Tepe Nautilus İşletme Müdürü Nihat Sandıkcıoğlu

Adını, dünyadaki ilk canlı oluşumlarından olan Nautilus adlı deniz canlısından alan Tepe Nautilus Alışveriş Merkezi, ayda 1 milyon kişi tarafından ziyaret edilen bir çekim merkezi konumunda. Son yıllarda sayıları hızla artan AVM yatırımlarında bir arayış olduğunu belirten Tepe Nautilus İşletme Müdürü Nihat Sandıkcıoğlu ile Perakende.org okuyucuları için konuştuk

Eklenme Tarihi : 04 Kasım 2007 Pazar
tepe-nautilus-isletme-muduru-nihat-sandikcioglu
İstanbulun Alışveriş DeniziSiz kendinizi alışveriş denizi olarak tanımlıyorsunuz. İsminizden, mimariye kadar hatta düzenlenen sosyal aktivitelerde de hep deniz temasına vurgu yapıyorsunuz. Bu konumlandırma nasıl oldu? Tepe Nautilus, plan aşamasından itibaren İstanbulun özellikle de, alışveriş merkezinin inşa edildiği Kadıköyün denizle olan bağlantısından dolayı, ana tema olarak deniz seçti. Denizin canlılığından, yeni hayatlar oluşturmasından, insanlara verdiği ferahlıktan etkilenerek, kendimizi alışveriş denizi olarak tanıtıyoruz. Şu an, Türkiyenin ilk ve tek deniz temalı alışveriş merkezi konumundayız. Nautilus, dünyadaki ilk canlı oluşumları içinde yer alan, 500 milyon yıl önceden beri var olan bir deniz canlısının ismi. Jules Vernein Denizler Altında 20 Bin Fersah kitabında da bahsedilen denizaltının da esin kaynağı olmuş bir canlı. Yaptığımız bütün sosyal etkinliklerde de deniz temasını işliyoruz. Çevre bilinci anlamında deniz olgusunu işlediğimiz gibi, denizin bilinmeyen yönlerini de, yaptığımız sergilerle, su altı fotoğraf sanatçılarının eserleriyle de ziyaretçilerimize aktarıyoruz. Deniz Temiz Derneği gibi, sivil toplum kuruluşlarıyla düzenlediğimiz etkinliklerle, sosyal duyarlılığımızı ortaya koyuyoruz. 16 Aralık tarihinden itibaren Deniz Resimleri Sergisine ev sahipliği yapıyor olacağız. Son yapılan Perakende Günlerinde denizin 24 saatini katılımcılara gösterdik. Daha önce alışveriş merkezinde gerçekleştirdiğimiz bu etkinliğin özelliği, 24 saat boyunca denizin altında çekilmiş olan fotoğrafları, çekildikleri saatin ışığıyla göstermemiz. Alışveriş merkezimizde 4 adet büyük temalı akvaryumumuz var. Ziyaretçilerimizin büyük ilgisini çekiyor. Bu ilginin bir diğer sebebi de, akvaryumların yanında yer alan elektronik kiosklar aracılığıyla, akvaryumda gösterilen su altı hayatını anlatan ansiklopedik bilgilere de ziyaretçilerimizin ulaşabilmesi. Tepe Nautilus, insanların alışveriş yapmaktan hoşlandıkları bir merkez. Tüketicinin algısında böyle bir yer edinebilmek için Tepe Nautilus, kurulduğu günden bu yana nasıl bir yol izledi? Alışveriş merkezleri, Türkiyede 1987 yılından beri var. Tepe Nautilus, açıldığı zaman alışveriş merkezi olgusu artık çok bilinen bir konuydu. Ama krizli bir ortamda açıldık. Büyüklük ve lokasyon olarak, önemli bir projeydi. Çok doğru bir konumda kurulmuş olması, içinde barındırdığı marka karması, merkezimize ciddi bir talep yarattı. Şu an alışveriş merkezimizde boş yer olmadığı gibi, önemli markalardan hala talep geliyor. Burada kiracı olan mağazaların verimlilikleri çok önemli. Biz bu verimliliği ölçmek için bir araştırma yaptırdık. Bu araştırma sonucunda gördük ki, ziyaretçilerimiz buraya, sadece gezmek için değil, alışveriş yapmak için geliyor. Alışveriş değil yaşam alanı yaratıyoruz Aslında çok önemli bir konuya değindiniz. Alışveriş merkezleri için sosyal yaşam alanları diyoruz ama aynı zamanda kiracılarınız için bir ticaret merkezi. İnsanların hoş vakit geçirmelerinin sağlanması yanında, alışverişe de yönlendirilmesi gerekiyor, öyle değil mi? Ticaretin ana amacı kar etmektir. Çok ciddi kiralar ödeniyor. Alışveriş merkezine gelen ziyaretçilerin, mağazaların hedef kitlesine uygun olması gerekiyor. Bir noktada buluşmak lazım. Çok pahalı markaların bulunduğu bir alışveriş merkezi yapabilirsiniz. Ama ziyaretçileriniz sadece vitrin bakıyorsa, çok doğru bir buluşma noktası yaratmış olmuyorsunuz. PR çalışmalarının, ziyaretçilerin, hem alışveriş merkezinde vakit geçirmelerini sağlaması, hem de mağazalardan alışveriş yapacak hedef grubuna uygun olması gerekiyor. Ziyaretçilerinizle nasıl bir iletişim platformunda buluşuyorsunuz? İsteklerini, şikayetlerini, önerilerini nasıl iletiyorlar? Bizim ziyaretçilerimiz artık yönetimin bile yerini biliyor. Tüketiciler, artık çok bilinçli. Tüm şikayetlerini, önerilerini bize getiriyorlar. Bunları yazılı olarak aldığımız gibi, müşteri temsilcisi ve halkla ilişkiler departmanındaki arkadaşlarımıza da aktarabiliyorlar. Müşteri de haklı olabilir, kiracı da haklı olabilir. Hiç önemli değil. Mutlaka hem yazılı, hem de sözlü olarak dönüş yapıyoruz. Ziyaretçilerimizden gelen hiçbir öneri yada şikayeti, takipsiz bırakmıyoruz. Tepe Nautilusun sayısal büyüklüğünden de bahsedelim. Toplam ve kiralanabilir alan, mağaza ve ziyaretçi sayısı hakkında bilgi alabilir miyiz? Kapalı hacim olarak, otoparklarımız dahil olmak üzere 154.183 metrekare. Kiralık alanımız, 53 bin metrekare. Bu da bizim dünya standartlarına büyük alışveriş merkezi sınıfına yerleştiriyor. 53 bin metrekarelik alanda 119 kiracımız var. Ortak hacim kiracılarımızla birlikte bu sayı 135i buluyor. Her kesime hitap eden, bir hipermarketimiz var. Eğlence ve 8 adet sinema grubumuz var. Bünyemizde ayrıca bir spor kompleksimiz var. En üst katımız yiyecek-içecek mağazalarına ayrıldı. Çocuk oyun alanımız var. Alışveriş merkezimiz 4 kattan oluşuyor. 2 bin 700 araçlık bir otopark alanımız var. İstanbulun en büyük otopark alanına biz sahibiz.Otoparkımız yapılış aşamasından itibaren akıllı otopark sistemi adı verilen bir otomasyon sistemiyle donatıldı. Otoparka girdiğiniz zaman, gerek yönlendirmelerle, gerek hangi alanın boş yada dolu olduğunu üst bölümde yer alan yeşil veya kırmızı ışıkla anlayabiliyorsunuz. Bu sistem ilk olarak Tepe Nautilusta uygulandı. Artık yeni inşa edilen alışveriş merkezlerinde de uygulanıyor. Ayda yaklaşık 1 milyon kişi alışveriş merkezimizi ziyaret ediyor. Ama biz şuna inanıyoruz; kalabalıklar, çok alışveriş yapıldığı anlamına gelmez. Bu noktada biraz önce konuştuğumuz verimlilik konusu devreye giriyor. Farklılaşan bir adım öne geçiyor Tepe Nautilusun bulunduğu konum ve içinde barındırdığı mağazalara baktığımız zaman, aslında hedef kitle konumlandırmasını çok rahat görebiliyoruz. Ama biz sizden dinleyelim, nasıl bir kesime hitap ettiğinizi... Beyaz yakalı, mavi yakalı diye gruplandırmak ne kadar doğru bilmiyorum. Hemen hemen bütün alışveriş merkezleri, A ve B grubuna hitap ettiklerini belirtiyor. Ama her şeyden önemlisi, bilinçli tüketiciye hitap edebilmek. Alışveriş merkezimizin bulunduğu konum dolayısıyla A ve B grubunun evlerine çok yakın bir noktadayız. Dolayısıyla bu gruplar alışveriş merkezimi ziyaret ediyor. Ama içimizde bir hipermarket var. Hipermarketin ciroya yönelik düzenlediği kampanya ile toptancılar da alışveriş merkezimizi ziyaret ediyor. Bizim hedefimiz, İstanbulun bilinçli, mutlaka çalışan, kendine yakışanı arayan grubu alışveriş merkezime çekebilmek. Alışveriş merkezi sayısı da artıyor. Şu an 98 alışveriş merkezi var. Bu sayı 2 yıl içinde 2ye katlanacak. Bunun büyük bir bölümü de İstanbulda olacak. Artık her alışveriş merkezi birbirinin aynısı olmayacak. Alışveriş merkezleri farklılaşmak zorunda. Mağaza karması ile, PR kampanyalarıyla, hizmetleriyle kendilerini farklılaştırmak zorundalar. İstanbulun trafik ve ulaşım altyapısı ile ilgili bir yapılanma süreci var. Özellikle toplu taşımada raylı sisteme geçilmesi için projeler başladı. Tepe Nautilusun bulunduğu konumda göz önünde bulundurulursa, bu projelerin size yansıması nasıl olur? Toplu taşıma, alışveriş merkezlerine olumlu bir katkı sağladı. Özellikle Taksim-Levent hattındaki metro, alışveriş merkezlerine ciddi bir ziyaretçi sağlıyor. Raylı sistem projeleriyle, Tepe Nautilus olarak, önümüzdeki 5 yıl içerisinde, çok farklı yerlere geleceğiz. Zira Marmaray ve Anadoluray projelerinin kesiştiği noktada yer alıyor olacağız. Bu da çok önemli bir trafiğin, alışveriş merkezime ulaşabileceği anlamına geliyor. Bu trafik içinde, hedef kitle tanımamıza uygun olan kesimi, alışveriş merkezine çekebilmek için, kimliğimizi daha belirgin hale getirmek istiyoruz. Bu kapsamda, önümüzdeki dönemler için ne gibi projeleriniz var? Tepe Nautilus, 5 yaşında. 5 yıl, alışveriş merkezleri için çok önemli. İnsanlar için nasıl 18 yaş rüşdünü ispatlama yaşıysa, alışveriş merkezlerinin rüşdünü ispat edebilmesi için 5 yıl önemli bir dönemeç. Biz hedef kitlemizden, ziyaretçilerimizden oldukça memnunuz. Onların alışveriş merkezimize sadık kalması için çalışmalarımız olacak. Rekabet ortamı mutlaka olacaktır. Kendimizi yenilemeye devam edeceğiz. Deniz temalı kimliğimizi korumaya devam edeceğiz. Aslında bütün amacımız, standartları yükseltmek. Bizi farklılaştıracak nokta bu olacak. Bizim amacımız, buraya gelen ziyaretçilerimizin, her gelişlerinde bir daha gelmelerini sağlayacak bir ortam yaratabilmek. AVM sayısı daha da artacak Sektörde son yıllarda bir hareketlilik gözleniyor. Bu hareketliliğin yanlış lokasyonlarda yaşandığına dikkat çekenlerde var, AVM sayısı olarak hala Avrupanın çok gerisinden olduğumuzu söyleyenlerde. AMPD Başkanı Nurşin Oralın da, AVM yatırımlarında odak sorunu olduğu yönünde bir açıklaması var. Siz sektörün bugününü nasıl görüyorsunuz? Yatırımlarda bence bir arayış var. Çok bilinçli olmayan yatırımlar da görüyoruz. Hastane olarak başlamış bir inşaat otel yada alışveriş merkezine dönebiliyor. Belli lokasyonlarda yoğunlaşmayı, dünyanın pek çok yerinde de görüyoruz. Ama iş onun var benimde olsuna dönüştüğü zaman, atıl durumda bekleyen yatırımlara dönüşebiliyor. Ülkemizde de böyle bir tehlike olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki 2 yıl içerisinde, neredeyse yüzde 100 artış gösterecek yatırımların tamamı, varmak istediği hedefe ulaşamayacaktır. Doğru yatırımlar, doğru planlanmış, farklılaşmayı başarabilmiş projeler, hedeflerine varacaklardır. Avrupa ile kıyasladığımızda, AVM sayısı olarak çok gerilerdeyiz. Anadoludaki yatırımlarında artmasıyla, Avrupa ortalamasını yakalayabiliriz. Eskişehir, Konya, Kayseri, Adana gibi illerimizde çok güzel yatırımlar var. Bu yatırımlar ayrıca, kayıt dışı ticaretin önlenmesini sağlayacağı için, ülke ekonomisi açısından da son derece verimli yatırımlar. Umut ediyorum ki, bu yatırımlar atıl durumda kalmasın. Sektör geneline bakacak olursak, yabancıların da yoğun ilgisiyle karşılaşıyoruz. Hem AVM ortaklıkları, hem de mağazalar açısından Türk pazarına bir ilgi olduğunu görüyoruz. Sizce bu ilgi neden kaynaklanıyor? Genç nüfus ifadesini hemen hemen her açıklamada görüyoruz. Kredi kartı kullanımı gibi ödeme unsurlarının Avrupaya çok farklı noktalara gelmiş olmasının yarattığı bir çekicilik de var. Bana göre yabancı sermaye kavramının global sermayeye dönüşmesi lazım. Çünkü artık, Türkiyede oluşan sermayede global hale gelmeye başladı. Pek çok Türk yatırımcısının, yurtdışında yatırımları, ortaklıkları var. Yabancı bir perakendecinin, Türk pazarına girmek istemesi bence önemli. Bunun bize de faydası olacaktır. Yabancıların oluşmuş bir know-howları var. Perakendecilik, çok kolay bir iş değil. İşin mutfağından nihai tüketiciye ulaşana kadar ki süreç, ciddi bir know-how gerektiriyor. Bu know-howları kendimize adapte etmemiz açısından yabancı sermeyenin gelişi bence önemli. AVMlerin tüketiciler için bir cazibe merkezi halini almaya başlaması, markalarında AVMlere olan talebini artırdı. Ama bu noktada yerli markaların, AVMlerde yabancı markalara öncelik tanındığı yönünde eleştirileri olabiliyor zaman zaman. Siz bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Ben bu eleştirilere katılmıyorum. Gerçekten marka değeri olmayan yabancı isimler, hak etmedikleri yerlere girebiliyorlar. Şikayet daha çok buradan kaynaklanıyor. AVMlerde mağazaları olan yerli ve yabancı markaların yüzdelerine baktığımız zaman da bir sıkıntı olmadığını görüyoruz. Yerini hak etmeyen marka olduğu doğru. Ama sektörümüzde iş süreçleri doğru işliyor. İş yapmayan marka gider, yerine iş yapan başka bir marka gelir. Sektöre baktığımız zaman yaşanan en büyük sıkıntılardan biri de yetişmiş personel konusunda yaşanıyor. Bu sorunun çözümü için sizce neler yapılabilir? Alışveriş merkezciliği çok hızlı gelişiyor. Geçtiğimiz günlerde AMPDde de gerçekleştirdiğimiz bir toplantıda, hem tesis yöneticiliği hem de perakendecilik tarafında ciddi bir insan kaynağına ihtiyaç olduğunu konuştuk. AVMlerin sayısının artması, bu merkezlerde deneyimli insanların görev almasını da beraberinde getiriyor. Bu noktada sektör sıkıntı yaşıyor. Çünkü personelin yeterli bilgi ve deneyime sahip olabilmesi için, bilginin paylaşılması gerekiyor. İnsanların bu işe meslek olarak yönelmeleri gerekiyor. Dünyada bunun örnekleri var. Perakende sektörüne kalifiye personel sağlayan akademik programlar mevcut. Bizde de, sektörün gelişimine paralel olarak, üniversitelerimizde perakencilikle ilgili bölümler açılmaya başladı. Bunu devam ettirmek gerekiyor.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive