlatmak için yeterli. Daha ileri gideyim: Bir bebeğin gözlerinde aradığınız bütün soruların cevaplarını bulabileceğinizin garantisini verebilirim size. Senin ve benim aramdaki tek fark benim konuşamıyor olmam. Yoksa en az senin kadar akıllı, güzel veya yakışıklı, duygusal biriyim. Hatta, büyüdüğümde seni sollamam kuvvetle muhtemel. Dolayısıyla kendini benim yerime rahatlıkla koyabilirsin sayın okur. Henüz beş aylık bir bebeğim. Kendini benim yerime koy, bütün gün sırt üstü yatmaktan, aynı lezzetsiz mamaları yemekten, her laf atana gülmekten, tepinmekten, altını ıslatmaktan, ağlamaktan, reklamlar çıktığında pür dikkat kesilmekten, annemin kucağında aynaya bakıp sanki çok enteresan bir şey görüyormuş gibi şaşırmaktan, bütün gün üşütmemem için hapsedildiğim evin içine tıkılmaktan, tam ilgi alaka beklerken gelen telefonlar yüzünden ilgisiz kalmaktan, beni güldürmek için söylenen anlamsız kelimeler ve sesleri dinlemekten sen olsan sıkılmaz mıydın? Bu sıkıcı hayatın dışında, gerçekten eğlendiğim yeni bir dünya keşfettim: Alışveriş Merkezleri. Bu itirafım, alışveriş merkezlerini sadece para harcayarak mutlu olan, eşya çılgınlığı içinde boğulan insanların mekanı olarak görenlere kapak (bu kelimeyi babam çok kullanıyor, umarım kabalık etmiyorum) olacak mahiyette. Alışveriş merkezinde geçirdiğimiz süre içerisinde annemin babamın benim için aldıklarına mutlu olmuyor değilim elbette, ancak aldıkları o canım giysiler bir hafta sonra bana dar geleceğinden bu sevincim çok uzun sürmüyor takdir ederseniz. Benim derdim insanlarla ve mekanla... Yürüyen merdivenler mesela... Beni bir yürüyen merdivene bağlasalar ve sabahtan akşama kadar bir aşağı bir yukarı inip çıksam sıkılmayacağıma yemin edebilirim. Bana göre yürüyen merdivenler insanoğlunun icat ettiği en gelişmiş oyuncak türü. Siz büyüklerin onları katlar arasında geçişi sağlayan bir araç olarak kullanmanız ise ne garip. Bir başka favorim, -siz her ne kadar çocuk oyun alanları olduğunu düşünseniz de- vitrin mankenleri. Büyüyünce bir vitrin mankeni olabilirim mesela, düşünsenize mağazanın en gözde kıyafetleri ilk kez sizin üzerinizde. Ne o saçma mı geldi, peki öyleyse.Yemek alanlarına da bayılıyorum, siz büyükler açken dünyayı unutuyorsunuz ve dışardan çok keyifli görünüyorsunuz. Ama ben yine de, her alışveriş merkezine bebek mama sandalyesi koymayı akıl eden deha, neden bir mama dükkanı açmayı akıl edememiş merak ediyorum doğrusu. Böyle bir yer olsa, biz de annemizin saatler öncesinden hazırlayıp çantaya koyduğu o soğumuş, hafif ekşimiş mamayı yemek zorunda kalmazdık belki. Bugün burada, sizlerin gözleri önünde, büyüdüğümde alışveriş merkezinin food-courtundaki bütün yemeklerden tadacağıma söz veriyorum. Bunu ancak bir başka bebek anlayabilir.Hepsi bir yana, en güzeli ne biliyor musunuz? Sebebi her ne olursa olsun, alışveriş merkezindeki insanların mutlu görünmeleri... Alışveriş merkezinde karşılaştığınız insanlar hastanedeki, sokaktaki, otobüsteki, hele hele trafikteki insanların yüzlerine hiç benzemiyor. Benim yüzümde hep aynı tebessüm var, ama dışarıda kimse bunu fark edip de bakmıyor.Ama alışveriş merkezinde aynı tatlı tebessüme yüzlerce insan sevgiyle gülümseyerek karşılık veriyor. Hatta bebek arabasıyla gittiğimiz zamanlarda, bazen bizi durdurup beni öpenler bile oluyor. Bu durum kendimi iyi hissettirmiyor desem yalan olur. Ha bu arada, bebek arabası demişken, alışveriş merkezlerinin otoparkına bebek arabası kiralama reyonu açsalar da bizimkiler o kocaman arabayı her defasında bagaja nasıl sığdıracağız diye uğraşmasalar nasıl olur acaba?Tamam kabul ediyorum; oyuncakları, oyun alanlarını, çocuk mağazalarını çok seviyorum. Ama siz bilmeseniz de, biz çocuklar büyüklerin dünyasında yerimizi almaktan daha mutlu oluruz. Mesela, belli bir yaşa gelip de derdimizi anlatmaya başlayana kadar sinemaya giremiyoruz. Ağlamamızdan ve siz büyükleri rahatsız etmemizden korkuyorlar. Buna bir çare bulamaz mısınız? Hani siz büyüklerin çok sık söyledikleri bir şey var: İçinizdeki çocuğu yaşatın, falan gibi bir şey. Gerçekten içinizdeki çocuğu ortaya çıkarın, bakın bizim için daha ne güzellikler keşfedeceksiniz.NOT: Yine de ben her koşulda insanoğlunun en büyük icadının yürüyen merdiven olduğunu düşünüyorum.Written by Berroş
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive