Gıda Markaları İstanbulda Buluştu

17nci Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı Gıda 2009, bu yıl da birçok markayı bir araya getirdi. 02 05 Aralık 2009 tarihleri arasında İstanbul CNR Expo'da düzenlenen fuara ilişkin yorumları, katılımcılardan aldık...

Eklenme Tarihi : 28 Aralık 2009 Pazartesi
gida-markalari-istanbulda-bulustu
Özlem ELGÜN17nci Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı Gıda 2009 İstanbul Fuarcılık tarafından 02-05 Aralık 2009 tarihleri arasında T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, KOSGEB ve Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu desteğinde gerçekleştirildi. Pek çok markanın yer aldığı organizasyon; gıda üreticileri ile alıcıları arasında ticari ve stratejik işbirliklerinin kurulmasına fırsat sağladı. Fuara katılan yabancı ülkelerden bazıları: Sri Lanka, Malezya, Almanya, İran, İtalya, Çin, Hindistan, Lübnan, Mısır, ABD, Kosova ve Suriye. Yurt dışından gelen dernekler ise: Sri Lanka Tea Board - Sri Lanka, Southern United States Association - ABD, Halal Industry Development Corp. Malezya, Indian Oil Seeds Produce Exporks Associotion Hindistan ve Puglia Consortium - İtalya.Gıda Fuarı, IPACK 24üncü Uluslararası Ambalaj, Paketleme ve Gıda İşleme Sistemleri Fuarı ile eş zamanlı olarak 45 bin metrekare alanda düzenlendi.Geçtiğimiz yıl Kasım ayında yapılan Gıda 2008i 2 bin 219u yabancı 38 bin 485 ziyaretçi gezmiş, fuara 360 firma katılmıştı.Zamanlama yanlıştıFuarda firmalar, yurt içi ve yurt dışından gelen yetkililerle görüşme ve ihracat olanağı buldu. Katılımcılarını iki hallde toplayan fuar, Kurban Bayramının hemen ertesinde gerçekleştirilmesi nedeniyle geçtiğimiz senelerin aksine beklentileri düşürdü. Fuara katılar bazı firma yetkililerinden hem son dönem çalışmaları hakkında bilgi hem de fuara ilişkin görüş aldık.Anı Bisküvi Koordinatörü İbrahim Rıfkı Boynukalın 1994 yılında Karaman'da faaliyete geçen Anı Bisküvi, 40 işçiyle başladığı üretimini bugün 700'den fazla çalışanla sürdürüyor. Bu 16 yıllık süre içerisinde her 5 yılda bir önemli yatırımlar yaptık. Bisküvinin yanında çikolata ve kek üretimi gerçekleştirdik. Tüketicilerimize 148 çeşit ürünümüzle hitap ediyor, 70'ten fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Mamullerimiz yurt dışından ithal ettiğimiz en son teknolojiye sahip makinelerde, otomatik olarak yapılıyor. 2008 yılında Türkiye'nin ikinci 500 büyük firması olduk. Hedeflerimiz arasında kurumsallaşmaya ve marka bilinirliğini artırmaya yönelik planlar yer alıyor. Çocuklara yönelik mamullerden, gençlere ve yetişkinlere yönelik çoklu paket sistemine geçtik. Bu sene en iddialı ürünümüz Troy. Fuar, bayramın hemen ertesine denk geldiği için biraz hareketsiz. Bayram nedeniyle yurt dışından da katılım az olur diye endişelenmiştik ancak birinci gün oldukça hareketli geçti, hatta beş önemli müşteriden sipariş aldım. Fuarlar bize her zaman olumlu bir hava veriyor. Sadece yurt içindeki fuarlarda değil, yurt dışındaki gıda fuarlarına da her yıl eksiksiz olarak katılıyoruz.Aroma Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Mahmut Atom DurukSon üç yıldır yüzde 100 ürünler üzerinde duruyoruz. Şeker ilavesiz ürünlerimiz de öne çıkmaya başladı. Yeni ürünlerimiz arasında yüzde 100 portakal, nar ve çilek, limonata, bir de şeker ilavesiz ice tea var. Türk damak tadına uygun ürünler üretiyoruz. Sağlıklı içecekler ürettiğimiz için tüm voleybol liglerine sponsor olmaya devam ediyoruz. Aroma'da bir gençleşme faaliyeti var şu anda. Daha çok gençlere hitap eder bir konuma doğru ilerliyoruz.Fuar, bizim için olmasa da, genel olarak bu sene biraz sakin geçiyor. Bunu da Türkiye'deki genel ekonomik krizin bir etkileşimi olarak görüyoruz. Stant adedi düşmüş, birçok firma fuara katılmamış ya da katılamamış. Ama İstanbul Gıda Fuarı, Türkiye'nin en büyük fuarı. Zaman içinde önü açılacaktır.Aydoğmuş Zeytinleri Genel Koordinatörü Çetin Aydoğmuş Aydoğmuş Zeytinleri, sektörüne ve markasına yatırım yapan, 25 yıllık bir firma. Bu sene fabrikamızda bir takım tadilatlar yaptık ve ambalaj yelpazemizi genişlettik. Pazar payımızı yükseltmek için yeni bayi ve yurt dışı distribütörlükleri oluşturduk. Ocak ayında 5 bin tonluk bir depo inşaatına başlayacağız. Böylece daha rahat bir depolama alanına kavuşacağız. Depoyu 2010 zeytin sezonuna yetiştirmeyi düşünüyoruz. Gelecek hedeflerimiz arasında öncelikle pazar payımızı daha da artırarak, marka bilinirliğini yükseltmek için TV reklamları vermek var. Bir fuar dönemini daha atlattık. Fuar, bayram sonrasına denk gelmesi nedeni ile biraz sönük geçti. Zamanlama konusunda fuarcılık şirketi ile görüşecek, gelecek sene sektörümüz ile ilgili daha uygun bir zamanda yapılmasını talep edeceğiz. Meslektaşlarımız, odalarımız, derneklerimiz ile birlik ve beraberlik çerçevesinde bu ortamları daha güzel ve verimli hale getirecek olanlar bizleriz. Her şeyi başkalarından beklemenin bir anlamı yok, zira sektör bizim sektörümüz...Baklavacı Güllüoğlu Yönetim Kurulu Başkanı Faruk GüllüFuarda Lalin markalı yeni ürünlerimizi sergiliyoruz. Bu fuara 3üncü katılışımız. Daha önce yurt dışındaki fuarlara katılıyor, baklava ve lokumlarımızı sergiliyorduk. Lalinle helva ve reçel grubuna girince, yurt içindeki fuarlara da katılmaya başladık. Bu sene iki yeni ürün sunuyoruz. Bunlardan biri tahinli fındık kreması Lalinella. Yavaş yavaş marketlerde yer almaya başladı. İkincisi ise Milon. Henüz marketlere vermeye başlamadık, şimdilik kendi mağazalarımızda tanıtıyoruz. Milonda Gaziantepin fıstık ezmesini farklı bir sunumla ambalajladık. Baklavada da Ar-Ge çalışmalarına devam ediyoruz. Biri Estonyada, diğeri Belçikada olmak üzere iki yeni mağaza açtık. Şu anda toplam 35 şubemiz bulunuyor. Bu sene fuar, kiralanan yer açısından daralmış. Ekonomik göstergeler de sıkıntılı. İnsanlarda kilitlenmiş bir bütçe var, ancak Mart 2010dan sonra açılacağını düşünüyorum. Üreticiler ciddi şekilde zorlanıyor. Genel giderlerimizde bir azalma yok, ürün fiyatlarını da artıramıyoruz. Bilakis geriye gelen bir satış bütçesi var. Bunların arasında üretici yıllardır büyüttüğü işine devam ettirmek ve daha da büyümek istiyor. Birçok şirket her halükarda borçlanıyor. Bunu rahatlatacak tek şey, bankaların biraz daha anlayışlı ve toleranslı davranması. Ne yazık ki onlar da bir ticaret erbabı gibi, bizden çok daha katı tavırdalar. Bu konuda acilen destek lazım. İnsanlar bir yıldır kemer sıkıyor, buradan kimse düşmez artık. Toparlanma aşamasına geçilsin ki 2010a maddi sıkıntıyla değil, zorlanmış ama imtihanı kazanmış firmalar olarak girelim. Bu sebepten dolayı fuar biraz sıkıntılı geçiyor. Özellikle yurt dışı tanıtım eksikliği hissediyorum. Geçen senelerde biraz daha hareketliydi. Türkiyedeki tanıtım bile yetersiz. Fuardan haberdar olmayan arkadaşlarım var. Biraz daha reklam bütçesi ayırabilirlerdi. Biz yine de hedeflerimizin yüzde 50sinin üzerine çıktık diye düşünüyorum. Gönül ister ki daha hareketli olsun. Çünkü dünyaya gıda satan ülkelerin başında geliyoruz. Önemli üreticilerimiz, 70-80 ülkeye ihracat yapan firmalarımız var. Bu fuarların büyümesi, güçlenmesi ve tanıtılması lazım. Türkiye eskisi gibi endişe veren değil, birçok ülke tarafından keşfedilmek istenen bir yer artık. Dolayısıyla seneye iyi hazırlanmamız gerekiyor. Başkent Kahve Türkiye Satış Müdürü Bağnu Atıcı 60 yıllık firma olan Başkent Kahve, makine ve Ar-Ge yatırımlarının ardından 2009un son çeyreğinde piyasaya tekrar döndü. 3 yıl önce tüm ulusal firmalara private label yapıyorduk. Şimdi tekrar anlaşmalar yapmaya başladık. Kendi markamızla ilgili köklü bayilikler, tüm Türkiyede distribütörlükler oluşturuyoruz. Bünyemize yeni ürünler kattık. Başkent Kahvede Türk Kahvesi, Osmanlı Türk Kahvesi ve Magic Cup adı altında instant dediğimiz Gold, Klasik, Cappucino, Krema gibi ürünler bulunuyor. Başkent Kahve, 2010 yılında bütün noktalarda var olacak. Fuarı beklediğimizden daha iyi bulduk. Öncelikle Türkiyenin ekonomik sarsıntılı dönemden çıktığını gördük. İnsanlar daha cüretkar. Yastık altı paraları ortaya çıkmış. Reklam büyük bir bütçe gerektirir. Bütçeye yönelmek de firmaların toparlandığını gösterir. Onun için kaç kişinin ziyaret ettiğinden daha çok, firmaların var olma çabasını görmek bizi mutlu etti. İhracat talebinin de çok fazla olduğunu gözlemledik. Ben yurt içinden 5 firmayla görüşüyorsam dış ticaret departmanımız 25-30 ok veriyor. Bu da beklentimizin başka bir yöne sapmasını sağladı. Dolayısıyla biz bu fuardan çok memnun kaldık. Bifa Bölge Müdürü Uğur OnatSektörümüzde son 10 yılda müthiş bir üretim artışı var. Birçok firma yönünü bu sektöre çevirdi. Dolayısıyla rekabet çok yoğun. Fakat piyasaya çok fazla yeni ürün sunulmuyor. Ürün çok, ama gördüklerimiz takipçi ürünler... Bifa olarak biz de birkaç yeni ürün çıkardık. Türkiyede sadece Milkada bulunan bir ürünü DJ ismiyle piyasaya sunduk. Sadece Bifaya özgü herhangi yeni bir ürün şu anda mevcut değil, ancak Ar-Ge departmanımız bununla ilgili çalışmalarını sürdürüyor. Ürün kalitesi ve ambalajlar konusunda sürekli bir yenilik halindeyiz. Bir pazarlama departmanı kurduk. 2010 yılında daha profesyonel, yenilikçi, reklam ve tanıtıma önem veren bir Bifa düşünüyoruz. Gıda Fuarına katılan firma sayısı her geçen yıl düşüyor. Ziyaretçi sayısı da yeterli değil. Yüzler hep aynı. Özellikle son 3 yılda ziyaret eden müşteriler, artık her sene görmeye alıştığımız kişiler. Ulusal ve uluslararası tanıtımın yeterli olmadığını düşünüyorum. Fuarlara ilginin azalmasının sebebi, sektörde hızlı bir değişimin olmaması, sürekli takipçilerin türemesi, insanların internet sayesinde birbirine daha kolay ulaşabilmesi olabilir. Binboğa Bal Genel Satış ve Pazarlama Müdürü Bülent Kayabaş Binboğa Bal, 1976 yılında, kooperatif olarak kuruldu. Satış ve pazarlama departmanı ise bir yılı önce oluşturuldu. 36 yıllık deneyimimizle, sektörde ilk sıralarda yer alıyoruz ancak bu departmanın geç kurulmasının altında teknolojik değişimlere, gelişen satış ve pazarlama tekniklerine ayak uyduramamamız yatıyor. Buna rağmen Migros, Tansaş, Şok, Carrefour, Real ve Metro gibi ulusal mağazaların tamamında varız. Türkiye genelinde hızlı bir şekilde büyümeye devam eden bayi ağımız bulunuyor. Almanya, Cezair, Fransa gibi ülkelerle görüşüyoruz. 2010 yılında ürün gamında birtakım yeniliklere gitmeyi planlıyoruz. Pratik, kullanımı kolay kapaklı ürünlerimiz, tüp ballarımızı piyasaya çıkaracağız. Teknolojik anlamda da kendimizi sürekli yeniliyoruz. Kısacası 2010 yılı bizim için hem satış hem de pazarlamanın büyüyeceği bir yıl olacak.Bayramın hemen ertesinde gerçekleştirilmesi sebebiyle, fuara katılım sayısı biraz düşük. Katılımcı ve gelen ziyaretçi sayısı az ama yine de nitelikli. Yabancı katılımcıları da yoğun bir şekilde görüyoruz. Biz fuardan alacağımızı yüzde 85 90 oranında aldık. Boztoprak Gıda (Metin Helva) Pazarlama ve Satış Müdürü Özkan YılmazBir süre önce fındık krema tesisimizi hayata geçirdik. 2010 yılı itibarıyla hem Metin markalı hem de private label ürünlerimizle tüm Türkiye çapında olacağız. Bir büyüme trendi içerisindeyiz, genç bir firmayız. 1970 yılında kurulmamıza rağmen hala o gençliği yaşıyoruz içimizde. Kurumsallaşma çalışmalarımız hızla sürüyor. 2010 yılında yüzde 30 büyümeyle piyasada rakiplerimizin ensesinde olmak için çaba göstereceğiz.Fuar çok verimli geçmedi. Zamanlamayla ilgili bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Hemen bayram sonrası yapılması, dolayısıyla insanların hala tatil havasından çıkamamasından dolayı katılım azdı. Ziyaretçi sayısı oldukça düşüktü. Senelerdir bu fuara katılırız, hiç bu kadar sakin geçtiğini hatırlamıyorum. Durum Gıda (Arbella) Genel Müdürü A. Kadir Külahçıoğlu Arbel, bir aile şirketi. Geçtiğimiz yıllarda Kanada, Amerika ve Avustralyada yatırımlarımız vardı. 2007 yılında yurt dışındaki şirketlerimizi birleştirip Kanada Menkul Kıymetler Borsasında halka açıldık. 2009 yılında da Türkiyedeki şirketlerimizi Kanadadaki şirketle birleştirerek halka arzını gerçekleştirdik. Şu anda tamamen global bir şirket haline gelmiş bulunuyoruz. Bunun yarattığı sinerjiyle gerek iç gerekse dış piyasalarda çok ciddi bir büyüme kaydettik. 2008 yılını ihracat lideri olarak kapattık. Örgütlenmemizi tüm Türkiyede tamamlamış durumdayız. Ülke genelinde 51 bayi ile çalışıyoruz. Yüzde 70 penetrasyon oranına ulaştık. Bu yıl içerisinde dünyanın en büyük kapasiteli makarna hattını kurduk. Arkasından yine aynı büyüklükte bir hattın yatırımı için çalışmalara başladık. İç piyasada Arbella markasının bilinirliği de müşteri memnuniyeti de çok yüksek. Kısa sürede Türk makarna sektörüne dinamizm kattık, rakiplerimizi de harekete geçirdik. Bundan gurur duyuyoruz, çünkü yapılan bu çalışmalar sektörü büyütüyor. Makarna tüketimi ile ilgili ülkemizde atıl kapasiteler var. En azından bunlar değerlendirilmiş, ekonomiye kazandırılmış olur. Fuar bu sene, geçen yıllara nazaran daha sönük. Ziyaretçi ve katılımcı sayısı az. Yalnızca iki hall var, ki yeterli değil. Katılımcı profili Türkiyenin üretim gücünü yansıtmıyor. Daha çok şekerleme, çikolata fuarı gibi olmuş. Oysa Türkiyede üretilmeyen hiçbir şey yok. Dolayısıyla yurt dışından gelen insanlara Türkiyenin üretim gücünü, potansiyelini yansıtamıyoruz. Gönül isterdi ki tüm sektörlerden birkaç temsilci olsun, ülkemizin ihracatına katkı sağlasın. Yurt dışından ziyaretçi var ancak geçtiğimiz yıllarda daha fazlaydı. Yurt dışı tanıtımlarının daha fazla yapılması lazım. Türkiyenin çeşitli yerlerinden gelen ziyaretçilerimiz oldu. Ancak bunlar daha çok nezaket ziyareti gibiydi çünkü herkes birbirini biliyor. Bundan da mutlu oluyoruz tabii ancak bu tür fuarların en önemli amaçlarından biri, Türk ürünlerini yurt dışına tanıtmak, ihracata katkı sunmak... Umarım önümüzdeki yıllarda bu aşılır. Efendioğulları Zeytinyağı Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Yaşar2009 yılı için yatırım planlarımız vardı ancak dünya genelinde yaşanan kriz yüzünden erteledik. 2010 yılı itibarıyla bir milyon dolarlık bir yatırımla ek fabrika dolum tesislerini ayırmayı ve fabrikayı büyütmeyi düşünüyoruz. Ürünlerimizle ilgili çalışmalarımız sürüyor. Ürün kalitemizi bozmadan, daha da artırmak için yoğun emek sarf ediyoruz. Fuarları ticarete adım atılan yerler olarak görüyorum. Her fuarın kendine göre bir ziyaretçisi var. Bu benim yaklaşık 30uncu fuarım. Buraya katılan firmaları görme, tanıma imkanına sahip oluyoruz. Onlar da bizi tanıyor. Yurt dışından gelen ziyaretçilerle görüşüyor, kart alıp veriyoruz. Fuarlar, bizim vazgeçilmezlerimizden biri. Ekol Zeytin Genel Müdür Yardımcısı Bilgin Aktaş Son zamanlarda marka bilinirliğimizi artırmak amacıyla küçük ambalajlara yöneldik. Özellikle BİMdeki 450 gramlık ambalajlarımız çok tutuldu. Küçük ambalajların yurt dışındaki ülkeler tarafından da önerildiğini, talep edildiğini gözlemledik. Küçük ambalaj, az tuzlu zeytin gibi ürünlerle ilgili yurt dışında birçok fırsat olduğunu düşünüyorum. Şu an aylık tonajımız istediğimiz seviyelerde olsa da, küçük ambalajlı ürünlerde hem marjımız fazla hem de daha keyifli bir iş. İnsanlar hala şarküteri reyonuna gidip zeytinin fiyatına, görüntüsüne bakıyor ve tadarak almak istiyor. Test etme alışkanlığı şarküteri ürünlerinin hepsinde var. Tarımsal bir üründe 12 ay boyunca aynı tadı, kaliteyi tutturmak çok zor. Biz bunu yakalamak istiyoruz. Carrefourun dökme zeytinde tek tedarikçisiyiz. Ülker Bizim Toptanın Besler markalı zeytinlerini ve Aytaçın fason üretimini yapıyoruz. Bu tip ürünlerle ilgili çok talep var ama biz daha çok marka algısı oluşturma çabasındayız. Bayramdan iki gün sonra başladığı için fuarın zamanlamasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Bayram sonrası tahsilat yapabilmek için taşradaki birçok bayiim fuara gelemedi. Geçen yıl Uzakdoğudan çok sayıda ziyaretçi gelmişti ancak bayram sonrası olması hasebiyle bu sene yoklar. Geçen seneki fuar sayesinde ihracat bağlantıları kurduk; Malezya, Singapur, Arabistan, Almanya gibi ülkelere ürün gönderdik. Bu sene ise ancak iki ya da üç bağlantımız oldu. Yine de sektörde biz de varız, buradayız demek adına katılıyoruz.Elita Yağ Pazarlama Müdürü Mevlüt NacarElita Yağ, 2006 yılında kurulan, 2007 yılında da üretime başlayan genç bir şirket... Kökeni 70li yıllara dayanan Sunar Grupun bünyesinde bulunan Elita Yağ, Sunar Mısır ile aynı yerleşke içerisinde. Bünyesinde ayçiçeği, mısır, soya, kanola, fındık, zeytinyağı gibi tüm sıvı yağ grubunu barındırıyor. Ürünlerimizi iç piyasada Sunar markasıyla, ağırlıklı olarak yerel zincirler üzerinden pazarlıyor ve dağıtıyoruz. Elita markasını ise Metro marketlerinin yanı sıra Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika gibi ülkelere ihraç ediyoruz. Son dönemde zeytinyağı ihracatına özel önem veriyoruz. Özellikle Kore, Japonya ve Tayland gibi hedef pazarlara ulaşmayı öngörüyoruz. Grubumuz her geçen gün büyüyor. Özellikle mısır yağı ihracatında ciddi başarılar sağladık. 2009un 9 ayı itibarıyla Türkiyeden yapılan mısır yağı ihracatının yaklaşık yüzde 15ini Elita Yağ tek başına gerçekleştirdi. Bu büyüme bizi yatırım yapmaya, kapasite artırmaya götürüyor. Bir taraftan da markalaşma konusunda adımlar atıyoruz. Türkiyede ağırlıklı olarak Marmara ve Ege dışındaki bölgelerinde aktifiz. Çoğu zaman girdiğimiz bölgede ilk üç marka içerisinde yer alıyoruz. Özellikle mısır yağı bizim lokomotif ürünümüz. 2010 yılında yapılanmamızı, distribütör ağımızı ülkenin batısında da tamamlayıp birçok şehirde ve ulusal zincirlerde yerimizi almayı hedefliyoruz. Dağıtımdaki altyapıyı kurduktan sonra da pazarlama faaliyetlerini artırıp Sunar markasını Türkiyenin ilk beş yağ markası arasına sokacağız. Bunu beş yıl içerisinde gerçekleştireceğiz. Fuarın zamanlaması konusunda birtakım sıkıntılarımız var. İlk gün, bayramın hemen ertesinde olması nedeniyle çok sönük geçti. Yine de iç piyasa fuarı olmasına rağmen yabancı ziyaretçi sayısı yüksek. Bu açıdan memnunuz. Eskiden Türkiyeye Ortadoğulu, Kuzey Afrikalı ülkeler ilgi gösterirken, şimdi Uzakdoğulu ve Avrupalı firmalar da ilgi gösteriyorlar. Bunun sebebi, kriz ortamının Avrupalı firmaları kalite yanında fiyat konusunda daha hassas davranmaya itmesi olabilir. Kaliteli ürünü ekonomik fiyatla alacakları yer olarak Türkiyeyi görüyorlar. Türkiyenin daha doğusuna gittikleri zaman kaliteden ödün vermeleri gerektiğinin farkındalar. Ülkemiz, sahip olduğu rekabetçi ve kaliteli ürünleriyle Avrupada aldığı payı daha da büyütecek ve bu fuar da buna katkı sağlayacak.Elvan Gıda Pazarlama Şefi Taner Doğruer Firmamız, ürün gruplarında yenilikler yapmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde farklı bir ürün grubuna geçmeyi düşünüyoruz. 2010 yılı içerisinde gerçekleştireceğimiz başka bir proje daha var. Biraz kıyafetimizi değiştirmeye, yenilemeye çalışıyoruz. Buna, fuar standımızı şekerci dükkanı konseptiyle oluşturarak başladık. Fuarda, standımıza uğrayan insanların birçoğuyla iş bağlantıları kursak da, arzuladığımız yoğunluğa ulaşmış değiliz. Daha çok yabancı ziyaretçi görmek isterdik. Tanıtım eksikliği olduğunu düşünüyorum. Organizatör firma ve ataşelikler, yurt dışındaki tanıtım noktalarını kullanabilirdi. Gıda fuarı belli bir seviyeye ulaştı aslında ama biraz canlandırmak gerekiyor. Bir de trafik problemi var. İnsanlar buraya gelirken saatlerini harcıyorlar. Bu, büyük bir handikap. Hazal Bisküvi Yönetim Kurulu Başkanı Sadi KodabeyHazal Bisküvi 1995 yılında Karamanda kuruldu. 2002 yılından itibaren çok hızlı kararlar alarak, yatırımlar yapmaya başladık. Her ay iki yeni ürün çıkarıyoruz. Ancak Karamandaki en büyük sıkıntımız, işçi bulamamamız. Şu anda bisküvi sektöründe 22 bin 300 sigortalı işçi var. Köylerden, Ereğli ilçesinden işçi getiriyoruz. Bu da yapacağımız yatırımlara engel oluyor. Sektör ağırlıklı olarak bayan işçi çalıştırdığı için ayrıca zorlanıyoruz. Karaman, göç alan bir il değil. Fabrikalar da her yıl en az yüzde 30 büyüdüğü için istihdam açığımız çok fazla. İstanbul Gıda Fuarını oldukça beğeniyorum. Önceki yıllarda bir pilot ülke seçiliyor ve masrafları karşılanan müşteriler buraya getiriliyordu. Böyle çalışmalar devam ederse, fuarın daha iyi olacağına inanıyorum. Reklam çalışmaları yurt dışında biraz zayıf. Ama gayret gösterilirse bu fuar dünyanın en önemli ikinci fuarı olabilir.Lebsan Yönetim Kurulu Başkanı Sinan UğraşLebsan, 1980 yılında Gaziantepte kuruldu. Mayıs 2006 tarihinden itibaren yeni tesislerine geçerek üretimde kullandığı teknoloji, hijyen ve kalite standartlarıyla sektöre öncülük ederek, ISO 22000 VE 9001 kalite sistem belgelerini aldı. Fuar hareketli başladı. Yurt dışından epey katılımcı vardı. Şu anda bizim açımızdan bir sıkıntı yok. Yine de geçen senelere göre bu sene biraz durgun gibi. Nazlı Gıda Yönetim Kurulu Üyesi ve Satış Koordinatörü Nihat Kurt Nazlı Gıda arka arkaya birçok yenilik yaptı. Peritos markalı patates ve mısır cipsi üreten Seykar Gıda ve Konyalı Sagiye ortak olduk. Çok özel şekerlemeler yapıyoruz. Çikolatayı çok iyi bir noktaya getirdiğimize inanıyorum. Sakızda lisanslı ürünlere geçtik. İlk anlaşmamızı sakızda Süngerbob Kareşort için yaptık. Bunlar bizim yeni ürünlerimiz. Satışla ilgili yeni bir yapılanmanın içerisinde girdik. Malı tüketiciye doğrudan ulaştırabilmek için tüm Türkiyede sıcak satış operasyonları kuruyoruz. Bu konuda tüm Türkiyeden gelecek olan teklif ve görüşmelere hazırız. Fuar, yerli firmaları ilgililere ulaştırma noktasında 100 üzerinden 95 oranında kötü. Yabancı firmalar açısından ise aynı oranda iyi. Herkes şapkasını önüne koyup, nedenlerini düşünmeli. Dışarıdaki trafiğe suç bulunmamalı. Bir yerde hata yapılıyor. Perçin Group Bölge Müdürü Adil BalyemezFirmamız 1957 yılında kuruldu. Şeker sucuğu imalatıyla başlayıp, sonrasında bölgede toptancılık, distribütörlük yaptı. Halihazırda 3 firmanın distribütörlüğünü yapan, aynı zamanda 7 şubeli market zinciri olan bir firmayız. Geçen sene sonunda Perçin markası adı altında bu işe başladık. Yurt genelinde marka olma yolunda büyük adımlarla ilerliyoruz. Şu an 7 kişilik satış ekibiyle Karadeniz hariç Türkiyenin hemen hemen her bölgesinde müdürlük kurarak yapılanmaya çalışıyoruz. Balın haricinde tahin, tahin helvası, ayçiçeği yağı ve kaşar gibi farklı ürün gruplarımız da var. Fakat biz kendimizi tamamen bala odakladık. Her geçen sene fuar katılımcılarının sayısı düşüyor. Fuarın ilk iki gününde 20-25 yerli, 7-8 yurt dışı firmasıyla görüştük. Bence fuarın çok büyük eksiklikleri var. Fuarın amacı en nihayetinde tanıtım. Bunun için havaalanına bir tanıtım standı kurulabilirdi. İnsanlar aktarmalı gelip giderken, iki saatini orada bekleyerek geçirmektense fuara uğrayabilirlerdi. Birçok şehirde ticaret ve sanayi odalarıyla bağlantı kurulup esnaflar getirilebilirdi.Selva Gıda Genel Müdürü Mehmet Karakuş Selva, 1988 yılında İttifak Holdingin bünyesinde kuruldu. İlk 10 yılda irmik ve buğday üreten Selva, 1998 yılında makarna üretimine de geçti. Son 10 yıldır 300 ton buğday kırarak bir kısmından irmik, kalanlarından un ve makarna üretiyor. 60a yakın dünya ülkesine ürün veren Selva, son iki yıldır hem makarna hem irmikte ihracat lideri. Uzakdoğuda Japonya, Çin, Afrika ülkeleri, Ortadoğu, Almanya ve Avrupa ile çalışıyoruz. Şimdilerde makarnanın yanı sıra öneriler satmak için kolları sıvadık. Tüketimi artırma çalışmalarımız neticesinde makarnayı segmentlere ayırdık. Son bir yıldır bu yeniliklerin lansmanını yapıyoruz. Lansmanlar sonucu yapılan ölçümlerle, hacimsel olarak yüzde 50 oranında büyüdüğümüzü gördük. Bunların dışında Anadolu Lezzetleri adı altında mantı ve köy eriştesi ürettik. Yine Selva adı altında Türkiyede bir ilk olan ıspanaklı mantıyı ve tek kullanımlık, 250 gramlık vakumlu irmiği portföyümüze kattık. Şimdi de Türkiyede bir ilk olan, üç dakikada pişen şipşak makarnayı tanıtıyoruz. 6 aylık periyotlarla yeni ürünlerimizi çıkarmaya devam edeceğiz. Fuarda bu yeni ürünleri sergiliyoruz. Fuarlar, insanların uzun sohbetler edebileceği, bu görüşmelerin ticaretle sonuçlanabileceği yerler. Bayramın hemen sonrası olması, birçok katılımcıyı etkiledi. Afrikadan gelen yok mesela. Bu yönden muzdaripiz çünkü herkesin, özellikle şekercilerin müşterisi orada şu anda. Yine de çok sayıda görüşme yaptık. Fuar her yıl olduğu gibi, kötü geçmiyor bizim için. Biz diğer fuarlara da katılıyoruz, İstanbul Gıda Fuarını onlar kadar eleştirmiyoruz.Seyidoğlu Genel Müdürü Mehmet Göksu2009 yılında ertelediğimiz yatırımları 2010 yılında gerçekleştirebilmek için kolları sıvadık. Hem ürün hem fabrika yatırımlarımız için çalışmalar yapıyoruz. İhracatta atağa kalktık. Amerika, Almanya, Rusya, İngiltere gibi birçok ülkeye ihracat yapıyoruz. Yeni ürün çalışmalarımız devam ediyor. Son olarak güveç kabında yaptığımız Balık Helva ve Helvacık ürünlerimizi piyasaya sürdük. İstanbul Gıda Fuarına, ilk yılından itibaren, hemen her sene katılıyoruz. Bu sene geçen yıla göre az ziyaretçi var. Ancak daha kaliteli ve iş bitirici insanların geldiğini görüyoruz. Belki takvim yanlıştı. Zamanlama doğru olsaydı daha başarılı olabilirdi.Şirin Çay Satış ve Pazarlama Müdürü Müjgan Özen Şirin Çay, 15 yıllık bir firma. Kendini yenilemek ve çayın yanı sıra piyasanın kendinden istediği talepleri oluşturmak için toz, kahve ve şeker piyasasına girdi. İki aydır bu ürünlerle atağa kalktık. Yurt içi ve yurt dışındaki bayiliklerle çalışmak için bana ihtiyaç duydular. Toz içecekler genellikle kafeterya, öğrenci yurtları, kantinler gibi toplu tüketim merkezlerinde kullanılıyor. Henüz marketlerde yokuz. Ancak çalışmalarımızın ardından raflarda da yerimizi alacağız. Bu arada soğuk meyve çaylarımızı da Mayıs ayında sunacağız.Fuarın zamanlaması çok yanlış. Bayramın hemen sonrasında olması, bize hitap edecek müşterinin gelememesine yol açtı. Hepimiz ticaretin içindeyiz ve biliyoruz ki insanlar bayram üzeri hiç iş yapamadılar, ödeme alamadılar. Çeklerini genelde bayram sonrasına yazdılar. Ayakta durabilmek için çalışmaları gerekirken, tam o sırada fuar başladı. Dolayısıyla kimse fuarı değerlendiremedi. Gelmek isteyenler bile ödemek zorunda oldukları çeklerinin ya da alacaklarının peşinde koşturmaktan şu an burada değiller. Fuar kendini hiç yenilemedi. Yıllardır aynı. Müşteriyi buraya çekecek, bizlere daha çok sevdirecek, satışa yönelik bir şeyler yapılması gerekiyor artık. Çoğu firma prestij amacıyla katılıyor ancak yeni firmalar hiç iş yapamadı gördüğüm kadarıyla. Şölen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Elif ÇobanYeni ürünlerde ve çikolatada eski hızımıza devam ediyoruz. İkramlıkta pazar lideri konumuna geldik. Diğer kategorilerde de pazar lideri olmak için mücadele veriyoruz. Kısa vadede, bazı kategorilerde de lider olacağımıza inanıyoruz. Çünkü tüketici tarafından beğeniliyoruz. İnsanlarda iyi bir Şölen algısı oluştu. Önümüzdeki aylarda Biskolata ve Luppo kategorilerine Türkiyede olmayan, yeni ürünler ekleyeceğiz. Özellikle unlu mamullerde modern pazarlama teknikleri kullanmaya çalışıyoruz. Amacımız mevcut pazardan pay çalmak değil, pazarı büyütmek. Şölen olarak çok sayıda uluslararası fuara katılıyoruz. Fuarcılığın Türkiyede yeterince gelişmediğini düşünüyorum. Oysa kaynaklarımızı daha verimli değerlendirebiliriz. Odaklanıp daha etkin, daha büyük fuarlar yapmalıyız. Eksiğimiz çok, ama artık yol alabilmeliyiz. Örneğin Hong Kongdaki fuarlarda kimin hangi saatte hangi halle uğrayıp kaç dakika kaldığı elektronik ortamda izlenebiliyor; bu istatistiklere göre davetiyeler gönderiliyor, organizasyonlar düzenleniyor. Teknolojiye çok yakın duran bir millet olmamıza rağmen biz bunların çok gerisindeyiz. Biraz da devlet desteği gerekiyor. Yurt dışındaki fuarlara giderken destek alıyor, yurt içindekilerde almıyoruz. Oysa buradaki fuara katılmak, Almanyadakine katılmaktan daha maliyetli. Sultanlar Grup Halkla İlişkiler Yöneticisi Sonat Polat Sultanlar Grup 1945 yılında Rizede kuruldu. İşe ilk önce pazarlamayla başladı. Yıllar geçtikçe üretim fonksiyonlarını da bünyesine ekledi. Firmanın grup şirketleri: Hayat Gıda, Tibet A.Ş, Sultanlar Yapı ve Set Makine. Tüm şirketler grubu olarak 55 ülkeye ihracat yapıyoruz. Tibette ve Hayat Gıdada bu sene oldukça yeni atılımlar var. Hayat Gıda markalarından Kentonun bütün ambalajlarını yeniledik. 2010da tanecikli puding ürünümüzü piyasaya sunacağız. Tibet markalarından Erneti koku gidericinin yanı sıra yüzey temizleyici olarak konumlandırmayı düşünüyoruz. Ernetin çamaşır suyunu çıkardık. Arkasından banyo, mutfak ve fırın temizleyici piyasada olacak. Dünyada artık iletişim sistemleri, kurulan diyalogların yüzeyi değişmeye başladı. Eskiden yüz yüzeydi, şimdi daha çok sanal iletişim kuruluyor. Firmaların web siteleri var; insanlar ürünleri o sitelerden görüyor, MSNden yazıyor, görselleri ftpden gönderiyor ve internetten sipariş veriyorlar. İletişim kültürünün değişmesiyle beraber fuar kültürü de etkilenmeye başladı dolayısıyla. Geçen seneyle bu seneyi karşılaştırdığımızda daha düşük bir katılım ve ziyaretçi sayısı olduğunu gözlemliyoruz. Belki biraz tanıtım zayıflığı da var. Tat Bakliyat Genel Müdür Yardımcısı Tuba MemişMersinde kurulan, yaklaşık 30 yıllık deneyimi olan bir firmayız. Pirinç sanayicisiyiz, mercimek ve bulgur fabrikalarımız var. Türkiyenin yaklaşık 30 ilinde bayiliklerimiz, Marmara ve Ege bölge müdürlüklerimiz bulunuyor. Kapasitemizin yüzde 40ını ihracatta kullanıyoruz. Real, Metro, Carrefour ve Kilerle çalışıyoruz. Türkiyede yoğun olarak bakliyat ve pirinç ürünlerimizin dağıtımı yapılıyor. Yurt dışında da ürünlerimizi yaklaşık 60 ülkeye ihraç ediyoruz. Bu ülkeler içerisinde Avrupa, Amerika ve Ortadoğu yoğunlukta. Biz bu fuara yaklaşık 10 yıldır, düzenli olarak katılıyoruz. Her yıl ilerleyen, kendini geliştiren, belirli prensipleri olan bir fuar aslında. Türkiyede gıda alanında uluslararası nitelik kazanabilecek tek fuar. Türkiyeyle iş yapmak isteyen yabancı firmalar bu fuarı tercih ediyor. Ama bu sene bayramın hemen ertesinde gerçekleşmesi ve insanların işlerine odaklanması sebebiyle fuara talep azdı. Yurt içinden az sayıda ziyaretçi geldi. Yine de iyi bir performans sağladık.Bu haber Market dergisinden alınmıştır
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive