Eklenme Tarihi : 18 Eylül 2008 Perşembe
Yılmaz Pekmezcan

Bir Tatil Yazısı

Ağustos ayı sanırım turizm sektörü hariç birçok iş kolu için tatil sayılabilecek bir durgunlukta geçiyor


Herkeste bir tatil havası var; ister işbaşında olsunlar ister izinde! Hal böyle olunca bu ayda sizlerle ciddi konuları paylaşmak yerine hazır tatil havam bitmemişken bazı tespitlerimi paylaşmak istiyorum.Yıllar önce bir arkadaşım Amerikaya gitmişti. Döndüğünde kendisine; Herkesin merak ettiği macera dolu, özgürlükler ülkesi!, Amerikayı bir cümle ile anlatır mısın? dedim ve o da hiç unutmam şöyle cevap vermişti: Adım attığınız her yerden sizden önce akıllı birileri geçmiş ve sizin tüm olası ihtiyaçlarınızı (gelecektekiler dahil) düşünerek ülkenin her yerine el değmiş hissini yaşıyorsunuz. Sonrasında bu sözünü şöyle açmıştı: Yani havalimanında, yollarda, metrolarda, bina içlerinde ve girişlerinde, kaldırımlarında birileri sizin geleceğinizi düşünerek sizin yerinize tüm ihtiyaçlarınızı gidermek üzere düşünmüşler, tasarlamışlar ve uygulamışlarGerçekten çok etkilenmiştim bu anlatımdan. Birden yalnız ve güzel ülkem geliverdi aklıma ve bu ülkede yaşamış olmanın getirdiği dayanılmaz hafifliği! Ülkemi bu kadar çok seviyor olmama rağmen, cennet kadar güzel bir ülkeye sahip olmamıza rağmen, çok büyük potansiyelleri bulunmasına rağmen, binlerce yıllık yönetim tecrübeleri bulunmasına rağmen biz böyle bir duyguyu yaşamış mıydık acaba? İçim burkulmuştu o an çünkü ben hiç böyle bir duyguyu yaşamamıştım. Örneğin geçtiğimiz birkaç yıla kadar maaş kuyruğunda fenalaşıp hastaneye kaldırılan hatta ölen insanlarımızı neden birileri onlar adına düşünememişti! Neden üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede deniz taşımacılığı geliştirilerek yük ve yolcu taşımacılığında kullanılır değildi? Ya da neden şehirlerarası yollardan geçerken bir sürü insan ölüp halk yolları kesmeden birileri onlar için gerekli olan üst geçit ihtiyacını düşünememişti? Neden çok hızlı bir nüfus artışı olan bu ülkede yollar hala tek geliş ve tek gidişti ve üstelik kapasitesinin yirmi beş katı yükü, insanı ve aracı aynı yoldan taşıyarak savaşlarda verilenden daha fazla kayıp veriyorduk? Örneğin neden deprem bölgesi olan bir ülkede binalar denetimsiz yapıldı ve 50 bin insan bir gecede öldü? Neden halen birileri bazı süreçleri dosdoğru adam gibi denetleyerek mutfağıma gelen meyveyi, sebzeyi ilaçtan arındırarak genetiği ile oynatmadan sağlıklı bir şekilde sunulmasını sağlayamıyor? Neden yollarda kurulan radarlar sürücülerin can ve mal güvenliğinin sağlanması için değil de; maliyeye kaynak yaratmak amacıyla bazı dönemlerde yoğunlaşıp ve olmadık yerlerde amacı dışında uygulanıyor? Peki neden kentler oy uğruna yağmalattırılıp kimliksiz ve kişiliksiz hale getirildikten sonra milyarlarca dolar kaynak kentsel dönüşüm adıyla ballandıra ballandıra harcanır? Nedenler o kadar çok ki inanın saymakla bitmez. Bu çarpıklıklardan yola çıkarak bir örnek uygulamayı da işte benim memleketimde de birileri benim için, bizim için bir şeyleri düşünmüş ve bizden önce oralara el değmiş dedirten örnek bir uygulamayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu yaz Balıkesirden geçtim birkaç defa. İstanbuldaki çıldırtan trafikten midir nedir? bir türlü fazla farkında olamadığımız Yeşil Dalga sisteminin ilk defa bu kadar güzel uygulandığı bir şehir gördüm (Yaylada AVM kavşağındaki gereksiz bekleyiş hariç). Gerçekten de insanı gururlandıracak derecede güzel düşünülmüş bir uygulama. İnanılmaz mutlu oluyorsunuz Balıkesiri geçerken. Tam kırmızıya geldiğinizde sanki sizi birisi görüyor ve sizin rahat bir biçimde seyahat etmeniz için yeşili yakıyor. İnanın böyle. Başta Belediye Başkanı Sabri UĞUR ve İl Emniyet Müdürü Coşkun HAYAL olmak üzere bu projede emeği geçen herkese teşekkürler. Bu uygulamanın başta yaşadığım şehir olan Kocaeli olmak üzere tüm şehirlerimize örnek olmasını diliyorum. Ülkemizde onbinlerce trafik lambasının olduğunu düşünecek olursak milyonlarca aracın yüzlerce defa yaptığı gereksiz duraklamaların bize maliyetinin her gün trilyonlarca lira olduğunu söyleyebiliriz. Balıkesir başta olmak üzere bir çok şehirde gözlemlediğim önemli bir konu da çimlendirme çalışmaları için yapılan sulama yöntemi. İnanın geçtiğim her şehirde aynı hatayı gözlemliyorum ana giriş-çıkış ve yollarda yapılan ağaçlandırma ve çimlendirme için oluşturulmuş fıskiye sistemleri sabahlara kadar tonlarca suyu gereğinden fazla miktarda boşuna akıtıyor. Hatta öyle ki bu sular, yollara taştığından özellikle ana arterlerde kazalara sebebiyet verecek kadar tehlikeli halde. İçme suyu olamasa bile boşa akan her su ülkemiz için hayati kayıp, bu konuda her kesin sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. İlgililerin dikkatineNe zaman adam oluruz? : Geçtiğimiz yollardan başkalarının da geçeceğini unutmadığımız zaman
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive