Sevenhill`in Sahibi Hüseyin Özbek

Sevenhillin genç patronu Hüseyin Özbek, en büyük amaçlarının, tüketiciyle markaları arasında duygusal bir bağ oluşturmak olduğunu dile getiriyor. Her tarzdan insana hitap ettiklerini belirten Özbek, Sevenhill ile bir dünya markası olma yolunda adım adım ilerliyor

Eklenme Tarihi : 06 Kasım 2007 Salı
sevenhillin-sahibi-huseyin-ozbek
İstanbul Simgeli Dünya Markası Öncelikle siz tanıyarak başlamak istiyoruz. Çalışma hayatınız nasıl başladı? 1977 İstanbul doğumluyum. 1995 senesinde üniversite okumak için Ukraynaya gittim. Oradayken başladım aslında ufak ufak. 1997 senesinde Türkiyeye döndüm. Buranın kurulma aşaması başladı. Şu andaki binamızda başladık. Üniversiteyide bitirdim bir yandan. Benim babam 30-35 senelik kumaşçı. Tabii hal böyle olunca, direk tekstili düşündüm. Başka seçenek aklıma dahi gelmedi. Ben doğru yapılırsa, bay ve bayanda hazır giyimin çok iyi yerlere geleceğine inanarak bu işe başladım. 1997 yılında ilk koleksiyonumuzu çıkardık. Markamızı ilk kurarken adı Seven(Yedi) idi. Daha sonra Türkçe olarak Seven diye okundu. Biz de İstanbul yeditepeden esinlenerek Sevenhill diye değiştirdik adını. Daha sonra devam ettik bu şekilde. Biraz giriş yaptınız aslında. Sevenhillı sizden dinlemek istiyoruz. Nasıl bir marka Sevenhill? 1997de bu işe başlarken ilk olarak bir marka yaratmamız gerektiğine inandım. O dönemde anlattığım gibi markamızın ilk adı Sevendı. Ablam o dönemde Seven adlı filmden esinlenerek istemişti bu ismi. Biz de koyduk. Yanlış okunmasından dolayı Sevenhill yaptık. Bay, bayan giyimiyle başladık. 2001 yılında çocuk giyimine de el attık. Bay, bayan, çocuk günlük ve spor giyiminde hep farklı şeyler yaptığımıza inanıyoruz. Türkiyede çok marka ve firma var. Mutlaka değişik yönleri vardır ama, hemen hemen herkes de aynı ürünleri satıyor. Önemli olan markayla insanları bir bütün haline getirip, onu giydikleri zaman aralarında duygusal bir bağ oluşturmak. Bizim en büyük amacımız bu. Yoksa ben herzaman derim; Benim 10 ytlye sattığım ürünün benzerini 1 ytlye pazardan bulabilir tüketici. Bu durumda markanın gücü ortaya çıkar. Dediğim gibi önemli olan tüketici ile marka arasında duygusal bir bağ oluşturabilmeniz. Çok zor bir şey tabii bu. Ama yaptığımız reklamlarla, kampanyalarla bunun çalışmaları devam ediyor. Sizce Sevenhillın bulunduğu sektördeki konumu nedir? Mutlaka bir yerdeyiz. Ama beşinciyiz, üçüncüyüz gibi şeyler söylemek tarzımız değil. Çünkü sektör eskiyi, yeniyi kaldırmıyor. Bu sektörde işini doğru yapan iyidir. Bugün 20 yıllık bir firma yaptığı hatalarla çok kötü yerlere gidebilirken, yeni bir firma yaptığı doğrularla çok iyi bir konuma gelebiliyor. Biz de iyi bir noktada olduğumuza inanıyoruz. Ama hiçi bir zaman Biz iyiyiz demiyoruz. Her zaman Yarın daha iyi nasıl olabiliriz? diye düşünüyoruz. Bilinen bir markayız. Ama sadece bilinmek de yetmiyor. O ürünü tüketiciye aldırtıp, giymesini sağlamalıyız. Önemli olan doğru farklı olmak. Bizim büyük hedeflerimizden biri de bu. Çünkü her farklılık doğru değildir. Aptalca bir hareket de farklı olabilir. Farklı olan yönünüz nedir? Ya da ne olması için çabalıyorsunuz? Koleksiyonlarımızda farklı olmaya çalışıyoruz. Çok yoğun koleksiyonlar hazırlıyoruz. Bir sezonda 1500-2000 model yapıyoruz. Çok farklı tarzlar deniyoruz. Ürün anlamında bazıları tutuyor, bazıları tutmuyor. Denemeler yapıyoruz bu şekilde. Mesela, biz ilk çıktığımız zaman üst grupta lider konumdaydık. Tabii alt grupta da böyle olmak istedik. Sadece bir ürünümüzün değil, tüm ürünlerimizin beğenilmesini istedik. Örneğin, sadece gömleklerimizin değil pantolonlarımızın da beğenilmesini istedik. Bunun için çaba gösterdik. Reklam kampanyalarımızda da farklı olduğumuzu düşündük. Kısacası, renk, model, tarz, koleksiyoni reklam anlamında farklı olduğumuzu düşünüyor ve farklılığımızı tüketiciye de hissettirmeye çalışıyoruz. Belli bir tarzı tutturmak gibi bir çabanız yok sanırım. Geniş bir kitleye hitap ediyorsunuz. Bay, bayan ve çocuk giyimde koleksiyonlarımıza baktığınızda geniş bir kitleye hitap ettiğimiz anlaşılıyor zaten. Biz, özellikle şu yaş bizim ürünlerimizi giysin demiyoruz. Kendini genç hisseden herkes bizim ürünlerimizi kullanabilir. Birçok yaşam tarzına hitap eden kıyafetler bizde mevcut. Mağazacılığa bakışınızı öğrenebilir miyiz? Kaç tane mağazanız var? Mağazacılığa 2001 yılında başladık. Bugün yaklaşık 55 tane mağazamız var. 33 tanesi bizim açtıklarımız, geriye kalanlar franchising. En son mağazamızı da Fatihde açacağız. Mağazacılık bir markanın olmazsa olmazı. Müşterilerinize, tüm ürünlerinizi Adan Zye sunamıyorsunuz. Bunu ancak mağazalarınız sayesinde gerçekleştirirsiniz. Mağazacılıkta tüketici ile karşı karşıyasınız. Ne istediklerini anlayabiliyorsunuz. Biz işe bayilik ile başlayıp sonra mağazacılığa geçtik. Bayilik de bizim için çok önemli ancak, bir markanın yaşayıp ileriye gitmesi için bence mağazacılık birinci sırada olmalı. Nerelerde mağazalarınız var? İstanbulda 13-14 tane mağazamız var. İzmir, Bursa, İzmit, K. Maraş, Malatya, Konya, Kayseri vs. Türkiyenin hemen her yerinde mağazalarımız bulunmakta. Tabii yeni mağazalar açmaya da devam ediyoruz. Ancak sırf mağaza açmış olmak için de açmıyoruz. Metrekaresinden lokasyonuna kadar herşeyine dikkat ediyoruz. İnce eleyip sık dokuyoruz. Çünkü, bizde mağaza açıp kapamak kötü reklamdır ve böyle birşey yoktur. Beni haftada 3-4 tane alışveriş merkezi arıyor. Tabii biz bu konuda da seçiciyiz. Aslında çok da iyi değil bu kadar alışveriş merkezi olması. Kimse önlem almıyor. Bu işin sonu nereye gidecek biz de merak ediyoruz. Biz de doğru bulduğumuz alışveriş merkezlerinde olmaya devam edeceğiz. Hediye ve sadakat kartları ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz? Benim 7/24 diye kullandığım bir kavram var. Tüketicinin 7 gün 24 saat boyunca bizi yaşayabileceği bir marka olmak. Ona göre koleksiyonlar hazırlamak. Daha önceden bahsettiğim gibi marka ile tüketici arasında bir bağ kurmak. Bizim amacımız bu. Sadık bir müşteri kitlemiz de var. Biz bunu daha da sadıklaştırmak için Puan Kart diye bir kart çıkardık. Reklam ve lansımanları bitti. Amacımız müşterinin o kartı sürekli olarak cüzdanında taşıması, alışveriş yaptıkça puan toplaması, markanın yapacağı avantajlı kampanyalardan önceden faydalanması, özel günlerinda hatırlanması, topladığı puanlarla tekrar alışveriş yapmasını sağlamak. İhracatınız oluyor mu? Son iki yıldır ihracata ağırlık verdik. Tabii içi piyasa gibi geniş değil ihracatımız. %15 lik bir kısmını kapsıyor. Ama iyi gidiyor. Birçok yerde yurtdışında mağazalarımız var. Çin sizi etkiledi mi? Etkilemedi. Bizim piyasada Çin malı, hemen alalım diye birşey yok. Bir de bugün Çini öldür arkasında Hindistan var, onu öldür Bangladaeş var, Malezya var, Srilanka var... Bundan kaçamazsınız. Böyle düşünmek lazım. Uzakdoğunun bir de 3-4 aylık bir riski var. 3 aya yapılıyor. 1 ayda da gemiyle geliyor. Mazallah gemi batsa yandık. Parasını geçtik, müşterinin elinde zamanında olması lazım. Sponsorluk çalışmalarınızdan bahseder misiniz? İlk sponsorluk çalışmamıza Beyaz Show ile başlamıştık. Tabii onun yanında reklamlar da yaptık. En son olarak da Keremcem ve Aliye dizisinin ufak yıldızları Ayberk ve Su ile katalog çektik. Çok güzel tepkiler aldık. Keremcem ile 1 yıl anlaştık. Reklamlar, kampanyalar, imza günleri, konserler yapacağız. Bizim için solo bir albüm çıkaracak. Keremcem çok seviliyor. Türk halkı da çok olumlu tepkiler verdi. Bayan manken olarak da Macar bir manken kullandık. Ama bize resim gönderen genç arkadaşlarımız vardı katalogda Keremcem ile birlikte yer almak için. Onları da unutmayacağız. Bir emek harcamışlar, gidip resim çektirmişler. Onlara da sürprizlerimiz olacak.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive