Bakliyat Sektörü 2010'dan Umutlu - II

Geçtiğimiz yıl 1 milyon ton büyüklüğe ulaşan bakliyat pazarının üretici kanadı sektörden umutlu... Kuraklık, kriz derken zor günler yaşayan sektör temsilcileri üreticilere verilen teşviklerin hareketliliği yükselteceği yönünde birleşiyor

Eklenme Tarihi : 02 Mart 2010 Salı
bakliyat-sektoru-2010dan-umutlu-ii
Türkiyedeki birçok sektörle birlikte bakliyat sektöründe de yaşanan sıkıntılar belli başlıklar altında toplanıyor. Kayıt dışılık, kurumsal çalışmalarda sektörü ve firmaları olumsuz etkileyen unsurların başında geliyor. Denetimlerdeki yetersizlik, haksız rekabet yaratırken enerji, vergi ve SSK primlerinin yüksekliği firmalarda sektörün geleceğine yönelik isteksizliğe yol açıyor. Pirinç ve bulgur gibi bazı ürünlerdeki KDV oranlarının yüksekliği de kayıt dışılığı tetikliyor. Bütün bunların yanı sıra geçmişte yaşanan kuraklık ve ardından gelen kriz nedeniyle zor günler yaşayan sektör, üreticilere verilen teşvikle birlikte geleceğe dair umut besliyor. ABC Bakliyat Satış Müdürü Çağatay GülseçkinABC markası, 1989 yılında Demirayak ailesinin pirinç ve bakliyat eleme, ayıklama ve paketleme işine girmeye karar vermesiyle birlikte doğdu. Türkiyenin ilk paketli bakliyat markalarından biriyiz Ürünlerimiz 100 bin açık, 200 bin metrekare kapalı alan üzerine kurulu tesislerde üretiliyor, paketleniyor ve denetleniyor. Şu anda İstanbul hariç Türkiyenin her yerinde varız. İstanbula da distribütörlük ağımızı kurduk, bu aydan itibaren orada da varolmaya başlayacağız. Zincir mağazaların bir kısmında vardık, bu yıl itibarıyla tamamında olacağız. Sektörde çok fazla paketli bakliyat firması, dolayısıyla çok fazla rekabet var. Bu da ürünün kalitesiyle ilgili sorun yaratıyor. İthalat ve ihracatta kota ve gümrüklerle ilgili önemli sıkıntılar var. Yurt dışından gelen ürünlere çok fazla vergi konması, Türk üreticisinin yeterince korunmaması sektörde fiyat açısından birçok alternatife sebep oluyor. Ürünler kalitesine göre fiyatlandırılmıyor ya da piyasaya çok kalitesiz ürünler giriyor. Türkiyenin pek çok yerinde Baldo pirinç adı altında Baldo olmayan ürünler paketleniyor. Bunun tek sebebi, firmaların bir standardının olmaması, kontrol mekanizmasının çok yetersiz kalması. İl Tarım Müdürlüğünün ya personel sıkıntısı var ya da ilgisizler. Firmalar daha iyi kontrol edilmeli, standartlar daha belirgin olmalı. Bakliyat, Türkiye için birinci derecede önemli. Zira Türk insanının en çok tükettiği besin maddelerinden biri... Dolayısıyla standartlar daha belirgin olmalı. Bir firma Baldo adı altında Uruguay uzun pirinci satmamalı. Bunun kontrol edilmesi lazım. Oysa şu an öyle bir kontrol yok. Arbel Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut ArslanArbel A.Ş, 1980de Mersinde kuruldu. Gıda sektörüne mercimek eleme tesisi kurarak giren Arbel, zaman içinde tesis sayısını yediye çıkardı. Şirket, günlük 4 bin metrik ton işleme kapasitesine sahip tesisleriyle Amerika, Avrupa, Asya ve Afrika'da bulunan müşteri ağına ihracat yapıyor ve hizmet sunuyor. Arbelin 200 dönüm arazi üzerinde kurulu tesislerinde kırmızı ve yeşil mercimek, nohut, fasulye, bulgur, makarna ve irmik üretiliyor, bakliyat temizleme, eleme, kırma ve renk ayrımı yapılıyor. Firmanın 50 bin metrik ton kapasiteli çelik tahıl depolama siloları ve 70 bin metrik ton kapasiteli yatay depolama sahası da mevcut. Arbel A.Ş ilk uluslararası genişleme yatırımını; Kanada mercimek üretiminin yüzde 97sini karşılayan Saskatchewan eyaletinin başkenti Reginada, 2000de kurduğu mercimek kırma-işleme tesisi ile gerçekleştirdi. Bugün 7si Mersinde, 11i Kanadada, Amerika, Avustralyada birer tane olmak üzere toplam 20 tesisi olan şirket, faaliyet ve çalışmasını Alliance Grain Traders ile birleştirdi. Eylül 2009da gerçekleşen birleşme sonrasında şirket hisselerinin yüzde 100ü Toronto Menkul Kıymetler Borsasında halka açıldı. Yüzde 32lik hisseye sahip Arslan ailesi yönetim ve karar yetkisine sahip. 4 kıtada faaliyet yürüten grup, Türkiyeden yönetiliyor ve dünyanın dört bir yanına 1,5 milyon tonluk bakliyat ihracatı gerçekleştiriyor. Geçtiğimiz yıllarda dünyanın önde gelen bakliyat üreticisi ülkelerinin biodizel ve etanol üretimi için mısır, şekerkamışı ve yağlı tohumları ekimini teşvik etmeleri sonucu bakliyat ürünleri gibi bazı tarımsal ürünlerin ekimi azaldı, kuraklığın etkisiyle de sektör sıkıntı yaşadı. 2009 yılında hava şartlarının iyi, toprağın nem oranının da yeterli olması, ürün rekoltesini olumlu yönde etkiledi. 2009 yılında çiftçilerin tercihini buğdaydan yana koymaları, nohut ve pamuk üreticilerinin çoğunun buğday ekmeleri, buğday üretiminde artışa neden oldu. Tarım Bakanlığının 2009 yılında hayata geçirdiği Tarım Havzaları Projesi, son derece önemli ve doğru bir çalışma. Türkiye 30 havzaya bölündü. Toprak yapısı, hava şartları göz önünde bulundurularak ve bu havzalarda en iyi hangi ürünün yetiştirileceği belirlenerek desteklenecek ürünler tespit edildi. Bu çalışma sisteminde hem verim artışı hem de ürün çeşitliliği hedefleniyor. Ayrıca ithal edilen ürünlerin ülkemizde ekimi de bu sayede sağlanabilecek. Doğrudan destekleme çalışmasının kalkması devletin üstündeki yükü azalttığı gibi tarım sektörüne de ivme kazandıracak. Dünyanın en büyük bakliyat ve hububat üreticilerinden Hindistan ve Avustralyada yaşanan düşük rekolte nedeniyle bu ülkeler ancak iç talebi karşılayabildi, içlerinde Suriyenin de olduğu büyük ihracatçı ülkelerde bu ürünlere konan ihracat yasağı nedeniyle 2009 yılının ilk altı ayında Türkiyenin ihracatı arttı. Türkiyede yetişen tarımsal ürünler kalite ve tat açısından dünyada rağbet gören ürünler. Rekoltenin yüksek olduğu yıllarda pazarlardan gelen talebi karşılayabilen sektörün ihracat rakamları yükseliyor. Dünyada yaşanan kriz sonrasında 2009 yılında hububat-bakliyat ihracatında Irak ve Ortadoğu ülkelerine yapılan ihracat artış gösterdi. Lojistik yakınlığı ve ürün kalitesi Türkiyeyi öne çıkarıyor. 2009 yılı rekoltesinin yüksek olmasının da etkisiyle bakliyat ve hububat ürünleri içinde nohut, fasulye, kırmızı mercimek ve pirinç en önemli ihracat kalemlerimizden oldu. 2008 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan rekolte düşüklüğü tarımsal ürünlerdeki emtia fiyatlarını yükseltmişti. Geçtiğimiz yıl dünya genelinde hem bakliyat hem hububatta yüksek miktarlarda üretim gerçekleşti. 2009 yılında tarımsal ürünlerin ihracatında miktar olarak yüzde 50 artış olmasına rağmen fiyat bazında düşme görüldü. Bunların içinde en çok değirmencilik ürünleri dikkati çekiyor. 2008 yılında Türkiye genelinde 1.358.243.253 kilograma karşılık 735.489,850 dolarlık ihracat, 2009 yılında 2.032.279.037 kilograma karşılık 703.954.796 dolarlık ihracat gerçekleşti. Türkiye genelinde değer olarak yüzde 4, Akdeniz bazında yüzde 6 azalış söz konusu. Genel toplamda Türkiye ihracat verileri karşılaştırıldığında 2008 yılında 3.806.347.597, 2009 yılında ise 3.647.623.446 dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Türkiye genelindeki değer bazındaki ihracat rakamı -4 azalma gösterdi. 2010 yılında ihracattaki artış trendi Haziran ayına kadar devam edecek. Haziran ayında yeni mahsulün ve iklim şartlarının seyri, ürünlerin uluslararası pazarlardaki durumu artı ya da eksi yönünde seyir izleyecek. Önümüzdeki 6 aylık verilerde artış olacağını ön görüyoruz. Hedefimiz 2009 yılındaki verileri geçmek. Hedefimizi tutturmamız tamamen uluslararası şartlara bağlı. Tarımsal ürünlerin üretimi ve işlenerek değer kazanabilmesi için üreticinin, sektör temsilcilerinin ve devletin alması gereken önlemler var. Bakliyatların kuraklığa dayanıklı bitkiler olması ve toprağı besleme özelliğinden dolayı bakliyat ekimi konusunda üreticilerin bilgilendirilmesi ve teşvik edilmesi gerekiyor. Sürdürülebilir gelişme ve rekabet şansı için sektörde yer alan firmalara modernizasyon, yenileme, Ar-Ge ve kalite düzeltmeye yönelik teşvikler verilmeli. İklim şartlarına uygun tohum ıslahı çalışmalarına gerekli destek verilmeli, üreticiler bilgilendirilmeli. Sulanabilir araziler artırılmalı, düzensiz, mevsim dışı yağmurların gerektiği zamanda kullanımına olanak verecek GAP gibi projelere ağırlık verilmeli, bu alanlar genişletilmeli. İthal edilen tarımsal ürünlerin ülkemizde yetiştirilmesini sağlamak ve ürün çeşitliliğine gidilmeli.Dinçer Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tevfik Dinçer 1980 yılından bu yana gıda ve bakliyat piyasasında faaliyet gösteriyoruz. Kurulduğumuz yıllarda Üsküdarın Bağlarbaşı semtinde faaliyet gösteriyorduk. 1992de inşa ettiğimiz binaya taşındık. Organize perakendeciliğin Türkiyede de yayılmaya başlamasıyla, biz de bu değişim sürecinden etkilendik ve 90lı yıllardan itibaren dökme ürünlerin yanı sıra paketli bakliyat da üretmeye başladık. Yıllık kapasitemiz 10 bin ton civarında. Ürün portföyümüzde Marmara ve Trakya bölgelerinde ürettiğimiz Baldo ve Osmancık pirinç çeşitleri, Gaziantep ve Mardinde ürettiğimiz kırmızı mercimek, pilavlık, köftelik ve çiğköftelik bulgur çeşitleri, Yozgat, Çorum havalisinde yetiştirdiğimiz yeşil mercimek, Nevşehir, Isparta, Gülşehir havalisindeki nohut, İzmirde ürettiğimiz aşurelik buğday, bakla, börülce ve sarımercimek, Erzincan ve Konyada dermason fasulye, sıra, battal fasulye çeşitleri, Niğdede yetiştirilen Barbunya fasulyesi bulunuyor. Almanya başta olmak üzere Fransa, Belçika, İsveç, Kosova ve Arnavutluka dökme ve paket bakliyat ürünleri ihraç ediyoruz. Kısa vadede dinamik ve kurumsal bir kimlik yapısı ile yurt içi ve dışında satış noktalarımızın sayısını artırmayı hedefliyoruz. Uzun vadeli hedefimizde ise yurt içi ve dışında toplam kalite mantığıyla kalite sürekliliğimizi sağlayarak, aranılır bir marka konumuna yükselmek var.Bakliyat sektörü, geçtiğimiz yılı küresel ısınma, kuraklık ve krizi izleyerek geçirdi. Özellikle kriz yüzünden tarımsal üretimdeki rekolte kayıpları, gündemdeki en önemli konu oldu. Krizden etkilenen baklagiller yeşil mercimek, barbunya, fasulye ve kırmızı mercimek oldu. Ramazan ayı öncesinde sektör kısmen durgunken, ramazandan sonra dünya fiyatlarındaki yükselmeden dolayı, hareketli şekilde devam etti. Önceki yıl, küresel ısınma faktörü, hem kamuoyunda hem de sektörümüzde günlerce konuşuldu, ne kadar etkileneceğimiz günlerce tartışıldı. Ekilişlerde bir düşüş olamazsa, üretim rekoltelerinde ciddi düşüşler yaşanmayacağını öngörmüştük. Olumsuz bir gelişme olmazsa, ekonomimizin çok fazla etkilenmeyeceğini söylemiştik. Nitekim öyle de oldu. Türkiye, çok önemli bir coğrafi konum ve kaynaklara sahip... Bu süreçte krizden az veya çok etkilenmek bizlerin çaba, çalışma ve girişimlerimizle ilintili. Sahip olduğumuz kaynakları doğru ve verimli bir şekilde kullanırsak, küresel krizleri fırsatlara dönüştürebileceğimizi düşünüyorum. Dolayısıyla üretmek ana hedefimiz olmalı.Hünkar Bakliyat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Fettahoğlu2008 yılı itibarıyla günlük 60 ton kapasiteyle çalışan firmamızı Ağustos 2009da yeni yerimize taşıdık. Şu anda 3 bin metrekarelik bir alanda, günlük 150 ton işleme kapasitesiyle çalışıyoruz. Bu yıl çiftçimizin pirinç ürünlerini satmama gibi bir tavır takınması, fabrikaların mal alma sıkıntısını doğurdu. Fiyatlar harmanda her yıl yüzde 20 civarında düşerdi ama bu yıl düşmedi. Alternatif pazarlama ürünleri rekabeti zorluyor, kaliteyi düşürüyor. Kırmızı mercimekte son iki yıldır Kanadaya bağımlılığımız arttı. 2010un ilk 6 ayında da devam edecek. Buğday fiyatları çok düşmüştü, ülkemizde yerli fasulye azaldı ve fasulyede Kırgız ürünleri üçüncü aydan sonra piyasaya hâkim olur gibi görünüyor. Sektörle ilgili en büyük sorun, bir araya gelemiyor olmamız... Görsel ve yazılı basın aracılığıyla ciddi bir çalışma yapmamız gerekiyor. Ürünü tanıtmak, sağlıktaki yerini belirtmek, kullanım alanını artırmak, marketlerin ürünlere yüklediği yüksek raf bedelini, temel gıda ürünlerine göre ayarlamak ve tüketimi artırmak gerekiyor. Memişler Group Genel Müdürü Sabahattin Memiş Bakliyat ticareti, yıldan yıla dalgalanma yaşamaya müsait bir ticari emtiadır. İklimsel değişikliklerden direkt etkilenir. Hayvani mahsullerin fiyatı bile bakliyat ticaretini etkiler. Fiyat arttığında bakliyat ticareti artar, düştüğünde azalır. Ürünün tarımsal alandan piyasaya ulaşması kısa bir dönemdir. Sonraki yılı tamamlayan süreç, tacirin stoklama sürecidir. Ne kadar stok yapılacağı stoklama maliyeti ve ticaretin o dönemdeki gidişatı konusundaki öngörülerinize bağlıdır. Bu öngörülerdeki isabet ise sektördeki deneyiminizle orantılıdır.Memişler Group, 1971 yılından bu yana, bakliyat sektöründe iştigal ediyor. Bakliyat konusunda sadece Türkiyedeki değil, yurt dışındaki önemli aktörlerle de istişare içerisinde. 2008 yılında toplam satış gelirimizin yüzde 65ini ihracattan sağladık. Ticaret hacmi, yıl geçtikçe yurt dışı lehine genişliyor. 60 ülkeye ihracat yapıyoruz. Birleşmiş Milletler ve Kızılhaç gibi yardım kuruluşlarına da ihracatımız var. Ürün yelpazemiz oldukça geniş. Ürünlerimizde 250 gramdan 1 tona kadar paketleme yapabiliyoruz. İngiliz İktisatçı David Ricardonun geliştirdiği Karşılaştırmalı Üstünlük Teorisi, bir ülkenin diğer bir ülke ya da ülkelere karşı ihracatta ve doğal kaynaklarda gözle görülür üstünlüğe sahip olması şeklinde tanımlanıyor. Klasik serbest ticaret görüşünün dayandığı temel de bu teoremdir. Ülkemiz, bakliyatta dünya pazarının önemli aktörlerinden biri. Yani karşılaştırmalı üstünlük ürünümüz, bakliyat olmalı. Hâlbuki 90lı yılların ikinci yarısından itibaren Türkiyenin bakliyat üretimi oldukça düştü. Ekilebilir alanlarımız açısından kıyaslanamayacağımız ülkelerden bile geri durumlara düştüğümüz yıllar oldu. Bunda zirai tarımda teknolojik geriliğimiz, teknolojik sulama yapılamaması, tarım makinelerinin yetersizliği vs. rol oynarken, ikinci neden olarak bu dönemlerin aşırı kurak geçmesini gösterebiliriz. Son zamanlarda kırmızı mercimekteki üstünlüğümüzü Kanadaya kaptırdığımızı düşünürsek, başka kayıplar yaşamamak için acilen bir takım açılımlara ihtiyacımız var. Bu açılıma da Türkiye bakliyat ticaretinin yüzde 90ının yapıldığı Mersinden başkası önderlik yapamaz. Sektörümüzdeki diğer önemli aktörlerin de katkısı ile bir takım destekler alınabileceğini sanıyorum. Sektörümüz yüksek oranda işletme sermayesi gerektiriyor. Sadece öz sermaye ile ticaret yapmak imkânsız gibi. Faizsiz kredi temini, sektöre yapılabilecek en önemli katkıdır. Zirai üretim konusundaki teknolojik gelişme seviyesinin hektar başına verimliği ne oranda etkilediğini biliyoruz. Zirai üretimden sevkıyat aşamasına kadar bütün makine teçhizat yatırımlarına hibeler verilebilir. Sektöre yapılabilecek ikinci önemli destek de budur. Tarım Bakanlığı, 2009 yılında soğuk hava depolarını destekledi. 2010da da bakliyat depoları oluşturma yatırımını desteklemesini beklemeliyiz. Bu desteklerin verilmesi durumunda, sektörümüz, ürünleri ile devletimize harcadığından fazlasını kazandıracak yegâne sektördür.Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reisİstanbul Güngören'de 3 bin metre kare kapalı alanda, yıllık 30 bin ton üretim kapasiteli tesislerde faaliyet gösteriyoruz. Doğal aromalı Jasmine Pirinç ve pirincin prensi olarak bilinen Basmati Pirinci'ni Türk tüketicisi ile tanıştırdık. Ayrıca Konya'da ürettirdiğimiz un ve irmiği de ürün portföyümüze kattık. Ürünlerimiz yurt dışında Almanya ve Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde, Ortadoğu'da ve Türk Cumhuriyetleri'nde satılıyor. Yurt içinde de süpermarket ve hipermarketlerde Türkiye çapında satışa sunuluyor. İhtiyaç duyulan pirinç ve bakliyat ürünlerinin yurt dışından ithalatını da gerçekleştirerek, doğrudan tüketiciye ulaşmasını sağlıyoruz. Dünyada tarımsal üretimin giderek azalması birçok ülkeyi kırmızı alarm seviyesine geçirdi. Tehlikeli gidişata işaret eden Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, konuyla ilgili yaptığı açıklamada; dünyanın daha fazla gıda üretimine ihtiyaç olduğunu ve 2030 yılına kadar gıda üretiminin yüzde 50 oranında artırmasının şart olduğunu açıkladı. Küresel ısınma sonucu yaşanan kuraklık nedeniyle; dünyada olduğu gibi Türkiyede de ekim alanlarında daralma ve üretimde istikrarsızlık yaşanıyor. Ekilebilir alanın yüzde 10undan fazlasının sulanamaması topraklarımızı atıl duruma itiyor. Türkiyenin ürün çeşidini belirleyerek tarım alanlarını genişletmesi ve üretimi artırması gerekiyor. Tarım ürünlerinde ihracatçı konumunda olan bazı ülkeler, küresel ısınma ve iklim değişikliğinden dolayı ithalatçı konuma düştü. Ülkemizin kendine yetecek kadar ürünü var. Son dönemde yağan yağmurlar bunda etkili oldu. Ancak her zaman tedbirlerimizi almalıyız. İklim şartlarımız, tarıma elverişli, toprağımız son derece uygun, önemli olan verimliliği artıracak politikaların sürekliliğinin sağlanması. Çinde pirinç ve fasulye üretimi yüzde 20 azaldı. Hindistan 1988 yılından sonra ilk kez yeşil mercimek ithal etmeye başladı. Dünyanın en büyük pirinç üreticilerinden olan Çin, Pakistan ve Hindistan pirinç ihracatını durdurdu. Hindistan yağlı tohumlarda ihracatçı konumundan ithalatçı konuma geldi. Pakistan, Bangladeş ve Filipinlerde pirinçte üretim yüzde 1020 düştü. Filipinler ilk defa pirinçte ithalat yaptı. Çin, Arjantin ve Amerikada fasulye üretimi azaldı. Çinde fasulye fiyatlarında yüzde 60 artış oldu. Amerikada son beş yıl içinde fasulyenin tonu 700 dolardan bin 180 dolara çıktı. Dünyada Türkiyeden sonra ekimi yapılan Baldo pirinci, İtalyada 780 eurodan 880 euroya yükseldi. 2008 yılında yaşanan pirinç krizinde pirinç ihracatını yasaklayan Miammar, Endonezya ve Mısır ihracatına sınırlama getirdi. Küresel ısınma ve su kaynaklarının azalması pek çok ülkede bazı ürünlerde üretimi sonlandırdı ve ürün çeşitliği değişti. Türkiyenin bir zamanlar pirinç ithal ettiği Avustralyada çeltik tarlalarına buğday ekiliyor. Avustralyada sulu tarımdan vazgeçiliyor. Amerika başta olmak üzere susuz tarıma geçmek için çalışmalar hızlandırıldı. Bolluk dönemi bitti. İhracat yasakları başladı. Her ülke kendi topraklarından kendi ihtiyacını karşılayacak üretimi yapmak zorunda. Trakya bölgesinde inşası süren Hamzadere ve Çakmaklı Barajlarının 2 yıl sonra tamamlanması durumunda, 1981 yılından beri kronikleşen pirinç ithalatına son verilebileceği gibi, ihraç etme şansını dahi yakalayabiliriz. Ülkemizde şuan 800 bin ton çeltik üretiliyor. Bu barajlarla birlikte yüzde 30 artışla 130 bin ton pirinç fazlası ile pirinç ithalatına gerek kalmayacak. Tat Bakliyat Genel Müdür Yardımcısı Tuba Memiş 1977 yılında gıda ticaretiyle başlayıp ve 1991 yılında Memişoğlu firması kurularak Tat markası altında Mersinde bakliyat ticaretine başlandı. İlk kurulduğunda birkaç kamyonluk bakliyat ürünü alıp satıp işe başlayan firmamız sonrasında her yıl yaptığı düzenli yatırımlarla şu anki konumuna geldi. İlk bakliyat ihracatını 1992 yılında gerçekleştiren firmamız, şu an yaklaşık 60 ülkeye paketli ve dökme ürünlerini Tat markası altında ihraç ediyor. Paketli bakliyat üretimine 1995 yılında başlayan firmamızın ürünleri Türkiye genelinde 30 yakın bayi ağı ve Carrefour, Real, Sofra Grup, Kiler gibi perakende ve catering gruplarıyla tüm Türkiye geneline ulaşıyor. Türkiye genelinde iç talebi karşılayabilmek amacıyla İstanbulda Marmara ve İzmirde Ege bölge Müdürlüğümüz bulunuyor. Birçok farklı sektörde yatırım yapmak yerine kendi sektörümüzde uzmanlaşmayı tercih ettik. Bu anlamda 2001 yılında saatte 12 ton kapasiteli mercimek fabrikası, 2004 yılında saatte 12 ton kapasiteli çeltik fabrikasını kurduk. 2009 yılında ise Türkiyenin en modern ve son teknolojiye sahip bulgur fabrikasını devreye aldık. 2008 yılı verilerine göre firmamız 2009da ISO ikinci 500 sanayi firması arasında 103 milyon TL satış rakamıyla 11inci sırada yer aldı. Mersinde 45 bin metrekare üzerinde bulgur, mercimek ve çeltik fabrikaları dışında, bakliyat eleme ve paketleme tesislerimiz de bulunuyor. Ürünlerimiz arasında 8 çeşit pirinç, bulgur ve 16 çeşit bakliyat ürünleri var. Ürünlerimiz Tat ve ekonomik markamız olan Veyss adı altında yurt içi ve yurt dışında pazarlanıyor. Mersinde günlük 150 ton kapasiteli mercimek fabrikası, 150 ton kapasiteli çeltik fabrikası, 150 ton kapasiteli bulgur fabrikası ve toplamda günlük 700 kapasiteli bakliyat üretim tesisi bulunuyor. Mersin merkez fabrikamız, Marmara ve Ege Bölge Müdürlüklerimizle toplam 66 bin metrekarelik bir alanda yaklaşık 200 çalışanımızla bakliyat, pirinç ve bulgur üretimi yapıyoruz. Kapasitemizin yüzde 35ini ihracat, yüzde 65ini ise iç piyasa için kullanıyoruz. Tesislerimizde 2008 yılında yaklaşık 70 bin ton ürün işlendi. Toplam ürün satışımız ise 80 bin ton civarında. Pirinç sektördeki en büyük problemlerden biri, TMOya 100 bin ton vergisiz pirinç ithal izninin verilmesi. Bu durum bizim gibi pirinç sanayicileri için büyük sorun. Biz pirinci yüzde 45 + yüzde 8 vergi ödeyerek alırken, TMO sıfır vergi ile pirinç ithal ediyor. Bu durum rekabet şansımızı azaltıyor. TMOya verilen bu yetki geri alınmalı ve bu durum düzeltilmeli. Dünyada tarım sektörünün öneminin anlaşılmasıyla, Türkiyede de bu anlamada olumlu adımlar atılmaya başlıyor. Bakliyat üretimini artırmak için üreticilere teşvik verilmesi sevindirici bir durum. Bu tarz teşviklerin artırılması ve havza projesinin hayata geçirilmesiyle ihracatçı konumumuzu tekrar kazanacağımızı düşünüyorum. Türkiye bakliyat üretiminde büyük oyuncu olma özelliğini her geçen yıl kaybediyor. Yeşil mercimekte ihracatçı konumdan ithalatçı konuma geldik. 2008 yılında yaşanan kuraklık nedeniyle de kırmızı mercimekte dünyadaki en büyük ihracatçı ülkelerden biriyken ithalatçı konuma geriledik. Nohut üretimimiz de her geçen yıl geriliyor. Tarım alanlarının genişletilmesi, tohum ıslahı ve havza projesi ile bakliyatta Kanadaya kaptırdığımız konumumuzu geri kazanabiliriz.Yayla Bakliyat Genel Müdür Yardımcısı Mustafa AkdoğanFirmamız 1980 yılında kuruldu. Faaliyete Ankara Gıda Toptancılar Sitesinde 144 metrekarelik bir alanda, günde 3 ton üretim ile başladık. Şu anda Ankara Kazan Sarayköyde 35 bin metrekarelik fabrikamızda ve yıllık 150 bin ton pirinç, bakliyat ve şeker işliyoruz. Mersin Bakliyat Toptancıları Sitesinde dış ticaret ofislerimiz ve 2 bin metrekareyi bulan depolarımızın yanı sıra Çankırı Kızılırmakta 10 bin metrekare üzerine kurulu 15 bin ton çeltik işleme kapasitesine sahip Üçel Çeltik Firması ve Edirne İpsalada 15 bin metrekare üzerine kurulu 30 bin ton çeltik işleme kapasitesine sahip Zorlu Çeltik Fabrikasına alım desteği sağlıyoruz. Bu bölgelerde çeltik üretimini artırarak yurt dışına bağımlılığı en aza indirmeyi hedefliyoruz. Bunun için bölgede yaşayan halka bedava tohum, mazot yardımı ve bölgede çalışan mühendisler vasıtasıyla çiftçiyi bilinçlendirme çalışmaları yapıyoruz. Geçen yıl devreye aldığımız bu tesisler, ülke istihdamına ve gayri safi milli hasılaya katkıda bulunduğu gibi sosyal sorumluluk projelerine de yardım ediyor. Yeni teknolojileri bu tesislerde uygulayarak çağın önünde üretim teknikleriyle çeltik işliyor ve gelen pirinçleri paketliyoruz. Türkiye genelinde paket bakliyat satışında birinci olan firmamız, bu başarısını satış organizasyonuna borçlu. Türkiye genelinde 61 ilde bayilik ağı oluşturmuş ve 81 ilin tamamında satış yapan tek bakliyat firmasıyız. Metro Grosmarket, Tesco Kipa, CarrefourSa, Bizim Toptan Tüketim, Migros, Real ve Makromarket başta olmak üzere yerel ve ulusal zincir marketlerle çalışıyoruz. Yurt dışında ise Ortadoğu başta olmak üzere dünya genelinde satış yapıyoruz.Bakliyat sektörünün klasikleşen, ancak bir türlü çözülemeyen sorunları var. Bir tarım ve kalkınma politikamızın olmayışı, bunlardan biri. Tarım sektöründe faaliyet gösteren herkes bundan şikâyetçi. Türkiye, iklim koşulları ve doğal kaynakları itibarıyla kendi kendine yetebilecek bir ülke. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının, çalışmalarını hızlandırarak bir an önce hayata geçirmesini bekliyoruz. 2008 senesinde mercimek ithalatta tavan yaptı. 2009da ise 2008e oranla çok az dış alım yapıldı. Doğru ürünleri doğru zamanda ürettiğimizde ürün ithal etmemize gerek kalmıyor. Toprak reformuyla ilgili çalışmaların yapılamaması, sorunlarımızdan biri. Miras yoluyla babadan oğla geçen araziler küçülüyor, ekilebilir araziler değerlendirilemiyor. DSİ, Turizm ve Orman Bakanlığı gibi kurumlar, ellerindeki arazi envanterini gözden geçirmeli. Yıllar önce mera olarak yazılmış, kayıt altına alınmış bir arazi, mera ile alakası kalmamasına rağmen hala tarım için kullanılamıyor. Orman vasfından çıkmış, sulamaya elverişli, pirinç üretimine uygun akarsu ve ırmaklarımızın çevresindeki arazilerin tarıma kazandırılması gerekiyor. Toprakların parçalanması durdurulmalı. 10 dönüm araziyi 4 eşit parçaya bölmek yerine 10 dönüm araziden çıkan ürünü 4e bölmeyi öğretmeliyiz vatandaşımıza. Köylü ve çiftçi eğitilerek, verimlilik artışı sağlanmalı. Enerji girdi yüksekliği, mazot fiyatlarının pahalılığı, vergi ve SSK oranlarının yüksekliği yüzünden sektörde üretim yapan firmalar, ürünlerini çok düşük kârlarla satıyor. Devletin çiftçiye ucuz mazot desteği sağlamasını ve tarım sektöründe çalışanların SSK oranlarının düşük tutulmasını bekliyoruz.Vergi oranlarının yüksekliği nedeniyle kayıt dışı üretim artıyor. Ekim zamanlarında çiftçiye ucuz tohum verilmesi, tohum ıslahının yapılmaması gerekiyor. Yıllar önce bizden mercimek alan Kanada, Amerika, Avustralya gibi ülkelerden tohum ve mercimek ithal eder konuma geldik. Bu konuya gereken önemi vermezsek, kaliteli tohum bulmakta zorlanacağız. Bir an önce tohum bankalarına sahip olmamız gerekiyor. Çiftçi kaliteli tohum ile üretim yaparsa, araziden alınan ürün verimliliği de artar. Sektörde örgütlenemediğimiz için sesimizi gür çıkartamıyoruz. Bir an önce ciddi bir yapılanmaya gitmemiz gerekiyor. Ayrıca sağlıklı bir nesil için mutlaka bakliyat tüketimini özendirmeliyiz. Bu nedenle bakliyat üreticileri olarak Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak çalışma düzenleyebiliriz. Yarın: Akyüz Genel Müdürü Şuayip Çeşme, Beğendik Ticaret Müdürü Talat Topaç, Biçen Temel Gıda Kategori Yöneticisi Gökalp Gürkan, CarrefourSA Kurumsal İlişkiler ve Hukuk Direktörü Av.Merter Özay, Fon Market Satın Alma Sorumlusu Nurten Öztürker Topçu, Groseri İcra Kurulu Üyesi Kazım Önür, Hadim Yönetim ve Pazarlama Danışmanı Necmettin Kuru, Onur Group Açık Bakliyat Ürünleri Satın Alma Yöneticisi Erdoğan Özdemir, Özhan Satın Alma Sorumlusu Elif Özhan Ak, Tesco Kipa Temel Gıda Satın Alma Müdürü Hakan Pınar, Uyum Üretim Müdürü Didem Darıcı ve Diyetisyen Taylan Kümeli'nin görüşleriyle devam edeceğiz.Bakliyat dosyasının dün yayınlanan ilk bölümüne linkten ulaşabilirsiniz http://www.perakende.org/haber.php?hid=1267427337Bu haber Market dergisinden alınmıştır
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive