Rafların Taze Yüzü

Ülke ekonomisine ciddi miktarda katma değer ve istihdam sağlayan, ihracatta azımsanamayacak derecede payı olan kuruyemiş sektörü bugün 2,5 milyar dolarlık hacme ulaşmış dev bir dinamik... Biz de dosya konusu kapsamında kuruyemiş sektörünü tüm detaylarıyla mercek altına aldık

Eklenme Tarihi : 31 Aralık 2009 Perşembe
raflarin-taze-yuzu
Özlem ElgünFındık, badem, çamfıstığı, Antep fıstığı, ceviz ve diğerleri... Kuruyemişler, bilinen en eski besin kaynakları... Çerez olarak tüketildikleri gibi, mutfakta da yemeklere ve salatalara lezzet katıyorlar. Günlük beslenmemizde önemli bir yer tutmasalar da besin değerleri oldukça yüksek. Son yıllarda bir yaşam biçimine dönüşen sağlıklı beslenme olgusu, kuruyemişlerin günlük diyetimizin ayrılmaz bir parçası olması gerektiğine vurgu yapıyor. Önemli birer mineral kaynağı olan ve ölçülü tüketildiğinde kilo yapmayan bu ürünlerin yemek öncesinde az miktarda yenmesi, açlık hissini yatıştırıyor. Türkiye, adeta bir kuruyemiş cenneti. Ülkemizde kuruyemişçilik, başka hiçbir yerde rastlanmadık biçimde 'eğlencelik' adı verilen bir işkoluna dönüşmüş durumda. Geniş bir çeşitlilik gösteren kuruyemişler, tüm dünyada farklı büyüklüklerde ve biçimlerde yetişiyor. Kabuğu bütün, çıkarılmış ya da soyulmuş; çiğ, kavrulmuş, yağda kavrulmuş, tuzlanmış, şekerlenmiş, baharatlanmış veya paketlenmiş halde olabiliyorlar. Bazı çeşitleri ağaçta yetiştiği biçimiyle yenilebilirken, çoğunluğu saklanabilmeleri amacıyla kurutuluyor. (*)(*) Denizli Sanayi Odası, Kuruyemişte Yeni Metotların Uygulanması ve Kuruyemişin Sağlık İçin İyi Olduğuna Dönük Kampanya Projesi2,5 milyar dolarlık sektör Türkiyede 2,5 milyar dolarlık ciroya ulaşan kuruyemiş sektöründe yaklaşık 3 bin firma, 300 bin ton kuruyemiş üretiyor. Kişi başı 3 kilogram kuruyemiş tüketilen ülkemizde sektör ne durumda, Tüm Kuruyemiş Sanayici ve İşadamları Derneğini (TÜKSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Hüseyin Karapınardan öğrendikTUKSİAD kimler tarafından, ne zaman kuruldu? Şu anda kaç üyeniz var?Tüm Kuruyemiş Sanayici ve İşadamları Derneğini (TÜKSİAD) 2008 yılında kuruyemiş sektörünü kurumsal bir çatı altında toplamak amacıyla, sektörün önde gelen firmalarını bir araya getirerek kurduk. Sektörümüz önceleri ticaret odalarında meslek komiteleri olarak temsil ediliyordu. Merkezi Ankarada olan derneğimizin bünyesinde şu an 110 üye bulunuyor. Başta İstanbul olmak üzere farklı illerde şubeler açmayı, Türkiye ve dünya geneline hitap edecek bir sivil toplum kuruluşu olmayı hedefliyoruz. Derneğin amacı ve çalışmaları hakkında bilgi verebilir misiniz?Sağlam ve oturmuş gelenekleri olan kuruyemiş sektörümüzü, kaliteli ürünlerle hizmet verme anlayışıyla, dünyada köklü bir yere getirme çabası içerisindeyiz. Bunun yolu, ülkemizin sahip olduğu dinamikleri kullanarak, hızlı adımlarla markalarımızı ve çeşitliliğimizi tanıtmaktan geçiyor. Sektörümüz, tüketicilere yeterince lanse edilmiyor, markalarla desteklenmiyor. Biz de sektörümüzü hem yurt içi hem de yurt dışında büyütmeyi, Anadolu topraklarından çıkan yüzde 100 doğal ve farklı aromalara sahip ürünlerimizin gelişimine yüksek düzeyde katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Kuruyemiş sektörünün büyüklüğü hakkında bilgi verir misiniz? Bu sektörde faaliyet gösteren kaç firma var? Bunların toplam üretim kapasiteleri nedir?Kuruyemiş sektöründe toptan ve perakendeci olmak üzere yaklaşık 3 bin firma bulunuyor. Türkiyede kuruyemişin tüm çeşitleri, yaklaşık 300 bin ton olarak üretiliyor. Bu miktar dünya genelinde önemli bir yere sahip. Milli olarak da tanımladığımız fındık, üzüm, kayısı, incir, Antep fıstığı gibi ürünlerde dünya rekoltesinin büyük bölümü ülkemizde üretiliyor. Örneğin dünya fındık üretiminin yüzde 70i Türkiyede gerçekleştiriliyor. Bu oran 1970li yıllarda daha yüksek seviyelerdeydi. İspanya ve İtalyanın üretici ülke olarak pazara girmesi, daha sonra ABDnin de üretime başlamasıyla ülkemiz bu oranlara geriledi. Keza incirde de dünya rekoltesinin yüzde 90lara yakınını biz üretiyoruz. Üzüm, kayısı ve Antep fıstığı gibi ürünler de bunları takip ediyor. Ceviz üretiminde ise 1970li yılların başında dünyanın ilk beşi içerisindeydik. Ancak daha sonra tüfeklere dipçik yapmak ve mobilya sanayiinde kullanmak üzere kesilen ağaçlar yüzünden şu anda önemli miktarlarda ceviz ithalatı yapılıyor.Peki, yıllık kişi başı kuruyemiş tüketimi ne kadar?Ülkemizde kişi başı kuruyemiş tüketimi tahminen 3 kilogram civarında. Bu miktarı hızla yükseltip, insan sağlığına faydası tartışılmaz bu ürünlerin herkes tarafından bol miktarda tüketilmesini sağlamalıyız. Kuruyemiş sektörü ihracat konusunda ne durumda? Türkiyede kuruyemiş sektörü, 2.5 milyar dolarlık ciroya ulaştı. Bunun 500 milyon dolarlık kısmını yurt dışına ihraç ediyoruz. Sektörümüzün ihracat oranları her geçen yıl artıyor. Ayrıca bazı ülkelerden, ülkemizde yetişmeyen ya da yetişip de tüketime yetmeyen bazı ürünleri ithal ediyoruz. Yurt dışından ürün ithalatımızın oranı ise 150 milyon dolar civarında. Kısacası kuruyemiş sektörü, ülke ekonomisine katkı bakımından örnek alınması gerekenlerden... Diğer ülkeler bizim yakaladığımız damak tadını yakalayamıyor. Bu da Türk kuruyemişinin ön plana çıkmasına neden oluyor. Ayrıca sektörümüz tarımla direkt alakalı bir iş kolu. Tarımsal alanda yaşanan sıkıntılardan bire bir etkileniyoruz. Geçtiğimiz yıllarla kıyasladığımızda sektörümüz çok iyi noktalara doğru gidiyor. Eleme, kavurma ve paketleme konusunda teknolojiyi önemli ölçüde kullanıyoruz. AB uyum süreci içerisinde kalite, hijyen ve gıda güvenliği konularına hassasiyetle yaklaşıyoruz. Kaliteye eskiye oranla daha dikkat ediliyor, firmalar bu nedenle markalarına yatırım yapıyorlar. Kuruyemiş ihracatı arttıkça, bu hususlara daha çok dikkat ediyoruz. Ürünlerimizi dünyayı tanıma fırsatı buluyor, değişik ülkelerin damak tatlarını öğreniyoruz. Dünyanın bazı yerlerinde olup da Türkiyede olmayan ürünleri ithal ederek halkımızın hizmetine sunuyoruz. Kuruyemiş sektörünün son birkaç yılı nasıl geçti? Sektördeki en büyük sorunun ne olduğunu düşünüyorsunuz?Derneğimiz, üreticiler ve tedarikçi firmalarla diyalogunu sürdürüyor. Müstahsillerimiz, ürünlerini geleneksel usullerle üretiyor. Kalite ve rekoltenin yüksek olabilmesi için tohum çok önemli bir unsur. Müstahsillerimiz dağınık bir yapıda oldukları için tohum çalışmalarına gereken katkıyı sağlayamıyorlar. Bunun için hammaddemizi teşkil eden ürünlerin hibrit tohum çalışmalarını da tohum üreten firmalarla başlattık. İlk olarak sektörümüzün çok önemli bir çeşidini oluşturan çerezlik ayçiçeği hibrit tohum çalışması başlatıldı. Bize bu çalışmayı yapan firmanın yetkilileri, üç yıl sonra çerezlik ayçiçeği hibrit tohumunu piyasaya sürebileceğimizi bildirdi. Şayet bu çalışmalardan istediğimiz sonucu alabilirsek, sektörümüz açısından yeni bir dönüm noktası olacak. Hem kalite artacak hem de rekolte yükselecek. Bu yüzden maliyetlerin düşeceğini ve fiyatların uygun seviyelere ineceğini ümit ediyoruz. Hal böyle olunca iç piyasada hareket artacak, aynı zamanda ürünlerimizi dış pazara dünya fiyatlarından satma imkânımız doğacak. Tedarikçi firmalarla da piyasa şartlarına göre ürün üretmeleri ve hijyen ile insan sağlığı konularında bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Kavrulmuş, tüketime hazır ürünlerin raf ömürlerinin kısa olmasıyla ilgili, başta üniversiteler olmak üzere ilgili kurumlarla ortak çalışmalarımız başladı. Ürünlerimizin Türkiyede bol miktarda yetiştirilebilmesi için mutlaka üreticilere destekleme bedelleri ödenmeli. Sektörümüz aflatoksin problemiyle çok yoğun bir şekilde uğraşıyor. Hayata geçirdiğimiz projelerle ve sözcülük görevimizle üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirdiğimize inanıyoruz. Bundan sonraki aşamada devletimiz kurumlarının desteklemeler konusunda gerekli hassasiyeti göstermesini bekliyoruz. Üretimden başlayan bir kontrol ve mücadele mekanizması kurulmalı, her aşamasında üreticiyi ve tüketiciyi koruyacak tedbirler alınmalı. Ülkemizde şu anda sadece son satış noktaları denetlenebiliyor. Bu da haklı mücadelemizdeki çalışmalarımızı hedefe götürmüyor.Sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?Dünya hızlı bir şekilde doğal ürünlere yöneliyor. Bugün alternatif tıp alanında dahi kuruyemişin önemi anlaşılmış durumda. Bu da önümüzdeki yıllarda üzerimize daha fazla görev düşeceğini gösteriyor.Kuruyemişte rekabet kızışıyorSon zamanlarda, yılbaşının da yaklaşmasıyla kuruyemiş sektöründe oldukça yoğun bir rekabet yaşanıyor. Bu hızlı ve yoğun rekabetin arasında firmalara halihazırdaki çalışmalarını ve sektörde yaşadıkları sorunları sorduk Malatya Pazarı Genel Müdürü Engin BilgiKuruyemiş sektöründe bir asrı aşkın süredir faaliyet gösteren Malatya Pazarı, 1870lerde Malatyada Merhum H.Hüseyin Palancı tarafından kuruldu. 1940 yılında tarihi Mısır Çarşısında ikinci kuşak H.Çetin Palancı ve Merhum H.Metin Palancı tarafından devam ettirildi. Şu anda üçüncü kuşağın yönettiği firmamız, dördüncü kuşağı da içine alarak ilerlemeyi sürdürüyor. İstanbul Büyükçekmecede 7 bin metrekare, Zeytinburnunda bin 500 metrekare olmak üzere iki adet fabrikamız bulunuyor. Ayrıca Malatya, Aydın-Nazilli ve Giresunda kayısı, incir ve fındık işletmelerimiz, değişik bölgelerde ekim alanlarımız ve çalışmalarını büyük bir titizlikle yapan bir Ar-Ge ekibimiz mevcut. Büyükçekmece fabrikamız endüstriyel-ihracat faaliyetlerini sürdürürken, Zeytinburnu fabrikamız da geleneksel ürünler (kayısı, incir, fındık, fıstık) işliyor. Kuruyemiş sektöründe yaşanan en büyük sıkıntı, iç piyasadan sağladığımız badem, ceviz ve kabak çekirdeği gibi yerli ürünleri eskiden olduğu gibi rahatlıkla temin edemememiz... Tabii mevsimsel sıkıntıları da unutmamak gerekiyor.Nefisso Genel Müdürü Halil BakışganNefisso, 1960 yılında kuruldu. Son 3-4 yılda Nefisso adıyla paketli ürünlere girmesiyle markalaşma süreci daha da hızlandı. Türkiyedeki yıllık genel kuruyemiş pazarı 2,5-3 milyar dolar civarında. Bunun 450 milyon doları paketli ürünlerde, geri kalanı dökme... Biz de paketli ürünler pazarından pay alma çabasındayız. Gaziantepteki fabrikamızda günlük 10 ton ürün işliyoruz. Güneydoğu ve İç Anadoluda pazara daha hakimiz. Marmarada yeni yeni yapılanıyoruz, henüz bir bayilik oluşturmadık. Yurt içinde Carrefour, Real gibi ulusal zincirlerle, yurt dışında ise Almanya, Azerbaycan, İsviçre ve Ukrayna ile çalışıyoruz. Her sektörde olduğu gibi kuruyemiş sektöründe de rekabet çok yoğun ve hızlı. Bu anlamda PR ve reklam çalışmaları yapan kurumsal firmalar önde gidiyor. Bizim gibi KOBİ olmuş, yeni yeni büyüyen, markalaşma sürecindeki firmalar yoğunlukla kapasite artırımı, bayilik ve reklam çalışmalarına ağırlık vermiyor. Bayilerle ve yurt dışından gelen firmalarla buluşabilmek için fuarları kaçırmamaya gayret ediyoruz. Her sektörde olduğu gibi kuruyemiş sektöründe de merdiven altı dediğimiz üretim söz konusu. Bu, bizim için sorun teşkil ediyor. Bizim 60lı yıllardan beri belli bir pazarımız var. Büyük şehirlerde çok bilinmesek de Güneydoğuda ilk 3ün içerisindeyiz. Dolayısıyla hem kaliteli ürün üretmek zorundayız hem de yılların getirdiği marka güvenilirliğinden dolayı iyi hizmet vermemiz gerekiyor. Ceviz, badem ve mısır çerezi gibi ürünlerin bulunamayıp yurt dışından ithal edilmesi başlı başına bir sorun. Zaman zaman ithal ürünlerde de KDV veya gümrük sorunu yaşıyoruz. Bunların dışında sektörde çok büyük sıkıntılar olduğunu düşünmüyorum. Papağan Kuruyemiş Yönetim Kurulu Başkanı Kani Emekçi Ay çekirdeğinden fındığa, fıstıktan kuru üzüme, fındıktan kabak çekirdeğine, yer fıstığından leblebiye dek zengin bir yelpazede paketlenmiş kuruyemiş sunuyoruz. Papağan, 2002 yılından bu yana Emekçioğlu Grubu bünyesinde faaliyet gösteriyor. Hızla artan talebi karşılamak ve daha kaliteli ürün üretebilmek amacıyla Çorluda 40 bin metrekare açık ve 9 bin 500 metrekare kapalı alana sahip üretim tesisimizi devreye soktuk. En yeni teknoloji ile donatılan bu tesiste Avrupa standartlarına uygun, hijyenik ortamda üretim gerçekleştiriliyor. Güçlü dağıtım ağımızla ürünlerimizi tüm Türkiyenin yanı sıra aralarında Azerbaycan, Kosova, Romanya, Arnavutluk, Macaristan, Almanya, İsviçre ve Amerika Birleşik Devletlerinin de bulunduğu pek çok ülkeye gönderiyoruz. İnovatif yaklaşımımızla farklılaşıyoruz. Ay çekirdeği paketlerinin yanında verdiğimiz çöp poşetleri ya da ürünlerin açıldıktan sonra bayatlamasını engelleyen Keeper uygulaması, birer ilk olarak ve sektörde yenilikçi bir girişim olarak dikkat çekiyor. Geçen yıl en büyük sıkıntımız küresel ısınmaydı. Kuraklık nedeniyle kaliteli ürün bulma konusunda zorlanıyorduk. Bu yıl yağmurlu geçtiği için daha rahat ve kaliteli ürün bulabildik. Doğrudan tarımdaki gelişmeler kuruyemiş sektörünü de etkiliyor ama öte yandan dolaylı olarak tarım ürünleri kalitesinin yükselmesine de katkıda bulunuyoruz. İyi ürünün iyi para ettiğini gören üreticiler bu ürünlere yöneliyor, bu da tarımımızdaki kaliteyi çok olumlu anlamda etkiliyor. Kapalı alanlara getirilen sigara yasağı da kuruyemiş sektörüne olumlu bir katkı yaptı. Etkilerini henüz yavaş yavaş görüyoruz ama kuruyemiş sektörünün orta vadede sigara yasağı nedeniyle yüzde 15-20 oranında büyüme göstermesini bekliyoruz. Peyman CEOsu Ayhan GüneşPeyman, Eskişehirde kuruyemiş sektörünün önde gelen üretici 3 ailesinin, yaklaşık 50 yıllık deneyimini bir araya getirmesiyle 1995 yılında kuruldu. Tamamı Türk sermayesi olan Peyman, ilk paketli kuruyemiş üretimine 2000 yılında başladı ve 2004 yılı itibarıyla tüm çeşitlerde paketli üretime geçti. Kuruluşundan bugüne kadar 15 milyon euronun üzerinde yatırım yapan Peymanın sektördeki büyüme çalışmaları artarak devam ediyor. Türkiyede 350-400 milyon dolar civarında olan paketli kuruyemiş pazarında Peyman, yüzde 20lik bir paya sahip. Yıllık 12 bin ton üretim kapasitesine sahibiz. Yeni yatırımlarımızla birlikte, 2010 yılında üretim kapasitemizi yüzde 25 artırmayı hedefliyoruz. Ürün gruplarımız klasik kuruyemiş, doğal meyve barları ve kuru meyveden oluşuyor. Klasik kuruyemiş markamız Dorleo, ay çekirdeği markamız ise Çitliyo. Yeni yılda yeni ürün grupları ve markalarımızı tüketicimize sunuyor olacağız. Peyman olarak, ceviz, Antep fıstığı ve fındık başta olmak üzere tüm kuruyemiş ve kuru meyve alımlarımızda, gıda kodeksinin gerektirdiği standartlara uygun alım yapmak için kendi laboratuarlarımızda teknik analiz işlemleri uyguluyoruz. Gıda tüzüğüne uygun olmayan ve risk taşıyan hiçbir hammaddeyi işleme tabi tutmuyor ve alım yapmıyoruz. Aflatoksin, kuruyemiş çeşitlerinde hasattan itibaren ürünlerin yanlış depolama ve yanlış kurutma işlemleri esnasında oluşabilen bir küf çeşidi. Peyman olarak hammadde tedarik ederken bu konuya büyük hassasiyet gösteriyoruz ve üretim alanımıza hiç taşımıyoruz. Dolayısıyla tüketicimize son derece sağlıklı ve gıda güvenliği açısından sıfır riskli ürünler sunuyoruz. Sektörde yenilikçi ve rekabetçi ortamın oluşabilmesi için uluslararası alanda düzenli olarak know-how araştırması yapılması, Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verilmesi ve dünyadaki gelişmelerin takip edilmesi gerekiyor. Bu çalışmaların eksikliği ürün çeşitliliğinde, kalitede ve ürünün tüketiciye ulaşım zincirinde sorunlar yaratıyor. Sürekli gelişen ve değişen dünya pazarlarının yakından takip edilmesi ve katma değerli işlerin yaratılabileceği fırsatların doğru analiz edilerek uygulanması, özel sektörün en önemli misyonu diye düşünüyorum. Sektörümüzdeki kayıt dışı satışın olumsuz etkilerinden bahsedebiliriz. Bununla birlikte, genel tarım politikalarının hammadde üretimimizi de etkilediği bir gerçek. Küresel ısınmanın hammadde üretimindeki olumsuz etkilerinden doğan rekolte kayıpları da sektörel sıkıntılar içerisinde yer alıyor. AB normlarına uygunluk amacı ile 1997 yılında uygulanmaya başlanan Türk Gıda Kodeksi Tebliği son 12 yılda gıda sektörünün gelişimine çok büyük katkılar sağladı. Elbette tebliğ henüz gıda sektöründeki tüm firmalar tarafından aynı titizlikle uygulanmıyor ancak Bakanlığın sıkı denetimler uygulaması ile bu eksikliklerin kısa sürede giderilebileceği düşüncesindeyiz. Bakanlığımızın denetim ve yaptırımları, Türk gıda sektörünü uluslararası normlara yükseltip rekabet gücü kazanmasında itici güç olacaktır.Tüketim arttıPaketli kuruyemiş ürünlerinin çoğalmasından, insanların kriz yüzünden evlerinde oturmasından ya da sigara yasağından mıdır bilinmez, bu yıl kuruyemiş tüketiminin arttığı gözleniyor. Perakendeciler, kuruyemiş firmalarından paketli kuruyemişi öne çıkaracak pazarlama aktiviteleri yapmalarını ve ürün çeşitlerini artırmalarını bekliyor Akyurt Satın Alma Uzmanı Aslıhan Korkusuz Kaya Kuruyemiş ürünlerinin 2009 yılı ilk on ay içerisinde genel ciromuzdan aldığı pay, yüzde 1 civarında. Akyurt müşterisinin genel talebi açık kuruyemişe yatkın olmakla birlikte özellikle 2009 yılında paketli kuruyemiş ciromuz yüzde yüz oranında arttı. Raflarımızda iki ayrı markanın paket kuruyemişi bulunuyor. Bu iki markadan toplam 90 SKU (Stock Keeping Unit - Stok Tutma Birimi) ürün satıyoruz. Kuruyemiş sektörü, 2009 yılında dünya genelinde yaşanan krizden en çok etkilenen sektörlerin içinde yer alıyor. Genel tüketim ürünü olmaması, insanların alım gücünün düşmesi gibi etkenler, satışın düşmesine sebep oluyor. Kuruyemiş üreticilerine bu bağlamda ürünlerine reklam ve tanıtımlarla daha çok destek vermelerini, kaliteli ve hijyen anlamında daha dikkat etmelerini salık verebiliriz. Akyurt olarak yıl başında aldığımız tedbirlerle bu düşüşün önüne geçip kuruyemiş reyonlarımızda yaklaşık yüzde 15 oranında bir artış sağladık. Yıl başından itibaren ara vermeden ve ürün değiştirerek açık kuruyemişi aktivitelerle destekledik. Paket kuruyemişte ise ikinci bir firma ile çalışmaya başladık ve 1 TL kampanyaları, dönemsel aktivitelerle destekleyerek bu artışı gerçekleştirdik.Biçen Satın Alma Kategori Yöneticisi Gülşen DoğanKuruyemiş ürünlerinin ciromuzdaki payı yüzde 0,019 civarında. Açık ürünler yüzde 29 oranında daha çok satılıyor. Raflarımızda 41 çeşit ambalajlı ürün bulunuyor. Kuruyemiş sektörü hızla büyüyor ve tüketicilerimizin doğal ürünlere olan ilgisi gözle görülür biçimde artıyor. Sektörde lider olan firmalar sadece markalara yatırım yaparken, biz Biçen Gıda olarak mağazalarımızda kuruyemiş ve kuru meyve ürünlerinin sadece sohbet ve eğlence lezzeti olmadığını, besleyici ve sağlığa faydalı ürünler olduğunu yazılı olarak anlatmaya çalışıyoruz. Üreticilerden beklentilerimiz; öncelikle kalite ve gıda güvenliğine uygun üretimler yapmaları, hammadde ile ilgili yaşanabilecek her türlü sorun için önceden planlama yapılması. Kuruyemiş ve kuru meyve ürünlerin hangi ortam ve şartlarda, nasıl üretildiği gözler önüne serilmeli. Besin değerleri nedeni ile sağlık açısından daimi olarak tüketilmesi tavsiye edilmeli, çeşitli medya organları ile tüketicilerimize duyurulmalı. Örneğin Günde bir avuç fındık iyi gelir sloganı ile yapılan reklam filmi, fındık üretim ve tüketimini olumlu yönde etkilemişti. Fındığın yanı sıra diğer kuruyemiş ürünlerinin de birer vitamin deposu ve doğal ilaç olduğunu tüketicilerimize hatırlatmak gerekiyor.Tesco Kipa Bisküvi ve Şekerleme Kategori Müdürü Yakut ÖztürkKuruyemiş pazarı, patates cipsinde yaşanan kaynak sıkıntısı, kızarmış cipsteki tüketici algısının zararlı olması ve tabii sigara yasağı nedeniyle ciddi anlamda büyüyor. Kuruyemiş kategorisinde 200 adedin üzerinde paketli çerezimiz mevcut; paketli kuruyemiş ciromuz toplam bisküvişekerlemeatıştırmalık ciromuzun yüzde 10unu oluşturuyor. Avrupa uyum düzenlemelerinin hayata geçmesi, hijyen konusunda müşterileri bilincinin gelişmesi, eğitim seviyesinin artması, kuruyemişte yerli üretimin azalması ve ürünlerin ağırlıklı olarak birbirinden farklı ve standart olmayan koşullarda ithal ediliyor olması neticesinde artık hijyenik koşullarda hazırlanıp el değmeden paketlenmiş, üzerinde besin değeri, kalori, trans yağ gibi açıklamaların yer aldığı standart kalite ve lezzetteki paketli ürünleri tercih ediyorlar. Açık çerezden paketliye dönüş her geçen yıl hızlanıyor; halihazırda bu oran yüzde 60 paketli yüzde 40 açık seviyelerine ulaşmış durumda. Kuruyemişte güven ön planda olduğu için marka bağımlılığı son derece yüksek. Biz Tesco Kipa olarak raflarımızda 4-5 adet ulusal marka ile Kipa ve Avuç Avuç markalı ürünlerimizi bulunduruyoruz. Tedarikçilerden -kaliteden feragat etmeden- paketli ürün grubunda gelişen müşteri talebini destekleyecek yeni, özel çeşitler geliştirerek gerek fiyat gerekse farklılık açısından pazarı büyütecek alternatif ürünler sunmalarını, ayrıca paketli kuruyemişi öne çıkaracak, bu arada paketli kuruyemiş tüketimi hususunda müşteri bilincini geliştirecek pazarlama aktiviteleriyle pazarın gelişimini desteklemelerini bekliyoruz. Uyum Gıda A.Ş Satın Alma Birim Sorumlusu Mustafa AkyüzGünümüzde hala açık kuruyemiş tüketiminin ambalajlı ürünlere oranla daha fazla tercih edildiğini görüyoruz. Ancak sağlıklı beslenmenin tüm dünyada önem kazanması ile birlikte her geçen gün ambalajlı ürünlere olan talep sürekli olarak artış gösteriyor. Uyum olarak mağazalarımızda, müşterilerimize kuruyemişin her çeşidini taze hijyenik ve ekonomik koşullarda sunuyoruz. Kuruyemiş sektöründe hijyenik ve tazelik bakımından paketli kuruyemişin tercih edilmesinde önemli bir ivme kazanacağına inanıyoruz. Kuruyemiş ve çerez sektöründeki üreticilerin, sektördeki bu gelişme karşısında kaliteye, marka bilincine, hijyen ve tazelik gibi konulara daha fazla özen göstermeleri gerekecek. Paketli ürünlerde ambalajın ve paketleme tekniklerinin önemi çok büyük. Uyum mağazalarında satılan tüm marka ürün de kaliteye ve müşteri tarafından tercih edilirliğine büyük önem veriyoruz. Reyonlarımızda müşterimize sunduğumuz tüm marka paketli kuruyemiş ve diğer ambalajlı ürünlerde raf ömürleri titizlikle takip ediyor, müşterilerimizin sağlıklı, güvenli ve ekonomik ürün tüketmeleri konusunda gereken özeni gösteriyoruz.Kuruyemişin faydaları:- Beynin düzenli çalışmasını sağlar, stresi azaltır - Kuruyemişler, tekli doymamış yağ asitlerini yüksek oranda içerdikleri için kalp rahatsızlıklarının en önemli sebebi olan yüksek kolesterolün düşürülmesinde etkili doğal bir ilaçtır - Su oranı düşük olduğu için diyet posası oranı yüksektir. Diyet posası kabızlığı ve varis oluşumunu önler. Serum kolesterolünü düşürür. Kalınbağırsak kanserinin önlenmesinde etkilidir - Kalsiyum oranının yüksek olması kemiklerin ve dişlerin çok daha düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynar - Yüksek oranda demir ihtiva ettiği için kan yapımını arttırarak kansızlığı engeller - Vücudu yormadan kullanılan şeker kaynaklarıdır (Özellikle kuru incir, kuru üzüm, ve kuru kayısı) - Potasyumca zengin olduklarından vücut sıvılarının ozmotik basıncı ve asit baz dengesini ayarlar - Süt, yumurta peynir, et, balık ve tavuk proteinlerinin kalitesine eşit derecede protein içerek kuruyemişler et alternatifi olarak kullanılabilirler - İçerdikleri yağ miktarları nedeniyle yavaş sindirilirler - Kuruyemişler, aynı zamanda çinko açısından da önemli kaynaklardır. Çinko eksikliği durumunda insanda gelişme geriliği, boy kısalması, deri hastalıkları, göz lezyonları, karanlığa uyum güçlüğü, gece körlüğü, tat almada zayıflık ve öğrenme kapasitesinde düşmeler görülmektedir - Özellikle kayısı A vitamini açısından çok zengin bir kaynaktır. A vitamini cildi güzelleştirir ve göz sağlığı açısından elzemdir. Aynı zamanda mide ve oniki parmak bağırsağı ülserinin meydana gelmesini önler - Kuru incir, içerdiği protein miktarı yönünden fakir, sentezinde kullanılan aminoasit çeşidi açısından zengindir; bu nedenle hücre gelişimini desteklerBu haber Market dergisinden alınmıştır
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive