Yükselen Değer: Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü

Zeytin ve zeytinyağı üretimi, ülkemizin en önemli geçim kaynakları arasında yer alıyor. Dünyada en fazla zeytin üretimi yapan ülkelerden biri olmamıza rağmen, özellikle zeytinyağı tüketimi buna paralel oranlarda gerçekleşmiyor. Yine de Türk ekonomisinin yükselen değeri olarak görülen sektörün 3 yıl içinde 3 kat büyüyerek 4 milyar dolara ulaşması bekleniyor

Eklenme Tarihi : 01 Aralık 2009 Salı
yukselen-deger-zeytin-ve-zeytinyagi-sektoru
Özlem ELGÜNGeçmişi günümüzden 10 bin yıl öncesine dayanan zeytin, lezzetli ve faydalı olmasının yanı sıra birçok efsanenin de kaynağı... Kutsal sayılan dalları, ağacı ve meyvesi çeşitli şekillerde kullanıldı; yaprakları zafer, akıl ve barış simgesi oldu. Nuh'un gemisine bir zeytin dalı ile geri dönen güvercin, büyük sel felaketinin sona erdiğine dair bir işaretti. Birçok yerde vaftiz törenlerinden yağ lambalarına, geleneksel ve kutsal mekânlardan Akdeniz'de görkemli dinsel ayinlere kadar önemli bir yer tuttu. Zeytinyağı ise geçmişten bugüne özellikle Akdeniz mutfağında başköşede yer aldı. Lezzetinin yanı sıra büyüleyici bir antioksidan deposu olan bu altın sıvı, iltihabi rahatsızlıkları önlediği gibi hücreleri tehdit eden moleküllere karşı da vücudu koruyor. İnsanın vücudunda donmayan nadir yağlardan biri olduğu için kanser riskini azaltıyor. Türkiye, bulunduğu coğrafi konum ve sahip olduğu Akdeniz iklimi özellikleriyle İtalya, İspanya, Yunanistan ve Tunus gibi diğer Akdeniz ülkeleriyle birlikte dünyanın önde gelen zeytin ve zeytinyağı üreticilerinden biri Üretim, dane zeytin yoğunluklu olarak Manisa, Aydın, İzmir ve Balıkesirde yapılıyor. Ortalama 160-170 milyon olan zeytin ağacı sayısı gün geçtikçe artıyor. Devlet İstatistikleri Enstitüsü araştırmalarına göre, Türkiyede üretilen zeytinlerin yaklaşık yüzde 70i yağ üretmek, yüzde 30u ise sofrada kullanılmak üzere yetiştiriliyor. Ortalama 850 zeytinyağı fabrikasıyla Türkiye, dünyada zeytinyağı üretiminde 5inci sırada yer alıyor. Dünyada 7.5 milyon alan üzerinde mevcut toplam 800 milyon adet zeytin ağacının yüzde 98'i Akdeniz havzasında bulunuyor. Dünya zeytinyağı üretiminin ise 95'i Akdeniz ülkelerinde yapılıyor. Türkiye'de Balıkesir ili Edremit ilçesi Narlı köyünde dünyaca meşhur içimlik kıvamda üretilebiliyor. Zeytinde rekolte 250 bin ton civarında. Ülke genelinde kişi başına zeytin tüketimi 3, zeytinyağı tüketimi ise 1,5 kilo. Sofralık zeytin tüketim rakamları dünya geneli ile kıyaslandığında kabul edilir düzeyde ancak zeytinyağı tüketimi özellikle üretici ülkelere göre çok geride. Uzmanlar tarafından tavsiye edilmesine rağmen bu düşük tüketimin sebebi, zeytinyağının pahalı oluşunda yatıyor... Zira ayçiçeği yağı zeytinyağından 4-5 kat daha ucuz.Sektör büyüyor Nielsen Perakende Paneli verilerine göre Ağustos 2009 itibariyle bir yıllık zeytinyağı satış miktarı 32 milyon litre olarak görünüyor. Bu rakam bir önceki yıl 29 milyon litre olarak gerçekleşmiş. Yani kategori bir yılda yaklaşık yüzde 9 mertebesinde büyümüş. Zeytindostundan aldığımız rakamlara göre ise sektörün büyüklüğü 1.3 milyar dolar civarında. Önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde bu sektörün 3 kat civarında büyüyerek 4 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Sektöre dair diğer ayrıntıları Zeytindostu Zeytin ve Zeytinyağı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ölkenden öğrendik...Zeytindostu Zeytin ve Zeytinyağı Derneği kimler tarafından, ne zaman kuruldu? Şu anda kaç üyeniz var?Dernek, 2007 yılında 40 kurucu üye tarafından kuruldu. Kurucular arasında iş adamları, bilim adamları, ihracatçılar, üreticiler, ev hanımları, sanayiciler ve bürokratlar gibi sektörün direkt içinden ve aynı zamanda dışından kişiler bulunuyor. Derneğin amacı ve çalışmaları hakkında bilgi verebilir misiniz?Derneğin ana amacı, ülkemiz zeytin ve zeytinyağı sektörünü ulusal ve uluslararası arenada hak ettiği seviyeye çıkarmak. Bu amaca ulaşmak için de eğitim, tanıtım, 3 S (spor, sanat ve sağlık) faaliyetleri, fuar ve çeşitli yayınlar dâhil her türlü etkinliklerde bulunuyoruz.Türk zeytin ve zeytinyağı sektörü, geçmiş yıllarla kıyaslandığında şu anda hangi noktada?Ülkemiz zeytin ve zeytinyağı sektörü aslında her geçen sene ilerliyor ve büyüyor. Çünkü son yıllardaki dikimler üretim artışını sağlıyor. Ancak gelişen sektörde ihracatçı kesim son 2 yıldır kan kaybediyor.Türkiye dünya zeytin ve zeytinyağı üretiminde kaçıncı sırada? Bilinen zeytin ağacı adedi nedir?Ülkemiz bugün için yemeklik sofralık zeytin üretiminde 2nci, zeytinyağı üretiminde ise 5inci sırada. Tahmin edilen ağaç varlığımız ise 160-170 milyon arasında.Peki, yıllık kişi başı zeytin ve zeytinyağı tüketimi ne kadar? Sizce Türkiye, elinde bulunan potansiyeli yeterli ölçüde değerlendirebiliyor mu?Kişi başı zeytinyağı tüketimi 1,5, zeytin tüketimi ise 3 kilo civarında. Sofralık zeytin tüketim rakamlarımız dünya geneli ile kıyaslandığında kabul edilir düzeyde olmakla beraber zeytinyağı tüketimimiz özellikle üretici ülkelerle kıyaslandığında çok geride. Elimizdeki potansiyeli yeterince değerlendiremiyoruz.Türkiye, zeytin ve zeytinyağında önemli bir pazar olmasına rağmen, tanıtım faaliyetleri yetersizliğinden ötürü Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi kurulmuştu. Komite ne gibi faaliyetlerde bulunuyor ve neyi hedefliyor?Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi (ZZTK) öncelikle uluslararası piyasalarda bir Türk zeytin ve zeytinyağı üst kimliği ile imajı oluşturmak için kuruldu. Bunun yanı sıra iç tanıtım ve iç tüketimin artırılmasına yönelik çalışmalar da planlanıyor. ZZTK özellikle birinci hedef pazar olarak belirlediği Çin'de fuarlara katılıyor, orada da Türk zeytin ve zeytinyağı bilinirliliğinin artması için çaba sarf ediyor.2007 yılında yapılmaya başlanan Anatolive Fuarı, Türk zeytin-zeytinyağı sektörünü bir adım öne taşımıştı. 2008de de sektörün odak noktası olan fuarın üçüncüsü ne zaman gerçekleştirilecek?Üçüncü Anatolive fuarı 2010 yılında gerçekleştirilecek. Ancak ayı ve günü henüz netleşmedi.Zeytin ve zeytinyağı sektörünün son 3 yılı nasıl geçti? Sektördeki en büyük sorunun ne olduğunu düşünüyorsunuz?Sektörün son 3 yılı öncelikle ihracatçılar açısından çok olumsuz geçti. Üreticiler de kuraklık yüzünden istenilen randımanda ürün alamadıkları için sıkıntılı bir süreç geçirdiler. Sektörün sorunlarının başında üretimin ölçek olarak küçük kalmasından dolayı üretim maliyetlerinde ve ürün miktarında henüz bir istikrar sağlanamaması geliyor. Buna bağlı olarak zaman zaman rekabet edilemez fiyatlar yüzünden ihracat tıkanıyor ancak buna karşılık iç piyasada tağşiş (bir malın içine değersiz veya daha düşük değerli madde karıştırılması) ve sahte zeytinyağı vakaları artıyor.Firmalar varolan potansiyeli değerlendirme çabasındaBir zeytin cenneti olan Türkiye'de en kaliteli zeytin ağaçları Ege, Marmara ve Akdeniz'de yetişiyor. Dünyanın ilk zeytinyağı üreticilerinin bulunduğu Balıkesir ve Altınoluk-Edremit-Ayvalık, zeytinyağı üretimi nedeniyle altın üçgen olarak biliniyor. Her geçen yıl artan ağaç sayısı ve son yıllarda verilen destekler sayesinde zeytin ve zeytinyağı sektörü yeniden canlansa da firmalar sıvı yağ fiyatlarındaki artış, depolama şartları, standart eksikliği ve tağşiş gibi sorunlardan dem vuruyorAydoğmuş Zeytinleri Genel Koordinatörü Çetin Aydoğmuş Aydoğmuş Zeytinleri, 1986 yılında Hüsnü Aydoğmuş tarafından kuruldu. Şu an 7 bin 800 metrekarelik bir alana yayılan işletmede, 5 kişilik satış ekibimiz ile Türkiye genelinde 28 ilde hizmet veriyoruz. Her türlü zeytin ve zeytin ürününde plastik pet ambalaj, plastik kova, teneke, vakumlu ambalaj, cam kavonoz gibi yaklaşık 80 ambalaj çeşidimiz bulunuyor. Ürünlerimizi Türkiye genelindeki dört yöreden çalışıyoruz. Siyah zeytinin ana memleketi olan Gemlikten biberli, kokteyl, kırma yeşil zeytin, Manisa Akhisardan çizik yeşil zeytin, Edremitten light zeytin diye tabir ettiğimiz siyah zeytin ve Aydın ile Akhisar tipi siyah zeytin işliyoruz. Zeytin, gıda maddeleri arasında birincil ihtiyaçlardan olduğu için her sofrada bulunan bir nimet bize göre. Bununla beraber herkesin kolay olduğunu iddia ederek girmek istediği bir sektör... Bu yüzden bu sektöre pek çok kişi girer ve çıkar. Oysa üretim yapmak bu kadar kolay olmamalı diye düşünüyorum. Bizim açımızdan bu işin maliyetleri yüksek, fakat çok basit olduğunu düşünen arkadaşlarımız Gemlikte 150 metrekarelik bir yerde üretim yapabiliyor. Çoğu satış noktası için bizim o firmalardan bir farkımız yok. Çünkü onlar için önemli olan ambalajın içindeki ürün, nerede ve nasıl yapıldığı hiç önemli değil. Bu gibi firmaların denetlenmesi ve işini hakkıyla yapan firmalarla bir tutulmaması gerekiyor.Aymar İcra Kurulu Başkanı Nihat ÖzyurtAymar, 1979 yılında üretime Koç Holding bünyesinde başladı. Grubun katı ve sıvı yağlar sektöründeki temsilcisi olarak Kasım 1989a kadar faaliyetlerine devam etti. 1989 yılında Unilever bünyesine geçen Aymar, 1990lı yıllarda pazarın en önemli üreticisi haline geldi ve o yıllarda sahip olduğu yüzde 40 pazar payı ile sektördeki firmaların ulaştığı en yüksek payı aldı. 2003 yılında Türkiyedeki bitkisel yağ üreticisi firmaların uzun yıllar boyunca tedarikçisi olmuş Toros Ltd. şirketi tarafından satın alınarak, yeni bir kimlik ve bakış açısıyla pazardaki varlığını sürdürmeye başladı. Üretimimizi Çorludaki 98 bin metrekarelik tesislerde gerçekleştiriyoruz. Yıllık 100 bin ton yağ hacmiyle tesislerimiz tam kapasite çalışıyor. Dağıtımı ise yurt genelindeki ulusal marketler, yerel zincirler ve Türkiye geneline yayılmış 140 bayimiz aracılığı ile gerçekleştiriyoruz. Yağ alanında Türkiyedeki en güçlü portföye sahip olan şirketimiz, 15 farklı yağ üretiyor. Geleneksel yağ sektöründe ayçiçek ve mısır yağı; riviera ve naturel sızma zeytinyağı; pamuk, soya ve kanola yağı ürünlerine sahip. 2008 yılındaki sıvı yağ fiyatlarındaki ciddi yükselmeler öncelikle üreticileri (sanayicileri) sermaye açısından sıkıntıya sürükledi. Sanayiciler sattıkları malı yerine koyamadılar. Böyle devam etmesi halinde firmaların kapanma aşamasına gelmesi kaçınılmaz olacak. Tüketici boyutunda insanların olmazsa olmazları, bitkisel yağlar gibi temel maddeler. Bu maddelerin başında da sıvı yağ geliyor. Bu olumsuz gelişmeler dikkate alındığında, insanların daha fazla bedel ödeyerek yağ almaları aile ekonomisine ciddi zararlar verdi. Küresel ısınma ile yağlı tohum, dolayısıyla yağ arzı azalıyor. Petrol fiyatlarındaki artış ile de alternatif enerji arayışları yağa talebi artırıyor. Bu da hem bizi hem de tüketiciyi kısır döngüye sürüklüyor. Tüketici 2 sene önce 1 liraya aldığı yağı, bugün 3 liraya alıyor. Sanayici firmalar ise 2 sene önce elindeki sermaye ile 3 birim ürün üretebilirken, bugün 1 birim üretebiliyor. Türkiye sıvı yağda ithalat yapan bir ülke konumunda olmasının yanı sıra, akaryakıttan sonra en fazla ithalat bedelini de yağa ödüyor. Yağ bitkilerine gerekli önem verilmezse yağ açığı giderek artacak. Bize göre tek yol, ülkemizde rahatlıkla yetişebilen bitkilerden elde edilen yağları kullanmak. Bu nedenle zeytinyağının çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Baytek Genel Müdürü Atalay Baytek Şirketimiz 1993 tarihinde kuruldu. Merkezimiz Ankara Gimatta, fabrikamız ise Bursa Orhangazide bulunuyor. Zeytin ağaçları nasıl ağaçların en eskisi ise, bizler de bu sektörün en eski firmalarından biriyiz. Zamanla kendimizi yenileyerek, teknolojiye ve gelişmelere ayak uydurduk. Bugün geldiğimiz noktada Gemlik'te yaklaşık 4 bin 800 metrekarelik kapalı alan üzerine kurulu fabrikamızda imalatlarımızı gerçekleştiriyor, Ankara Gimat Ticaret Merkezi'ndeki 2 bin metrekarelik yönetim binamız ile Türkiye'nin dört bir yanına hizmet veriyoruz. Ürünlerimiz; zeytin toplama, yıkama, ön kalibrasyon, fermantasyon, fermantasyon sonrası yıkama, son kalibrasyon, ambalajlama, depolama ve pazarlama faaliyetleri ile nihai tüketiciye ulaştırılıyor. Gemlikteki tesisimizde 10 bin ton yıllık üretim kapasitesi bulunan firmamız çeşitli siyah ve yeşil zeytin üretimi yapıyor. Baytek zeytinleri tamamen doğal ve katkı maddesiz olarak üretiliyor. Bazen basında zeytinin tekstil boyası ve ferroglukonat ile karartıldığına dair haberler görüyoruz. Oysa Gemlik zeytinlerinin gerek tat gerekse renk yönünden hiçbir katkı maddesine ihtiyacı yok. Gerçek Gemlik zeytini siyah renkte, ince kabuklu, çekirdeği küçük ve etlidir. Kızıl zeytinlerin boya ile renklerinin değiştirilmesi daha çok merdiven altı tabir edilen firmalarda gerçekleştiriliyor. Bu tip firmalara yönelik kontrol mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum. Celayir Zeytin Gıda Genel Koordinatörü Umur CelayirZeytin ile birlikteliğimiz 1960lı yıllarda başladı. İkinci kuşak olarak 1990lı yıllardan sonra altyapı çalışmalarımızı tamamlayıp kurumsallaşmaya hız verdik. Her çeşit zeytin ve zeytin ürünlerini işlemekle beraber, özellikle Gemlik sofralık siyah zeytin konusunda ihtisaslaştık. Üretimle ilgili tüm izinlere, kalite belgelerine ve ödüllere sahip olan firmamız, kapalı 3 bin metrekarelik bir alanda hizmet veriyor. Yıllık ortalama 3 bin ton zeytin ve ürünlerini iç-dış piyasaya Celayir ve Ceolive markalarıyla sunmayı hedefliyoruz. Üç ana grup altında ürettiğimiz ürünler sırasıyla; salamura siyah zeytin, Gemlik sele zeytini ve yeşil zeytin olarak işleniyor. Bu ürünler kendi alt gruplarında değişik çeşit ve kalibrelerde üretiliyor. Bununla birlikte zeytinyağı pazarında da yatırımlarımız devam ediyor. Toplamda barkod bazında, ambalaj ve kalibre olarak 55 değişik ürün çeşidimiz mevcut. Şu an için sektörde ham dane zeytin olmak üzere başlayan; depolama şartları, standart eksikliği, üretim aşaması problemleri, sermaye yetersizliği ve kayıt dışı gibi ciddi sorunlar var. Bunlar, ciddi yapısal reformlar gerektiren, ancak kısa zamanda radikal kararlar ile hayata geçirilmesi kolay olmayan sorunlar. Zeytin tarımının ulusal bir tarım politikası ve buna bağlı üretim planlaması kapsamında ele alınması gerekiyor. Günümüzde yöreye ve ekolojiye uygun olmayan çeşitlerin, gerek sofralık gerekse yağlık zeytinin, iç ve dış pazar araştırılmaları yapılmadan yaygın bir şekilde ve plansız olarak dikilmesi, gelecekte daha ciddi sorunların yaşanacağının habercisi. Zeytin ekim alanlarının kayıt altına alınması ve çiftçi kayıt sisteminin gerçekleştirilmesi, tarım sigortası uygulamasının yaygınlaştırılması, zeytinin kullanım türlerine ve üretim bölgelerine göre fidan dikiminin ve üretiminin teşvik edilmesi, zeytinliklerde gençleştirme çalışmalarının yapılması, yaşlı ağaçların oluşturduğu zeytinliklerin yenilenmesine çalışılmalı. Uygun bakım, gübreleme, budama ve sulama ile verim artırılmalı, kaliteli üretim teşvik edilmeli. Yöreye ve ekolojiye uygun maliyetler göz önünde tutulmalı, dane zeytine prim desteği sağlanmalı. Bölgemizdeki sorunların en önemlilerinden biri, miras yoluyla parçalanmış olan zeytin arazilerine sahip üreticinin yeterli bilince sahip olmaması ve kalite standardında üretim gerçekleştirememesi dolayısıyla yaşanan zayiat. Üreticilerin sağlıklı örgütlenmesinin artırılması, köy kooperatifleri ve benzeri üretici örgütlerinin yaygınlaştırılması, lisanslı depoculuğun hayata geçirilip modern işleme depolarının oluşturulması, üreticilerin ve tüccarın bu çatı altında toplanması sağlanmalı. Kaliteli ve sağlıklı ürün elde etmek için gerekli teknoloji ve hijyen tam anlamıyla uygulanmalı, merdiven altı üretim yapan işletmeler çok sıkı denetlenmeli. Kayıt dışı üretim ve dağıtımın etkin şekilde denetlenip, kontrol altına alınarak sektördeki haksız rekabetin önüne geçilmesi sağlanmalı. Üniversitelerin gıda fakültelerine veya yüksek okullarına, sofralık zeytin işlenmesi ve değerlendirilmesi konusunda dersler konulmalı. İşletmeler desteklenmeli, üretim ve işleme verimini artırarak sağlıklı standartlar oluşturulmalı, coğrafi işaretleme ve ürün takip sistemi ile kaliteli zeytin güvence altına alınmalı. Tüketicilerin dökme zeytin yerine ambalajlı zeytin tüketmesi için bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı, firmaların sağlıklı ve ufak ambalajlı ürün satmaları teşvik edilmeli. Sonuç olarak sektörün tüm bileşenlerinin ortak iradesi ile ülkemiz zeytinciliğinin plan ve politikalarının oluşturulması, ulusal bir tarım politikası kapsamında ele alınması ve uluslararası etkinliğin artırılması, zeytincilik kültür ve sanatının oluşturulması, anavatanı Anadolu olan zeytine yaraşır çalışmalar yapılması gerekiyor. Ekol Zeytin Genel Müdür Yardımcısı Bilgin AktaşGenel merkezimiz Ankarada, fabrikamız ise Bursa Gemlikte. Yeni fabrikamıza Eylül 2009 itibarıyla taşındık. Fabrikamızın bulunduğu alan, ek binaların tamamlanmasıyla 5 bin 100 metrekareye ulaşacak. Üretim kapasitemiz ise makine yatırımlarımızla aylık 750 tona çıkacak. Tarımsal bir ürün olan zeytini 12 ay boyunca aynı kalitede müşteriye sunmak oldukça zahmetli ve maliyetli. Ekol olarak havuzlarımızda her kalibreden ürün bulunuyor. Ancak iklim koşulları ve rekolte her yıl değişiyor, bu da her yıl için havuzlarda farklı stratejide ürün olmasını gerektiriyor. Gemlik bölgesindeki köylerin müstahsillerinden aldığımız zeytinler, firmamızın kalite standartlarına uygunluğuna bakılarak alınıyor ve özenle seçiliyor. Bu konuda oldukça iddialıyız çünkü bizim ürünlerimizde yumuşak ve kızıl oranı oldukça düşüktür. Yıl boyunca da bu kaliteyi koruruz. Zeytin pazarında geldiğimiz noktadan memnunuz. Ancak önümüzde birçok fırsat olduğunu düşünüyoruz. Ürünlerimize özellikle dış piyasada oldukça talep var. İç pazarda ulusal zincir marketler ve Türkiye genelinde 32 bayimizle hizmet veriyoruz. Ayrıca fason üretimlerimiz bulunuyor. Yaklaşık 10 yıldır lojistik merkezimiz Ankarada. Bu bize hızlı ve etkin bir dağıtım sağlıyor. Ankaradaki depomuz yaklaşık 3 bin 800 metrekare. 2009 yılı şirketimiz için büyüme yılı oldu. Ekonomik krizden sonra küçük ölçekli firmaların pazarda rekabet şansı kalmadı. Bizim hem üretim giderlerimiz hem de pazarlama giderlerimiz oldukça yüksek. Bu da ürün fiyatlarına yansıyor. Kaliteli bir ürün, ucuz olamaz. Ucuz olması için kaliteden ödün vermek gerekir. Ağırlıklı olarak siyah gemlik zeytin olmak üzere siyah ve yeşil zeytin üretimi yapıyoruz. Sele ve salamuranın yanında değişik ambalaj çeşitlerimiz mevcut. Ambalaj kalitesi ve görünüme önem veriyoruz. Dış pazar ile iç pazar arasında talep farkları bulunuyor. İç pazarda büyük, dış pazarda ise küçük ambalajlar talep ediliyor. Gemlik zeytininin lezzet ve kalitesi diğer ülke zeytinlerinden çok farklı ve pahalı olması sebebiyle ilk girdiğimiz pazarlarda zorlanıyoruz. Ülkelerin yemek kültürlerine girmek zaman alıyor ancak ürünlerimizi tadan müşterilerimizden hep olumlu düşünceler ve siparişler alıyoruz. Özellikle az tuzlu gemlik zeytininde dış pazarda çok fırsat var. Tarımsal bir ürünün üretimindeki sıkıntılar saymakla bitmez. Çünkü elinizde olmayan sebepler oluşuyor. Bilinçsiz rekabet ve kısa vadede kâr etme isteği her sektörde olduğu gibi zeytin sektörünün de sıkıntısı. Elita Genel Müdürü Hüseyin Nuri ÇomuSunar Grup şirketlerinin kökeni 1970li yılların ilk yarısına dayanıyor. O dönemde Çukurovada yaygın olarak yetiştirilen pamuk ve pirinci işleyen çırçır ve çeltik tesisleriyle tarımsal sanayi alanına adım atıldı. 1980lere gelindiğinde Çukurova bölgesinde yoğun olarak ekilen buğday ve mısırı işleyecek yeterli tesis yoktu. Yüksek Ziraat Mühendisi Nuri Çomu tarafından, 1981 yılında Osmaniyede kurulan Sunar Özlem Un Fabrikası, 1986 yılında ise Sunar Mısır Entegre Tesisleri faaliyete geçti. Bu iki tesisteki üretim sonucu ortaya çıkan kepek, küspe gibi yan ürünleri değerlendirmek ve hayvancılıkla uğraşan bölgedeki çiftçinin yem ihtiyacını karşılamak üzere 1990lı yıllarda kurulan yem tesisinin eklenmesiyle un fabrikası Sunar Özlem Un ve Yem Sanayi adını aldı. Yine aynı şekilde Sunar Mısır Entegre tesislerinde işlenen mısırdan geriye kalan mısır özünü işlemek üzere 1990 yılında yağ üretim ünitesi devreye alındı ve Sunar markasıyla mısır yağı üretimine başlandı. Sunar Grup, 2006 yılına geldiğinde bünyesine NÇS ve Elita Yağ Gıda Sanayini kattı. NÇS, yurt dışı piyasaların ihtiyacı olan yüksek kaliteli meyvelerin üretim ve pazarlamasını yapıyor. Elita Yağ ise bitkisel yağ imal etmek için kuruldu. Doğrudan Çukurova çiftçisinden temin ettiği yağlı tohumları işleyen Elita Yağ; mısır, ayçiçeği, soya, kanola, fındık yağı ile zeytinyağı üretimi gerçekleştiriyor. Sunar ve Elita markasıyla hem yurt içinde hem de yurt dışında ürünlerinin dağıtım ve pazarlamasını yapıyor. Sahip olduğu entegre tesislerinde Çukurovada ve ülkemizde yetişen yağlı tohumları işleyerek bir yandan ülkemizin bitkisel yağ alanındaki dışa bağımlılığını azaltıyor, diğer yandan da sektördeki önemli ihracatçılardan biri olarak Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu pazarına bitkisel yağ ihraç ediyor. Yağ piyasası, büyük firmaların satın almalarla daha da büyüdüğü ve bazı büyük firmaların piyasadan çekildiği rekabeti yüksek, dinamik bir pazar. Yağ piyasasını genel olarak üçe ayırmak mümkün: Büyük, orta ve küçük oyuncular Krizle birlikte küçük firmaların piyasadan çekilmesiyle orta ölçekteki firmalar kendilerini güçlendirme çabası içine girdi. Başarılı olanlar büyüklerle yarışabilir hale gelmeye başladı. Sektörümüzün en temel sorunu, yurt içerisinde yetiştirilen yağlı tohumların bitkisel yağ sanayinin hammadde ihtiyacını karşılamaktan uzak olması. Sektör, gerek ham yağ gerekse de yağlı tohum alımları için her yıl 1 milyar doların üzerinde bir kaynağı yurt dışına aktarıyor. Yağlı tohum üretiminde son yıllarda ön plana çıkan Çukurova bölgesinde ayçiçeğinin ikinci ürün olarak üretiminin teşvik edilmesi, bu açığın giderilmesine imkân tanıyabilir. Gerek devlet kurum ve kuruluşları gerek sivil toplum örgütleri gerekse de sektörün üyeleri bu bilinçle hareket ederlerse, Çukurova bölgesi Trakyadan sonra Türkiyenin ikinci yağlı tohum ambarı olabilecek kapasiteye sahip. Sunar Grup olarak bu konuda yapılacak girişimleri bugüne kadar destekledik, bundan sonra da desteklemeye devam edeceğiz. Helvacızade A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Kadir Büyükhelvacıgil Helvacızade A.Ş, faaliyete 1920li yıllarda gıda ticareti ile başladı. 102 bin metrekare açık, 42 bin metrekare kapalı alan üzerine kurulan Zade Yağ Rafinasyon tesislerinde, 1991 yılından beri bitkisel yağ üretimi yapılıyor. Ayçiçeği yağı üretim ve satışı ile başlayan Zade; zeytinyağı, fındık, mısır, pamuk, kanola, soya, fıstık yağları ve karma prina yağı üretimi ile devam ediyor. Zade Naturel ürünleri ise üzüm ve nar çekirdeği, keten tohumu, kabak çekirdeği, haşhaş, susam, çörekotu, aspir, kanola ve ceviz yağları gibi 21 farklı çeşit yağdan oluşuyor. Üretim süreci, aynı kaliteyi sürekli olarak üretebilecek, insan hatasından bağımsız, PLC Otomasyon sistemlerinin kontrolünde. El değmeden, sürekli sistemlerde yapılan rafinasyon işlemi ve ürünün yine el değmeden ambalajlanarak tüketiciye ulaştırılmasıyla insan sağlığı güven altına alınarak üretim HACCP, BRC ve Mavi Bayrak kapsamında yapılıyor. Dünya yağ sektöründe bir ilki başararak ISO 22000 Gıda Güvenliği Sistemini almaya hak kazanan Zade aynı zamanda Türkiyede de tüm sektörlerde bu unvanı almaya hak kazanan ilk şirket... Yağın kalitesi ISO 17025 akredite belgeli laboratuarlarda izleniyor ve kontrol altına alınıyor. Zade aynı zamanda Türkiyede gıda sektöründe ilk defa ISO 9002 kalite sistem belgesini alan bitkisel yağ rafinasyon tesisi... TÜBİTAK ile yapılan Trans İzomer Kontrolü isimli araştırma sonucunda da yağın kararlılığında etkili bir gösterge olan trans yağ asidi oluşumunun en aza indirilmesi sağlandı. Zade markası Kazakistan, AB ülkeleri, Suudi Arabistan, Amerika, Gana ve Avustralya gibi dünyanın birçok ülkesinde bulunuyor. Yağ sektörü ülkemizdeki en hareketli sektörlerden biri. Fiyatların sürekli değiştiği ve her sene rekolte farklarının yaşandığı bir tarım alanı olmasından dolayı geleceğe bakarak ticareti geliştirmek bir hayli güç. Bitkisel tohum yağlarında bu sıkıntılar çok daha öne çıksa da; son yıllarda zeytin ve zeytinyağına verilen destekler sayesinde zeytinyağı sektörü güzel gelişimler elde ederek ileriye biraz daha umutlu bakmamızı sağlıyor. Geçtiğimiz birkaç yıldan bu yana zeytin ağacı sayısında olumlu yönde bir artış başladı. Bu artışın devam ederek rekolte artışına sebep olmasını bekliyoruz. Sağlıklı yaşam bilincinin son yıllarda artması ile birlikte zeytinyağı tüketimi de artış gösteriyor ve dünyanın en zengin 8 ülkesinde de bu artış hissediliyor. Türkiye olarak üretimimizin önümüzdeki yıllarda artacağını göz önüne alarak birtakım önlemler üzerinde düşünmeliyiz. Dünyaya yaptığımız ihracat, markalıdan ziyade dökme ürünler. Devletin diğer dünya ülkelerini inceleyerek markalı ürün satışına gereken desteği vermesi gerekiyor. Birçok dünya ülkesinde olduğu gibi ülkemiz de zeytinyağı kotasından istifade etmeli. Bununla birlikte dâhilde işleme rejimi kapsamına alınması takdirinde yapılacak ihracatlarda vergilerden muaf tutulmamız söz konusu. Ülkemizdeki kooperatifçilik işleyişinin gözden geçirilerek, özel sektörün üretimde önünün açılması gerekiyor. Tüm bunlara ek olarak en büyük sıkıntılarımızdan biri olan tağşişin önüne geçilmeli ve yapılacak kontrollerle haksız rekabet önlenerek merdiven altı üretimler durdurulmalı. Olağanüstü faydaları olan zeytinyağının ülkemiz topraklarında yetişiyor olması bizim için büyük bir şans. Bizim bu şansı iyi değerlendiriyor olup, böylesine güzel bir ürüne sahip çıkarak hem ülkemizi kalkındırmalı hem de insanlarımızın sağlıklı yaşam biçimini benimsemelerini sağlayarak sonraki nesillere güzel bir gelecek bırakmalıyız. Montolivya Gıda Genel Müdürü Metin Ölken Montolivyanın ana işi ihracat olduğu için son 2-3 yıldır sürekli gerileyen ihracattan bizler de payımıza düşen sıkıntıyı çekiyoruz. Yurt dışına sürekli, istikrarlı ve de sürdürülebilir rekabetçi fiyatlarla mal veremediğimiz sürece ne yazık ki marka olma şansımız yok. Fiyat uygun olunca mal satabilen bir ülke imajı ise katma değeri yüksek ürün satmak isteyen bizlere zarar veriyor. Sürdürülebilir ihracat için mutlaka rekabetçi ve istikrarlı hammadde temini gerekiyor. Bu ise son 2-3 yıldır istenilen düzeyde olmadığından, kan kaybı devam ediyor. Bunun önüne geçebilecek yegane çare, ihraç etme şartı ile dahilde işleme rejimi kapsamında yurt dışından mal tedarik izninin verilmesi. Ancak bu da yasak olması sebebiyle günümüz şartlarında mümkün değil... Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Cahit Çetin Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, Egeli 28 bin zeytinyağı üreticisinin örgütlü olduğu tarım satış kooperatifleri birliğidir. Çanakkaleden Muğlaya kadar Egenin 6 ilinde 33 kooperatifi bulunan birlik, sektör lideridir. 16 Haziran 2000de yürürlüğe giren 4572 sayılı Özerkleşme Yasası ile atağa kalkan birlik, yeniden yapılanmanın yanı sıra marka konumlanması ve tarım satış birliklerinin en önemli eksiği olan satış konusuna ağırlık verdi. 2001 yılında birliğe bağlı satış ve pazarlama şirketi Tariş Zeytin A.Ş. kuruldu. Şirket Tariş zeytinyağı markasını iç ve dış pazarlara taşıdı. 2000 yılı öncesi Tariş zeytinyağının pazar payı iç piyasada yüzde 11 ve sıralamadaki yeri 5incilik olurken, kısa sürede yapılan marka yatırımı ve uygulanan satış pazarlama stratejileriyle yüzde 25 pazar payı ile lider oldu. Türkiyenin ilk zeytinyağı web sitesi ve sanal mağazası olan www.ta-ze.com.tr ile yurt içi ve yurt dışı açılımları yapılarak, zeytinyağı satışlarının yanı sıra zeytinyağı kültürüne de sahip çıkıldı. Üretim-tüketim dengesinde arz yönlü açığın varlığı ve bunun önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceği düşünülüyor. Yılda ortalama 20 bin ton ürün arzı gerçekleştiriyoruz. Bunun yüzde 40ı iç piyasa ve yüzde 60ı ihracat olmak üzere dağılım gösteriyor. 41 ülkeye Tariş markasıyla ihracat gerçekleştiriyoruz. Bunun yanı sıra süpermarket ve distribütör markasıyla da yaklaşık 200 çeşit ürün ve ambalajlarda ihracat yapıyoruz. Her ülkenin kendi dilinde etiketleme ayrıca kültürlerine ve tüketim alışkanlıklarına uygun ambalajlama yapıyoruz. Yurt dışı pazarlara girmeden önce ciddi bir pazar araştırması yapıyor, ürün seçimini de buna göre belirliyoruz. İhracatın yanı sıra Tariş ürünleri dünyanın birçok ülkesinde prestijli noktalarda satılıyor. Kaufhof/Almanya, Hyatt Regency Dubai ve Suudi Arabistan, Tesco ve Walmart süpermarket zincirleri/Çin bunlara örnek gösterilebilir. Bunun yanı sıra Ege, Antalya ve İstanbul Serbest Bölgeleri de markalı ihracat yaptığımız bölgeler. Ayrıca dökme olarak İspanya, İtalya ve Rusyaya da ihracat gerçekleştiriyoruz. Bir ilke imza atarak açtığımız İzmir Konak Pier, İstanbul Suadiye ve İstinye Park, ABD Chicago, Kanada Toronto ve Almanya Dusseldorftaki Ta-Ze butik mağazalarımız da hem yurt içi hem de yurt dışında Türk zeytinyağı sektörünün gelişimine katkı sağlıyor. Bugün zeytinyağında özel ve standart ürünler, üretim şekli ve farklı ambalajlarla ürün çeşitliliğimiz 122. Zeytinde ise varyete, üretim şekli, ambalaj ve kalibrelerine göre 50 farklı ürün çeşidi var. Bunun yanı sıra zeytinyağlı kişisel bakım ürünleri ve sabunlar da ürünlerimiz arasında. Zeytinyağı tüm dünyada yükselen bir trend izliyor. Türk zeytinyağının dünya pazarlarında daha önemli paylara sahip olabilmesi için rakip ülke üreticilerinin sahip olduğu desteklere kavuşturulmalı. Zeytinyağına dünyada talep her yıl en az 100 bin ton artıyor. Türkiye gelişen dünya pazarlarından bugünkünden fazla pay almalı. Bunun yanı sıra kişi başına tüketimin artması konusunda tanıtım başta olmak üzere destekleyici çalışmalar yapılmalı, promosyon çalışmaları yürütülmeli. Bu arada yükselen, gelişen sektörlerin bazı risklere açık olduğu unutulmamalı ve dünya ticaretine hâkim lobilerin, uluslararası sermayenin Türkiyedeki politikaları kendilerine göre yönlendirmek istemelerine karşı tedbir alınmalı. Ulusal politikalarımızı kendimiz belirleyip, namusumuz gibi korumalıyız. Öte yandan sektörün bir başka riski de haksız rekabet ve denetimsizlik... Perakendeciler ne diyor?Dünyada zeytinyağı üreticisi ülkeler arasında en düşük tüketim, ülkemizde gerçekleşiyor. İç talepte son yıllarda özellikle sızma zeytinyağında yükselme yaşansa da kişi başı tüketimdeki rakamların düşüklüğü dikkat çekmeye devam ediyor. Perakendeciler zeytinyağı hakkında tüketicilere daha fazla bilgilendirme yapılmasını istemekle beraber; ülkemiz dünya pazarlarını hedefleyecek bir zeytin politikasını hayata geçirebilen, sağlıklı ve hijyenik ortamlarda üretim yapan firmalar görmeyi umuyorAdese Alışveriş Merkezleri Satın Alma Müdürü Adil UzunZeytin ve zeytinyağı ürünleri gıda ciromuzda yüzde 5'lik bir satış payına sahip... Zeytin tüketiminde müşterilerimizin yüzde 75'lik bölümü açık şarküteri ürünlerini, yüzde 25'lik bölümü ise ambalajlı ürünleri tercih ediyor. Raflarımızda müşterilerimizin hassasiyetlerini göz önüne alarak beğenilerine sunduğumuz 8 zeytinyağı markası yer alıyor. Zeytin ve zeytinyağı üreticilerinden beklentilerimiz; hesaplı, kaliteli, gıda kodeksine uygun, sağlıklı ve hijyenik ortamlarda, damak tadına ve her kesimden müşterinin alım gücüne uygun kalitede üretim yapmaları ve istenen kriterlerde üretilen ürünlerin zamanında teminini sağlamaları...Akyurt Satın Alma Uzmanı Mustafa AlkanZeytinin toplam ciromuzdan aldığı pay yüzde 2-3 civarında seyrediyor. Zeytinyağı satışımız ise müşteri profiliyle doğru orantılı olarak yüzde 4 civarında. Müşterilerimizin çoğunluğu açık şarküteride satışa sunulan zeytinleri tercih ediyor. Açık ürünler tatma, daha rahat görme ve hatta koklama imkânı verdiği için müşteri tatmini sağlıyor, paketli ürünlere göre fiyat olarak da uygun oluyor. Mağazalarımızda zeytinyağı (riviera-sızma) markası olarak sektör lideri olan iki markanın satışı yapılıyor. Zeytinyağının insan sağlığına olan faydaları aşikâr... Bu sektörü elinde bulunduran firmalar gerekli satış rakamlarına ulaştıkları ve özellikle ihracat rakamlarını tatmin edici düzeye çektikleri için iç piyasa satış rakamlarını yeterli görüyorlar. Sanırım bu nedenle zeytin ve zeytinyağının faydalarının anlatıldığı, tüketiciyi bilinçlendiren reklam ve tanıtım kampanyaları düzenlenmiyor. Üretici firmaların bu kısır yaklaşımı, hedef kitlesi ağırlıklı olarak B ve C olan perakendecilerin satış rakamlarını düşük düzeyde tutuyor. Ulusal kanallarda yapılacak tanıtıcı ve bilgilendirici reklamların satış rakamlarını olumlu yönde etkileyeceği muhakkak.Barem Satın Alma Müdürü İsmail YılmazZeytin ve zeytinyağının ciromuzdaki payı yüzde 2 civarında. Açık şarküteri bölümünde yer alan zeytinler daha yüksek oranlarda satılıyor. Raflarımızda dört çeşit zeytinyağı bulunuyor. Zeytin üreticilerinden öncelikle standart ve kalite bekliyoruz. Zeytinyağı üreticilerinden de aynı şekilde kalite ve diğer bitkisel yağlarla rekabet yaratabilecek tanıtım, tüketiciyi bilinçlendirme çalışmaları gibi beklentilerimiz mevcut.Burda Genel Müdür Yardımcısı Hamit Akçayİzmir ve İstanbul mağazalarımızda bu oranlar değişmekle birlikte toplam ciro içerisinde zeytin satışımız yüzde 1 ile yüzde 0.9 arasında, zeytinyağı satışımız ise yüzde 0.5 ile yüzde 0.4 arasında bir pay alıyor. İzmir bölgesinde zeytinyağı ve zeytin tüketimi İstanbuldan daha yüksek bir düzeyde gerçekleşiyor. Zeytinyağının toplam yağ kategorindeki payı ise yüzde 1415 aralığında seyrediyor. Yine zeytinin toplam şarküteri ürünleri içindeki payı yüzde 9 civarında gerçekleşiyor. Ülkemizde paketli zeytin pazarı henüz dökme zeytinle boy ölçüşecek düzeylere ulaşmış değil. Bunun birçok sebebi mevcut. Zeytin ticari pazarının özelliklerinden, zeytinin üretim ve çeşitliliğinden, tüketim alışkanlıklarından, sektörde son kullanıcıyı aldatmaya-yanıltmaya dönük yapılan işlere kadar pek çok etkeni bu konu bağlamında ifade edebiliriz. Tüketicilerin görerek, tadına bakarak alma alışkanlığı sürdüğü, zeytinde standardizasyon sağlanamadığı sürece de bu temayül devam edecektir. Şu an raflarımızda 3 farklı marka zeytinyağı ürünü bulunuyor. Zeytinyağı tüketiciler tarafından son derece sağlıklı olarak biliniyor, kabul ediliyor ve gerçekten de öyle. Tüketicilerin zeytinyağını az tüketmesinin sebeplerinin ilki yüksek fiyat, ikincisi ise yemek kültüründeki alışkanlıklar. Yani herkes biliyor ki ayçiçeği yağı ile zeytinyağı arasındaki fiyat değer aralığı azaldığında zeytinyağı tüketiminin artması muhtemel. Fakat zeytinyağının tüketici algısını alt üst edecek bir tehlike, zeytinyağına hile karıştırılarak elde edilen haksız kazancın kamu gündemine gelmesi olur. Ciddi zeytinyağı üreticileri bu konuda tedbir almalı, özdenetim mekanizmalarını işletmeli. Yoksa sahte zeytinyağı meselesinin gündeme gelmesiyle geçmişte balda yaşandığı gibi bir güven erozyonu oluşacak ve sektörün tamamı ciddi zarar görecek. Bir şeyin şüyuu vukuundan beterdir denilir. Böylesi bir durumda dürüst ve düzgün üreticilerin de zarar görmesi kaçınılmaz olur. Zeytin ile ilgili alınacak tedbirler ise üreticiden ziyade birlikler ve tüccarlarla ilgili. Çünkü ülkemizde endüstriyel mono blok bir üretim söz konusu değil. Çiftçinin ise kendi başına karar alması mümkün olmuyor. Bugün birlikler sektör üzerinde politika oluşturacak güce sahipler ancak bu gücü kullanacak iradeye sahip değiller. Şayet ülkemiz dünya pazarlarını hedefleyecek bir zeytin politikasını hayata geçirmeyi başarırsa, yurt içinde de sorunlar asgari düzeylere gerileyecek. Perakendeci ve her şeyden öte birey ve tüketici olarak doğal mucize/eczanenin en sağlıklı ve saf hali ile soframıza ulaşmasının temin edilmesini bekliyorum. CarrefourSACarrefourSA mağazalarında zeytinyağı satışlarının kuru gıda sektörü içindeki payı ortalama yüzde 2, zeytin satışlarının açık ve kapalı toplamda ortalama payı ise yüzde 1. Şarküteri reyonunda müşteriler, ürünlerin tatlarına bakarak satın alma yapabiliyorlar. Bu nedenle zeytinde açık şarküteri reyonlarımızda satılan ürünler paketli ürünlere göre daha fazla rağbet görüyor. Ancak light ürünlerde paketli ürünler tercih ediliyor. Zeytinyağı reyonumuzda Carrefour dahil 15 marka bulunuyor. Türkiyede üretilen zeytin ve zeytinyağının uluslararası pazarda hak ettiği yeri bulabilmesi için zeytin üreticisine çok daha fazla görev düşüyor. Zeytin üretiminin yıllara göre değişkenlik göstermesi nedeniyle oluşan arz sıkıntısının minimuma indirilmesi gerekiyor. Zeytinler cinslerine ve bölgelerine göre segmente edilip, işleme alınmalı. Zeytin işleme tesislerinin kalite standartları çerçevesinde olması ve işleme sırasında zeytinin daha hızlı olgunlaşmasını sağlayan kimyasal maddelerin kullanılmamasına özen gösterilmeli. Zeytinyağı alıcısının desteklenmesi ve zeytinyağı hakkında daha fazla bilgilendirilme yapılmalı. Organik zeytinyağı üretiminin daha fazla desteklenmesi, organik zeytinyağı fiyatının, mevcut fiyattan yüzde 20 daha ucuz olması hedeflenmeli. Türkiyede paketli zeytinyağı üretimi, toplam zeytinyağı tüketiminin yaklaşık üçte biri kadar... Tüketicilere yöresel açık zeytinyağının değer ve vitamin kaybı ile ilgili daha fazla bilgilendirme yapılmalı. Yasal olmayan zeytinyağı üretimi ve satışının daha sıkı denetlenmesi gerekiyor.Makromarket Satın Alma Kategori Müdürü Şükrü Keskin ve Paketli Zeytin ve Zeytinyağı Satın Alma Uzmanı Hakan TaşerZeytinin toplam ciromuzdaki payı yüzde 1,3 olarak gerçekleşiyor. Zeytinyağının ciromuzdaki payı ise yüzde 0,58 şeklinde. Raflarımızda paketli olarak 3 markanın ürünlerini bulunduruyoruz. Zaten zeytin söz konusu olduğunda çok fazla alternatif olduğunu söyleyemeyiz. Açık zeytin grubundaysa, uzun yıllardır çalıştığımız pek çok tedarikçi firmanın ürününü şarküteri reyonlarımızda müşterilerimize sunuyoruz. Bu yöntemde, müşterilerimiz markalı zeytin değil marka bir perakendecinin kalite güvencesini verdiği zeytini tercih ediyor. Türk halkının zeytinyağına olan ilgisinin düşük olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunun en önemli sebebi, tabii ki fiyat... Yüksek fiyatlı olan zeytinyağı, diğer yağ çeşitleriyle rekabette zorlanıyor. Biz raflarımızda, kalitesini kanıtlamış zeytinyağı markalarına yer veriyoruz. Zeytin üreticilerinden beklentilerimiz, aslında ülkemizde bu konuda neler yapılması gerektiğini gösteriyor. Tüketicilerin severek tükettiği bu ürün grubunda, organize ve tek başına ülkemize cevap verebilen bir üretici, maalesef yok. Orta büyüklükteki işletmelerden oluşan ve sayıları binlerle ifade edilen bir gruptan bahsettiğimizde, sorunların ne kadar büyük olduğunu anlayabiliriz. Türkiye, pek çok alanda olduğu gibi zeytin grubunda da çok büyük bir zenginliğe sahip... Ülkemizin organize üreticilere ve bölgesel farklılıklara bağlı organizasyonlara ihtiyacı var. Örneğin bugün Gemlik yöresine ait zeytinle Aydın yöresine ait zeytinin üretimi ve pazarlaması ayrı yapılmalı ve farklılıklarına bağlı değerlendirme yöntemleri oluşturulmalı. Zeytinin saklama koşulları da çok önemli. Daha hijyenik ortamlarda üretilmesi ve saklanması gereken zeytinde tek hedef, insanımıza sağlıklı ürünler sunabilmek olmalı. Yaşlanmanın, hem genel olarak doku ve organlar, hem de beyin fonksiyonları üzerindeki etkilerini azalttığı bilinen zeytinyağında ise daha önce de söylediğim gibi, fiyat problemi ortaya çıkıyor. Zeytinyağı üreticilerinden beklentimiz, daha ucuz ve kaliteli zeytinyağı üreterek, halkın zeytinyağı tüketimini artırmaya yönelik çalışmalar yapmaları. Varolan potansiyele rağmen tüketim düşük. Büyük bir problem olarak görülmesi gereken bu konuyla ilgili önlemler alınmalı. Açık şarküteri reyonundaki ürünler, ambalajlı olanlara göre çok daha fazla satılıyor. Bu konu geçmişe bakıldığında yaşanan bir sürecin sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Bugün tek başına Türkiyeye mal olmuş bir markayı, ne açık zeytinde ne de ambalajlı zeytinde bulamazsınız. Bu konuda uzun yıllar özel sektörde hiçbir yatırımın olmadığı, ürünlerin devlet kanadıyla ve belli bir kurum aracığıyla alınıp işlendiği ve satışa sunulduğu bir dönem yaşandı. Son yıllarda, her alanda olduğu gibi zeytinde de özel teşebbüsün yaptığı yatırımlarla özel markalar ortaya çıktı ancak şu ana kadar tek başına Türkiye genelinde pazarın tamamında güçlü olan bir marka oluşamadı. Üretici fazlalığı ve ürünün açık pazarlanması yönteminin benimsenmesi gibi nedenlerden dolayı paketli grup, pazarda çok fazla büyüyemiyor. Üretici bölgesinde çok küçük maliyetlerle marka oluşturan ve kendi adına teneke yaptıran herkes üretici oluyor ve sürecin açık ürünler üzerinden devam etmesine katkıda bulunuyor. Onur Group Self Servis Satın Alma Yöneticisi Fidan Kılıç Toplam zeytin (paket ve açık) satışlarının ciromuzdaki payı yüzde 2,26. Zeytinyağının ciromuzdaki payı ise yüzde 0,65. Ciro oranlarına bakacak olursak, toplam ciro içerisinde ambalajlı zeytinin payı yüzde 0,28, açık zeytinin payı yüzde 1,98. Dolayısıyla Türk tüketicisinin zeytinde açık ürüne göstermiş olduğu talep çok daha fazla. Kaliteli hizmetle beraber birebir tadarak, dokunarak satın almanın tüketicilerimiz tarafından hala en çok tercih edilen satın alma tarzı olduğu görülüyor. Raflarımızda 3 çeşit zeytinyağı markası bulunuyor. Zeytin üreticilerinden; her bir tenekede tat, kalite, lezzet ve kalibrasyon olarak standardizasyonun sağlanmasını, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına ait tüm izin belgelerine sahip olmalarını, zeytinin olgunlaşma sürecini yapay olarak hızlandırmaya yardımcı olan çeşitli kimyasalların kullanılmamasını, 12 ay boyunca aynı tat ve kalitenin sağlanması ve saklama koşullarına dikkat edilmesini bekliyoruz. Zeytin, ağacında doğal bir meyve olması nedeniyle hava koşulları, ağacın bulunduğu bölge, hatta bulunduğu yer gibi etkenler, zeytinin kalitesini birebir etkiliyor. Özellikle üreticilerin farklı bölge ve yerlerdeki zeytinleri aynı havuzda olgunlaştırıp, tenekelememelerini ya da paketlememelerini istiyoruz. Aynı kalitenin yakalanabilmesi için buna özellikle dikkat etmeleri gerekiyor. Ağaçtan toplandıktan sonra havuzda bekletilmesi, olgunlaşma sürecinde tüm hassas noktalara dikkat edilmesi, havuzdan toplandıktan sonra yapılan kalibrasyon, el işçiliği ve paketlenme süreci kaliteli ürün ve hizmetin de devamını getirir. Farklı kalitelerde yapılan ürünler, ürünün fiyat politikasını da direkt etkiliyor, piyasada fiyat çeşitliliği meydana geliyor. Bunun da önüne geçilmesi zeytin sektörünün geleceğini ilgilendirirken, kaliteli markaların varlığını sürdürebilmeleri açısından da çok önemli. Bu noktalara dikkat ederek organize olmuş, bilinçli üreticiler olması beklentisi içerisindeyiz. Zeytinyağı üreticilerinden beklentilerimiz ise gerçekten büyük. Bu beklentilerin en başında ürün kalitesi geliyor. Ürünün içeriği ile oynanması, rekabet koşullarını büyük derecede etkiliyor. Müşteri gözü ile baktığımızda, X marka ürün de, Y marka ürün de zeytinyağı... Neden Y marka daha ucuzken X marka ürüne fazla para vereyim? diye düşünüyor, belki de yüzde 100 zeytinyağı özelliği taşımayan bir yağı alıp evine götürüyor. Bu tarz kötü üretim yapan firmalar için yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması gerekiyor.Tesco Kipa Kuru Gıda Satın Alma Kategori Müdürü Önder Kılıç Zeytin ve zeytinyağı, ciromuzda önemli bir paya sahip... Ancak hala, tüketimde AB ülkeleri seviyelerine ulaşamadık, alt seviyelerdeyiz. Zeytinyağının toplam yağ satışı içerisindeki payı yüzde 23... Müşterilerimizin büyük çoğunluğu zeytin alımında açık ürünleri tercih ediyor. Biz de bu doğrultuda reyonlarımızda açık ürünlere daha çok yer veriyoruz. Müşterilerimizin çoğunluğu açık ürünleri tercih etse de, ambalajlı ürünleri tercih eden tüketicilerimize de hizmet edebilmek amacıyla, paketli zeytinlerde 3 marka ile çalışıyoruz. Zeytinyağında ise, 7 ayrı markayı satışa sunuyoruz. Müşterilerimizin bizden istediği, her türlü bütçeye uygun, her çeşitteki zeytinyağını hipermarketlerimizde bulunduruyoruz. Yerel ekonomilere katkı yapmaya gösterdiğimiz özen ve yerli üreticiye verdiğimiz destek doğrultusunda bir takım çalışmalar da yürütüyor ve bölgesel müşterilerin tercih ettiği ürünleri raflarımızda bulunduruyoruz. Bu çerçevede Ayvalık Kipa mağazamıza özel bir zeytinyağı standı kurduk. Bu yöreye özel, yerel üreticilerin markalarının yer aldığı, genellikle organik ürünleri içeren bir stant. Ayvalık turistik bir yer olduğu için, özellikle burayı ziyaret eden ve mağazamıza da alışveriş için uğrayan yerli/yabancı turistlerin zeytinyağı alışverişlerini bizden karşılamalarını sağlıyoruz. Türkiye, zeytin ve zeytinyağının en kalitelisini üretebilecek potansiyelde bir iklime sahip. Üreticilerimizden beklentimiz, zeytinyağında kişi başına düşen tüketimi artırabilecek çalışmalara yönelmeleri ve tüketiciye zeytinyağını sevdirebilmeleri. Piyasada var olan kalitesiz/merdiven altı üretimin bitirilmesi ve tüketicinin kaliteli, aynı zamanda da uygun fiyatlı zeytin ve zeytinyağı tüketebilmesini sağlamalılar. Türkiyenin iklimi ve üretim kalitesi itibarıyla da fiyat olarak zeytinyağının daha aşağı seviyelere inebileceğine inanıyoruz. Yeni üretim teknikleri ve rafinasyon yöntemleri işçilik kaybı, üründen fire verme gibi durumların önüne geçiyor. Bunun raf fiyatlarına da yansıması, tüketici adına önemli bir beklentimiz...Bu haber Market dergisinden alınmıştır
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive