Bir Yıl Nasıl Geçti? Sektörün Önemli İsimleriyle 2007'yi Değerlendirdik...

Sevinciyle üzüntüsüyle ömrümüzden bir yılı daha harcadık. Perakende sektörü de yıl boyunca kimilerini sevindiren, kimilerini üzen birçok gelişmeye sahne oldu

Eklenme Tarihi : 15 Ocak 2008 Salı
bir-yil-nasil-gecti-sektorun-onemli-isimleriyle-2007yi-degerlendirdik
Geride bıraktığımız 2007 yılı, kısa dönemde yaşayacağımız birçok değişimin hazırlığının yapıldığı ve şartlarının olgunlaştığı yıl olarak hatırlanacak Değişim perakendenin birçok alanında hissedildi. Ulusal, uluslar arası ve yerli markalar satın almalar ve yeni şubelerle büyümesini sürdürürken, alışveriş merkezleri ve teknoloji marketleri yatırımlarında patlama yaşandı. Yılı bitirirken Perakende Bilgi Evi de biraz değişimin iyi olacağını düşündü ve Perakende.orgun tasarımını ve içeriğini yeniledi. Yayına başladığı günden itibaren sektörün en hızlı yayın organı ve perakendecilerin açılış sayfası olan Perakende.org yenilenen özellikleriyle etkisini daha da artırdı. Sektörün tepe isimlerinin, şirket sahipleri, meslek örgütü başkanları ve profesyonel yöneticilerin 2007 yılı nasıl geçti birlikte bakalım... TPF Başkanı Şeref Songör2007 yılı perakende sektörü açısından, hem olumlu hem de olumsuz bir takım gelişmelerin yaşandığı bir yıl olarak kayıtlara geçti. Olumlu olarak değerlendireceğimiz gelişmeler, geleneksel perakendecilerin, kurumsallaşma çabaları içine girmeleri, işlerini fiziksel olarak büyütmek yanında, nitelik olarak da büyütmeye çalıştıklarıdır. Bu konuda federasyonumuz aracılığı ile de önemli çalışmalar yapıldı. 2007 yılının olumsuz taraflarına gelince, öncelikle yoğun rekabet sonucu karlılıkların azalması, maliyetlerin yükselmesi ve ciroların geçmiş dönemlerde olduğu gibi, yüksek miktarlarda artış göstermemesi olumsuzluk olarak sayılabilir. Genel olarak değerlendirdiğimizde 2008 yılında sıkı bir ekonomi politikasının izleneceğini görüyoruz; bu da harcamalarda bir daralma olacağını gösteriyor. Geleneksel perakendeciliğin sektördeki payının organize perakendeye daha hızlı dönüşeceğini düşünüyoruz. 2008 yılında rekabetin yüksek ve kârlılığın düşük olacağı görülüyor. Sektörde konsolidasyonların devam edeceğini düşünüyoruz. Bununla beraber işini güzel yapan, müşteriyi iyi anlayan, analitik düşünerek yerel çözümler üreten markaların başarılı olacağına inanıyoruz.Türkiye Perakendeciler Federasyonu ve perakende derneklerimiz yıl boyunca sektörü geliştirmek adına önemli çalışmalar imza attılar. Perakende sektörü, geçtiğimiz yıl organize kanadında önemli bir büyüme süreci gerçekleştirdi. Perakendeciler kendi içlerinde organik büyümelerini hızlandırırken, inorganik büyümelerde yaşandı, satın alma ve birleşmelerle ortaya daha güçlü firmalar çıktı. Tüketicilerin tercihlerinin de artık organize perakendeye kaydığını düşünüyorum. Tüketici, organize perakende markalarını daha çok tercih etmeye ve kayıt dışı ekonomiye prim tanımamaya başladı. AMPD Başkanı Nuşin Oral2007 organize perakendenin yanı sıra bir çok sektör adına yatırım yılı oldu, 2008 yılı yoğunlukta olmak üzere önümüzdeki 3 yıllık dönemde yatırımların artarak devam etmesini bekliyoruz. Türkiye'de her 1000 kişiye 48 metrekare, Yunanistan'da ise 125 alışveriş merkezi düşüyor. Önümüzdeki yıllar, alışveriş merkezi yılları olacak. Bu da sektörün organize hale gelmesinde çok önemli bir rol oynuyor. Çünkü bu merkezlerdeki perakendecilik yüzde 99.7 oranında kayıt içi. Merkezlerin belirli bölgelerde sıkışmaması için yatırımcıya da önemli rol düşüyor. Projelerde bölgedeki alışveriş yapım yoğunluğunu dikkate almak lazım. Yoksa ileride bazı alışveriş merkezleri atıl duruma gelebilir. İstanbul PERDER Başkanı Erdal Tüfekçi2007 yılının rekabete hazırlanma yılı olarak değerlendirilmesi ve 2008 itibarıyla da rekabetin sektörümüzde daha yoğun yaşanacağını her platformda belirtmiştik. Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durum bunu açıkça ortaya koymaktadır. Tüm ileriyi gören girişimciler küresel ekonomide ki gelişmeyi, değişmeyi ve ülke ekonomisinin globalleşme sürecine bakarak önümüzdeki süreci planlayabilme, gerekli argümanları üreterek yoğun rekabet dönemine şirketlerini hazırlayabilme basiretini gösterebilmişlerdir.Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir diye bir deyimimiz var, 2007 yılı değerlendirmesini yaptığımız geçen yılki yazımızda bazı önemli konulara dikkat çekmiştik bu noktaları kısaca hatırlatmak istiyorum; - Tedarik zinciri yönetimi, mal çeşitliliğinin optimizasyonu ve müşteri yönetim sistemleri şirketlerin karlılığını artırıyor. Teknoloji, bu unsurların doğru uygulanmasında etkili bir araç olma özelliği taşıyor.-Karlılığı etkileyen faktörler teknolojiyi, doğru zamanlamayı ve demografik yapıyı doğru analiz etme olarak nitelendirebileceğini, -Şirketlerin büyümesinde fiyat yapılarından çok sadakati kazanılmış müşteri (sadık müşteri) önem taşıdığını, -Farklılaşmak gerektiğini,-Perakendecilerin Markalaşmaya yöneleceklerini belirtmiş, çalışma stratejisi belirlendikten sonra kârlılığı, hangi müşteri grubuna odaklanmalı, ürünleri ne fiyattan, nerede, kime, nasıl satmalı, kimden hangi girdiyi ne kadar, ne sıklıkla temin etmeli, stoku nerede ve ne kadar tutmalı, ürünü müşteriye nasıl ulaştırmalı; nasıl yönetmeli, insan kaynaklarını verimli nasıl verimli kullanmalı, departmanlar arası hızı, iletişimi daha nasıl etkin hale getirmeli, olası risklere karşı nasıl önlemler alınmalı sorularına cevapların belirleyici olacağını belirtmiştik. 2007 yılı hem ekonomik hem de siyasi açıdan oldukça hareketli bir yıl olarak geçmiştir. Yerel zincirler kurumsallaşma ve birlikte hareket etme konularında ciddi adımlar atmışlar, aile şirketlerinin kurumsallaşamadan ayakta kalamayacaklarını anlamışlar insan kaynaklarını etkin kullanmadan lojistiğe, kamu kurumlarına karşı vazifelerini daha iyi yerine getirebilecek çalışmalardan hijyen yönetimine, görsel ve yazılı basında daha fazla yer almaktan marka imaj çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede önemli gelişmeler yaparak geleneksel şirket yönetimi anlayışından profesyonel yönetim anlayışına adım atarak ciddi mesafeler almışlardır. Mevcut olan şirketler daha uzun yıllar sektörde varlıklarını devam ettirebilmenin yollarının yenileşmekten, fark yaratmaktan, rekabet edebilmek için güç birliği yapmaktan, profesyonel kişi ve kurumlarla çalışmaktan geçtiğini önemli oranda anlamış bulunmaktadırlar. Bu durum sektörümüz için önemli bir zihinsel uyanıklığa işaret etmektedir. Organize perakende sektöründe nielsen in verilerine göre özellikle yerel zincirlerin konsepti olan 400 1000 m2 ölçekli marketlerin büyüme trendini devam ettirdikleri görülmektedir. Ülkemizde yaşanan ve gittikçe ağırlaşan rekabet şartları içerisinde orta marketlerin büyüme trendlerini sürdürüyor olmaları tesadüfle açıklanacak bir olgu değildir. Sektörümüz 2006 ve 2007 yıllarında yapmış oldukları örgütlenme, birlikte ortak hareket edebilme kabiliyetlerini geliştirme, kurumsal çalışmalara ve marka değeri yaratma konularına ağırlık verme, profesyonel ve hızlı hareket etme, innovatif çalışmalara ağırlık verme konularında ki yatırımları ve girişimleri meyvelerini vererek 2008 yılına organizasyonlarını daha sağlıklı, daha rekabet edebilir, gelecekten daha umutlu birer yapıya dönüştürmüşlerdir. Bu gelişmeler ülke ekonomisinin lokomotifi olan organize perakendeciliğin ülke ekonomisine daha büyük katma değer sağlayacağına olan inancımızı pekiştirmektedir. TGDF Başkanı Şemsi KopuzTürkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu'nun yürürlüğe giren KDV indiriminin sektörde memnuniyetle karşılandığı bir yıl oldu 2007 . Şimdi bu yıl itibariyle TGDF'nin yaklaşık 1.5 yıldır süren çalışmalarının ikinci aşamasına geçeceğiz. İndirim kapsamına yeni ürünlerin katılması ve halkın güvenli gıda bilincinin yükselmesinin birbirine paralel bir süreç. Yapılan düzenleme ile girdi ve çıktıda KDV büyük oranlarda eşitlendi. Bu da sektör üzerindeki finansman yükünü önemli ölçüde azalttı ve aynı oranda tüketici fiyatlarına yansıttı. Halkımız bu indirimi takip eden zaman sürecinde ambalajlı gıda ile açık gıda arasındaki azalan fiyat farkını görerek ambalajlı gıda tüketimine yönelmeye başladı. Yılbaşı itibarıyla gerçekleşen yeni indirimlerle, halkımızın güvenli gıda bilincinin gelişerek artacağına inanıyorum. BMD Başkanı Ali Murad KızıltaşÖzellikle büyük şehirlerin belli bölgelerinde inanılmaz yoğunluk yaşanmaya başlandı. Önümüzdeki bir yıl içinde Büyükdere Caddesinde 10 kilometrelik bir hat üzerinde 10 tane alışveriş merkezi görülüyor. Beylikdüzü'nde 20'den fazla AVM yapıldı. Şu anda yarısından çoğu boş duruyor, açılmış olanlar da çalışmıyor. Yerel yöneticilerin AVM'ler konusunda trafik, nüfus ve en önemlisi satın alma gücünü göz önünde bulundurulması gerekiyor. Yoksa önümüzdeki 2 sene içinde inanılmaz şeylerle karşılaşacağız. Hiç kullanılmayan, atıl AVM'ler olacak. Bunların büyük çoğunluğu sonunda hastane, otel, okul gibi yerlere dönüştürülecek. Şu anda yaşadığımız en büyük sıkıntı, peş peşe birbirine çok yakın çok sayıda AVM açılması. Bunların hepsi birbirini baltalayarak geliyor. Alkaş Danışmanlık Genel Müdürü Ercüment AlptekinDoğru yatırım için önce hedef kitleyi doğru belirlemek gerekiyor. 2007de şunu gördük ki; alışveriş merkezleri son dönemde cadde mağazalarının rakibi olmaktan çıktı ve birbirinin rakibi olmaya başladı. Önceki yıllarda böyle bir duruma alışık değildik. Oyuncu sayısı arttığı için detaylar öne çıkmaya başladı. Verimli çalışabilen ve merkezini ziyaret edenlerin neler beklediğini doğru tahlil edenler ayakta kalacak, diğerlerini ise zor günler bekleyecek. Adese AVM Genel Müdürü Ramazan Keser 2007 yılı içinde altyapı, network, yazılım, donanım, insan kaynakları plan ve programları, endüstriyel et üretim ve entegre tesisleri ve lojistik gibi konularda ciddi bir altyapı yatırımı gerçekleştirdik. 2007 yılı gerekli atılımları yapacağımız sıçrama tahtasını hazırladığımız bir yıldı. Bu yıl ise özellikle İstanbulda açacağımız mağazalarla ve yeni yatırımlarla bu payı artırmak, dürüst ve güvenilir perakendeciliği tüm Türkiyeye yaymak istiyoruz. 2008de İstanbul HayatPark ve Sahrayıcedit, Ankara Gölbaşı ve İzmit NCity olmak üzere yedi büyük yatırım gerçekleştireceğiz. Orjin Grup Eş Başkanı Zafer KurşunBir kentin dünya çapında marka haline gelmesinde alışveriş merkezi yatırımlarının önemine inanmamız gerekiyor. İyi projeler, içinde yer aldığı bölgenin kentsel altyapısının gelişimine katkıda bulunuyor. Biz, İstinyeParkı herkesin aradığı her şeye ulaşabileceği bir yaşam ve kültür merkezi olarak tasarladık., İstinyeParkın yılda 1 milyar YTL ticaret hacmi gerçekleştirmesi, devletimize yılda yaklaşık 150 milyon YTL vergi ödemesini sağlayacaktır. İnsanları alışveriş için Türkiyeye çekmek ve ülke turizmine de bu yolla hizmet ediyor olmak bizim en önemli hedeflerimizden biri. Seven Hill Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin ÖzbekAlışveriş merkezi yatırımları, nüfusa göre değil, kişi başı düşen gelire göre yapılmalı. Ben bu konuda karamsarım, bence yatırımların çoğu yanlış yatırımlardır. İşin sonunda zararı sektörde tutunmaya çalışan yerli markalar görecektir çünkü kiralar inanılmaz yüksek. Biz kendi markamızı bu açmaza sokmuyoruz, mantıksız projelere dahil olmuyoruz. Cevahir AVMdeki mağazamızı verimsizliği nedeni ile kapattık. Sadece bulunmak için bir merkezde olmayı ben doğru bulmuyorum, kazandırmayan verimsiz bir mağazayı niye sırtımda yük olarak taşıyayım? Maalesef yeni açılan alışveriş merkezlerinin yüzde 70i bu şekilde iş yapmayan mağazalarla dolu. Mallart Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Engin YıldırımAlışveriş merkezlerinin çoğalmasına paralel olarak marka olmanın yolu alışveriş merkezinde yer almaktan geçer oldu. Doğrular üzerine kurulmus alışveriş merkezi, doğru insanların elinde bir kimlik, bir ruh kazanarak hayat bulur ve uzun yıllar başarıyla iş yapar. Başarılı bir alışveriş merkezi projesi için öncelikle 'Doğru lokasyon, doğru konseptin belirlenmesi, doğu mağaza karması ve doğru yönetim' şart. Mevcut alışveriş merkezlerinden bir çoğu da birbirine benzer ürünleri tüketiciye sunuyor. Yatırımcıların önce şunu sorması gerek; Benim ürünümü ya da hizmetimi farklı yapan nedir? Eğer verdiğiniz cevap, değil çevrenizdekileri, sizi bile tatmin etmiyorsa tüketicinin gözünde herhangi bir mekansınız. Farklılaşmanın yolu 'farklılığın iletişimi'nden gelir. Büyük çabalar ve yatırımlar ile oluşturulan, şirketi veya ürünü farklılaştıran özelliklerin tüketici algıları çerçevesinde en doğru şekilde duyurulması, iletişim faaliyetlerinin etkin biçimde gerçekleştirilmesi olayın en önemli aşaması olarak görülmeli. Herkes etkinlik düzenler, ancak bunları yapmaktan çok duyurabilmek ve anlatabilmek önemlidir. Batı Karadeniz PERDER Başkanı Niyazi Güneri2007 yılının ikinci 6 ayında ekonomide ciddi anlamda daralma yaşandı. Bu sıkıntı tüm sektöre yansımakla birlikte bizi de ciddi anlamda etkiledi. Geçen yıl Batı Karadeniz Perder üyesi şirketler kendi dağıtım ağlarını oluşturmak için bir oluşuma başladı. 2008in hem bizim bölgedeki projelerimizin gelişimi, hem de yerli perakende markalarımızın ülke çapındaki gelişimi açısından hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bursa PERDER Başkanı İbrahim Özhan2007 yılı yerel perakendeciler açısından çok verimli bir yıl olmadı. Özellikle yılının sonuna doğru sektörde ciddi anlamda bir daralma gerçekleşti. Ancak güzel çalışmalar da oldu. Türkiye Perakendeciler Federasyonunun ve bölgesel derneklerimizin yaptığı çalışmalar doğrultusunda, yerel perakendeciler bir çok konuda bilinç sahibi oldular. Özellikle ortak giderler konusunda İstanbul PERDERin yaptığı çalışmalarla, küçük önlemlerle ana maliyetlerimizi ciddi oranda düşürebileceğimizi gördük.Geçtiğimiz yıl yerel marketler açısından olumlu birleşmeler oldu. Bireysel rekabet yerine, oluşturulan sinerjiyle daha güzel sonuçlar çıkacağını gördük. Bu birleşmeler bizleri sevindiriyor. Umarım bu yıl bu anlamda daha güzel gelişmeler olacak. 2008 yılı sektör açısından süprizlerle dolu bir yıl olacak. Özellikle Migrosun satışının tamamlanması dengeleri değiştirecek. Ancak büyük olasılıkla bu sektörü olumlu etkilemeyecek. Bugünkü tabloda, Migrosu yabancı sermeyeli bir şirketin alacağı ortada. Biz de yapacağımız çalışmalarla bu olumsuz etkiyi minimuma çekmeye çalışacağız. Ege PERDER Başkanı Vahdet SarıkayaÜlkemizde, uluslararası sermayenin yatırım yaptığı üç önemli iş kolundan biri perakende sektörü. Son verilere göre yıllık hacmi 70 milyar dolar olduğu tahmin edilen sektörde yabancı oyuncuların sayısı ve sektördeki pazar hakimiyeti her geçen gün artıyor. Özellikle son on yılda yaşanan bu hızlı değişim organize olamamış yerel perakendecileri zorluyor.Büyük alışveriş merkezleri ile ülkemize gelen yabancı sermayenin, indirim mağazacılığı adı altında sokak aralarına küçük mağazalar açmaya yönelmesi yasal boşlukların bir sonucudur.İzmir, sektörde yaşanan bu hızlı değişimin öncülüğünü yapan illerin başında geliyor. Artan maliyetlere rağmen yapılan indirimli satışlar, özellikle kısıtlı sermeye ile dönmeye çalışan yerel perakendecileri zorluyor. Ulusal ve uluslar arası yatırımların pazardaki payı her geçen gün artıyor. Rekabetin tamamen fiyata endekslenmesi hizmet ve ürün kalitesinin düşmesine neden oluyor. Mevcut durum, operasyon maliyetlerinin minimize edilmesinin önemini ortaya koyarken perakendeciler bu konuda maalesef yeterli performansı gösteremiyor. Bireysel olarak ulusal ve uluslar arası sermaye ile rekabet etmenin mümkün olamayacağının 2007 yılında çok net bir şekilde hissedilmiş olmasına ve bu konuda yapılması gerekenlerin bilinmesine rağmen gerekli adımların atılamıyor olması oldukça üzücü. Sonuç; aynı çatı altında bir araya gelme arayışlarımıza hız vermeliyiz. Kurumsal, güçlü sermaye şirketleri oluşturmalıyız. Çünkü bu konuda zaman maalesef aleyhimize çalışıyor. Karadeniz PERDER Başkanı Fevzi PINAR2007 yılını da hayırlısı ile geride bıraktık. Yılın başlangıcı diğer yıllardan farklı olarak hızlı ve verimli idi. Patlama beklediğimiz yaz ayları da diğer yıllardan farklı ve durağan geçti. Yılın sonları ise bayramlara ve yılbaşına rağmen oldukça verimsiz geçti.2007 yılında hükümet enflasyon hedefini tutturamayıp yüzde 4 yerine yüzde 8,5 gibi bir rakamla kapattı. Olmayan paraların, gelecekte elde edilebileceği umulan gelirlerden harcamaların sonu kişisel bütçelerin iflasına sebep olmaktadır. 2008de olan müşteri kaçırılmayacak, yeni müşteriler için savaş daha da kızışacak, rekabet stratejileri kârlılığa engel olacak. Bu durum bir yandan zor durumda ve değerli pozisyondaki müşteriye kolaylık sağlarken bir yandan da büyük sermayeli kuruluşların küçükler zor durumda kaldıkça ekmeğine yağ sürecektir.Strateji 2008 için bırakın büyümeyi, kâr artırmayı, yeni yatırımları; yaşamak için mücadele edeceğimiz zorlu bir yıl olacak. Zor bir yıla Çivi çiviyi söker mantığı ile üzerine giderek gireceğiz. Zorlukları büyüyerek aşmaya, tehlikeleri fırsatlara çevirerek bertaraf etmeye çalışacağız. Herkese başarılı ve verimli bir yıl olmasını diliyorum MEYED Başkanı Aziz Ekşi2000-2006 yıllarının rakamsal verilerine baktığımız zaman işlenen meyve miktarı artış oranı yüzde 34, tüketime hazır meyve suyu üretimi artış oranı yüzde 160, kişi başına meyve suyu vb. içecek tüketimi artış oranı yüzde 84 oldu. Bununla birlikte ihracat artış oranı yüzde 145 olurken ithalat artış oranı yüzde 452 oldu. Sektördeki büyümeyi etkileyen başlıca faktörler arasında sağlıklı beslenme bilincinin, basının etkisi ile giderek yaygınlaşması ve bu çerçevede meyve ve sebzenin öneminin vurgulanması, içecek kategorileri arasındaki farkın anlaşılması, yaratıcı içecek tasarımları ve tüketicinin satın alma gücünün artması geliyor. 2008de yeni oyuncuların katılması ile meyve yetersizliği daha da belirginleşecek ve bu durum meyve fiyatlarının artmasına yol açacak. Meyve fiyatlarındaki artış meyve suyu maliyetine yansıyarak meyve suyu tüketimine olumsuz etkisi olacak. Obezite ve antioksidan kavramları daha çok tartışılacak ve bu tartışmadan yüzde 100 meyve suyu lehine sonuçlar çıkacak. Meyve üretiminin artırılması ve yaygınlaştırılması için verilen çiftçi destekleri artacak. İthalat artışı, ihracat artışından daha fazla olacak ve ihracat lehine olan fark azalacak. SETBİR Başkanı Erdal Bahçıvan2007 yılında kuraklık etkisiyle tarım ürünlerinde fiyat artışı baskısı yaşandı. 2008de kuraklığın 2007deki kadar sıkıntılı olmayacağına yönelik beklenti içindeyiz. Dünyada da tahminler bu yönde. 2007de gıdayı ciddi derecede etkileyen genel durgunluğun 2008de geçeceğini umuyoruz. 2008 daha iyi bir yıl olacak.2007de yaşanan kuraklığın etkisiyle gerek dünya konjonktüründe, gerekse Türkiyede tarım ürünlerinde son yılların en önemli piyasası oluştu. Bu durum tarımsal ürünlerde çok ciddi anlamda bir fiyat artışı baskısı oluşturdu. Gıda sanayiinin yüksek ana girdi artışı nihai ürüne ve tüketiciye yansıdı ve su açığı kârlardan ciddi bir şekilde sübvanse edildi.Gıda sektörü ihracatta diğer sektörlerin yaşadığı sıkıntının çok daha fazlasını yaşadı. Bu yılın en önemli gelişmesi olarak gıdada yapılan KDV indirimini görüyoruz. Sektörün en önemli ve uzun vadeli makro beklentisinin tarım reform sürecinin hızlı bir şekilde gelişerek Türkiyenin temel ürünlerde verimliliğin baz alındığı bir fiyat rekabeti ile gerek iç piyasada gerekse ihracatta rekabet edecek boyuta gelmesi olduğunu düşünüyoruz. Bunun yolu da hala yeterli değişim göstermeyen tarımsal reformist bakış açısının değişmesinden geçiyor. PAKDER Başkanı Mehmet Tevfik DinçerBakliyat sektörü geçen yıl hasat mevsimini küresel ısınmadan kaynaklı verim kaybı ve bazı ürünlerde rekolte düşüklüğü sorunlarını konuşarak ve yaşayarak geçirdi. Baklagillerde; özellikle kırmızı mercimek, nohut ve pirinç dışındaki bütün ürünlerde, üreticilerimizden olumsuz sinyaller aldık. Özellikle baldo pirinç ekimindeki azalma bu yıl mart ayından sonra yükselmeye geçebileceği ve hasat dönemine kadar yetmeyeceğini öngörmekteyiz.Aynı şekilde İtalyada baldo pirinç üretiminin yüzde 20 daha az gerçekleştiği yönünde duyumlarımız var. Geçtiğimiz yılın aralık ayı ve bu yılın ocak aylarındaki yağışlar, bizi bu yıl ekimi yapılan tarımsal ürünlerdeki rekolteler için umutlandırdı. Global gelişmeleri göz önüne alırsak, gıda sektörünü zorlu bir süreç bekliyor. Bu açıdan sektörün daha güçlü bir yapıya kavuşması kaçınılmazdır. Kayıt dışılık geçmiş yıllara oranla azalmasına rağmen halen önemini korumaktadır. Denetim konusu sektörümüzde halen önemini korumaktadır. Bakliyat ve tarımsal ürünlerdeki açık ürün satışı, halen paketli bakliyat sektöründe, sektörel gelişmenin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Bazı ürünlerde KDV oranlarındaki yükseklik, kayıt dışılığa katkı sağlamaktadır. Özellikle pirinç ve bulgurda perakende noktasına kadar kdvnin yüzde 1lere çekilmesi, perakende noktasından sonra yüzde 8lerde devam etmesi, bakliyat sektöründe kayıt dışılığı yok etmede önemli katkı sağlayacaktır.Sektörün ABye uyumu konusunda çalışma yapıldığını ve bu konuda bürokrat ve teknokratlarımızın ciddi çabalar harcadığını ilgiyle izlemekteyiz. Bilindiği gibi, nüfusumuzun yüzde otuz beşe yakın kısmı geçimini tarımdan sağlamaktadır. İhracat gelirimizin yaklaşık yüzde on civarını tarımsal gıda ürünlerimiz oluşturmaktadır. Altyapısal sorunların aşılmasında, yasal düzenlemelerle birlikte, çitçilerimizin eğitilmesi ve bilgilendirilmesi, yapısal sorunların çözümü için planlama hayati derecede önemlidir.AB üyeliği konusunda ülkemizde artık kararlı bir siyasi irade vardır. Bu avantaj iyi değerlendirilmelidir. Türk tarımının bu süreçten çok yada hiç yara almadan geçebilmesi için somut ve titiz bir çalışma yürütülmelidir. Hükümetimizin başlattığı, tarımsal destekleme politikası olumlu bir girişimdir. Buğday, pirinç v.b ürünlere uygulanan prim desteği, diğer hububat ve bakliyat ürünlerine de uygulanmalıdır. Tarım ve tarıma dayalı sanayiinin entegrasyonu sağlanmalıdır.ABdeki tarım nüfusunun azaldığını, Türkiyenin de bu nüfusu çok kısa bir sürede azaltmasının beklendiğini biliyoruz, bunun için tarımdan çekilecek nüfusa yeni istihdam olanakları yaratılmalıdırSektörel sorunlarımızın aşılmasında, öncelikle rekoltelerde verim yüksekliği, gelişmemizle ilgili en önemli olgudur. Bu ve diğer sorunların aşılmasında ilgili bakanlık ve alt birimleriyle bilgi alışverişimiz ve görüşmelerimiz devam etmektedir. Ayrıca dernek olarak üniversitelerle işbirliği yapmaktayız.Üniversitelerimizin gıda bölümünde okuyan öğrencilerimizle birlikte, marketlerde, marka, fiyat, açık ve paketli ürünlerin satış ve etiketleme bilgileri konusunda çalışmalar yapmaktayız.Tarımsal yapının düzeltilmesi, uluslar arası rekabeti kaldırabilecek bir üretim dinamiğine kavuşma, ülkemiz ve geleceğimiz için son derecede önemlidir. Tarım sektörümüzdeki mevcut çarpıklıkların düzeltilmesi tarım alanındaki sorunların giderilmesi ülkemizin kalkınma dinamiğinin itici gücü olacaktır. Sarar Şirketler Grubu Başkanı Cemalettin SararHerkes İstanbulda ama Sarar 1944`den beri Eskişehirde. Türkiyede sanayinin dağılması lazım. Her kentin bir sanayisi olması lazım. Eskişehirin sanayisi hazır giyim oldu. Bu da Sarar sayesinde oldu. Bazı arkadaşlar ve ekonomistler 2008 yılı için karamsar olduklarını söylüyor. Türkiye karamsar değil. Korkmayın yatırımcı geliyor. Dünya buraya geliyor. Merak etmeyin. Fırsatlar ülkesi olan Türkiye dünyanın göz bebeği oldu. Biz korkmuyoruz siz de korkmayın. 2008 yılı verimli bir yıl olacak. Korkmak yok cesaret var. 2008 yılında güzel karlar yapacağız, devlete de vergimizi vereceğiz.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive