Bakliyatta tehlike çanları çalıyor

Türkiye’nin küresel ölçekte adını duyurduğu, üretimden ihracata dünya sıralamasında ilk beş içinde yer aldığı bakliyatta tehlike çanları çalıyor. Bakliyatta yaşanan üretim düşüşü son yıllarda sektörü tehdit ediyor

Eklenme Tarihi : 13 Haziran 2013 Perşembe
bakliyatta-tehlike-canlari-caliyor

Bakliyatın en fazla üretildiği bölgelerden olan Güneydoğu’da üreticilerin, sulu tarım imkânının artması ile daha çok verim alabileceği ve destekleme primleri daha yüksek ürünlerin ekimine yöneldiği görülüyor. Bakliyat ürünleri bu bölgelerdeki kıraç, verimliliği düşük arazilerde ekilirken diğer ekim alanlarında bakliyatın yerini mısır, ayçiçeği ve pamuk gibi ürünler alıyor.

Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Mahmut Arslan, geleneksel ürün ve en iyi ihracat kalemlerimizden olan kırmızı mercimeğin ekiminin desteklenmesi gerektiğini söyleyerek bakliyat ürünlerinin ekim alanlarının daralmasının 5 -10 yıl içinde Türkiye’yi ithalatçı konumuna düşürebileceğine dikkat çekiyor.

Bakliyatta destekleme primlerinin artırılması gerektiğini söyleyen Arslan, “Dekar başına 100-150 kilogram ürün alınan bakliyata 10 kuruş, dekar başına 500-600 kilogram verim alınan hububata 5 kuruş destek veriliyor. Teşvik bakliyatta hububata göre 2 kat olmasına rağmen çiftçinin eline hububat ekiminde daha fazla para geçiyor. Tarım Bakanlığı’nın geleneksel ürünler olan bakliyatı düşünerek dengeleri kurması ve havza bazlı destekleme yapması, çiftçiyi bu ürünlerin ekimine yönlendirmesi gerekiyor. Çiftçinin bu şekilde bakliyat ekiminden kaçması engellenerek baklagillerde en iyi ihracat kalemlerimizden olan kırmızı mercimeğin ekiminin desteklenmesi lazım… Çiftçi başka ürünlere yönelir ve bunların ekimine alışırsa tekrar dönüş yapmaz. Bu da dünyada rağbet gören ve en iyi ihracat kalemlerimizden olan kırmızı mercimeğimizin sonu olur, ancak kendi kendine yeten bir ülke konumuna düşeriz” değerlendirmesinde bulunuyor.

Mahmut Arslan, kırmızı mercimeğin en fazla üretildiği Şanlıurfa Ceylanpınar, Mardin’in Kızıltepe ve Viranşehir Ovası’nda GAB projesi ile sulu tarım imkânının artmasıyla beraber bu yıl bu alanlarda büyük miktarlarda mısır ekildiğini, mercimek ekiminin artık Batman, Kurtalan ve Diyarbakır’ın kıraç alanlarına kaydığını söylüyor. Bu yıl hasat zamanına yakın dönemde bölgede görülen aşırı yağışlar ve dolunun mercimeğe zarar verdiğini, dekar başına 70-80 kilogram ürün alınacağını tahmin ettiklerini söyleyen Arslan, mısır ve buğdayda ise bu yıl rekor bir rekolte artışı bekledikleri bilgisini veriyor.

Hububat ürünlerinde üretimin yüzde 15 -20’si ihraç edildiğini baklagillerde bu rakamın yüzde 50-60 civarında olduğunun altını çizen Arslan, “Üretimin azalmasının yanında faydalarının giderek daha çok öğrenilmesi nedeniyle dünyada bakliyat tüketimi her geçen gün artıyor. Son 20 yılın ortalamasına bakıldığında kişi başına 5 kilo olan bakliyat tüketiminin 6,5-7 kiloya yükseldiği görülüyor. Baklagillerin tüm dünyada tüketiminin artmasıyla ticari değeri de her geçen gün artıyor. Ayrıca baklagiller toprağın azot ihtiyacını karşılayan, toprağı koruyup verimi artıran, nadasa da ihtiyaç duyurmayan ürünler. Tüm bu nedenlerle ekiminin desteklenmesi gerekiyoe” diyor.

Türk bakliyat ürünlerinin Avrupa ülkelerinin tercih ettiği kalite ve aromaya sahip olduğunu, bu ürünlerin Kanada gibi ülkelerin ürünlerinden fiyat olarak daha yüksek olmasına rağmen tercih edildiğini anlatan Arslan, “Türkiye’nin geleneksel ürünleri ile dünyada rekabet edebilecek ülke sayısı oldukça az. Mercimek üretiminde dünyanın en büyük üreticileri içinde yer alan Türkiye, kabuli denilen İspanyol tipi nohut üretiminde de dünya sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Türk markalarının özellikle Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde her geçen yıl daha fazla talep görüyor. Türkiye’nin en büyük alıcılarının başta Orta Doğu ülkeleri olmak üzere Kuzey Afrika ve Ön Asya ülkeleri… En fazla ihracat yapılan ülkelerin ise sırasıyla Hindistan, Pakistan, Irak, Almanya, Suriye, Libya, Hindistan, Suudi Arabistan, Cezayir, Birleşik Devletler, Hollanda, İsrail ve Romanya. Sektör her geçen yıl ihracat yapılan ülke sayısını ve çeşitliliğini artırıyor. Birkaç yıl öncesine kadar girilmeyen Güney Kore, Filipinler, Malezya, Angola ve Gabon’a bugün iyi miktarlarda ihracat yapılıyor. Tarım sektörü olarak 180’i aşkın ülkeye bin 552 çeşit tarım ürünü ihraç ediyoruz. 2012 yılında yüzde 3,5 ‘lik büyüme oranıyla yüzde 2,2 büyüyen Türkiye ekonomisinin de üzerinde büyüme gerçekleştirdik. Devlet destekleri, çıkarılan kanunlardaki sürekliliğin sağlanabilmesi ve ürün çeşitliliğinin korunabilmesi tarım sektörünün geleceği açısından büyük önem arz ediyor. Tüm dünyada tercih edilirliği bu kadar yüksek olan Türk bakliyatına sahip çıkılması gerekiyor” diyor.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive