Bakliyat Sektörü 2010dan Umutlu

2009 yılına ait verilere göre Türkiye bakliyat pazarının toplam büyüklüğü, 1 milyon ton civarında. Açık ürün satışları, halen paketli bakliyat sektörünün gelişmesinin önündeki en büyük engel... Bazı ürünlerde KDV oranlarındaki yükseklik, kayıt dışılığa katkı sağlıyor. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan kuraklık ve kriz neticesinde üretim düşse de, firmalar 2010dan umutlu...

Eklenme Tarihi : 01 Mart 2010 Pazartesi
bakliyat-sektoru-2010dan-umutlu
Özlem ELGÜNÜlkemizde bitkisel ürünler üretiminde baklagiller büyük önem taşıyor. Özellikle 1980li yıllardan itibaren ülke genelinde uygulanan üretimi artırıcı çeşitli projeler sayesinde bakliyat üretimimiz önemli ölçüde artış gösterdi. Bu artışta kırsal kalkınma projeleri ile nadas alanlarının daraltılmasına yönelik uygulanan projelerin büyük etkisi oldu. Toplam bakliyat üretimindeki artış, esas itibarıyla mercimek ve nohut üretimindeki artıştan kaynaklandı. Bu artışlar nedeniyle Türkiye, dünya mercimek ve nohut üretiminde en büyük üretici ülkelerden birisi oldu.2007 yılı verilerine göre ülkemizde toplam işlenen tarım alanları 24,9 milyon hektar. Bunun 17,1 milyon hektarlık kısmında tarla ürünleri yetiştiriliyor. Baklagiller üretim alanına bakıldığında 500 bin 283 hektar ile nohut ilk sırayı alıyor. Mercimek 389 bin 470, fasulye 109 bin 205 ha alanda yetiştiriliyor. Ülkemizde mercimek ekiliş alanlarının yaklaşık yüzde 90ını kırmızı mercimek oluşturuyor. 1980li yıllarda tek başına 350 bin hektara kadar ulaştığı görülen yeşil mercimek ekiliş alanları 1990lı yıllardan itibaren sürekli azalma gösterdi ve 30 bin hektara kadar geriledi. Üretim miktarı açısından da ülkemizde üretilen bakliyat içerisinde nohut ve mercimek en önemli yeri tutuyor. 2007 yılı itibarıyla ülkemiz toplam yemeklik baklagiller üretimi 1 milyon 221 bin ton. Bunun içerisinde nohutun payı yüzde 41,4, mercimeğin payı yüzde 43,8, fasulyenin payı yüzde 12,6. 2008 yılında ise Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hüküm süren kuraklık nedeniyle kırmızı mercimek üretimimiz önemli ölçüde azalma gösterdi ve 508 bin ton olan üretimimiz 112 bin tona geriledi. Kırmızı mercimek üretimimizin azalması nedeniyle toplam bakliyat üretimimiz de 859 bin tona düştü.Ülkemizde organik bakliyat üretimi de gittikçe artış gösteriyor. 2007 yılı itibariyle organik bakliyat üretimimiz 20 bin tonun üzerinde gerçekleşti. Bu üretimin önemli bir kısmını nohut ve mercimek oluşturuyor.Genel olarak kırmızı mercimek Güneydoğuda, yeşil mercimek, nohut ve kuru fasulye Orta Anadolu ve geçit bölgelerinde, bakla Ege ve Güney Marmarada bezelye ise Orta Anadolu ve Marmarada en fazla yetiştiriliyor.İthalat 2008de rekor düzeye yükseldiÜlkemiz özellikle 1997 yılından itibaren önemli miktarlarda bakliyat ithal etti. 1994 yılına kadar ithalatımızın hemen hemen tamamını kuru fasulye oluştururken, 1994 yılından itibaren yeşil mercimek, 1997 yılından itibaren de nohut ve kırmızı mercimek ithalatımız önemli ölçüde artış gösterdi. 2007 yılında 78,7 milyon dolara ulaşan bakliyat ithalatımız, 2008 yılında 333 milyon dolarla rekor düzeye yükseldi. Bakliyat dış ticaretimizde ithalatımız ilk kez 2008 yılında ihracatımızın üzerinde gerçekleşti ve bu yıl ülkemiz 146 milyon dolarlık açık verdi. 2007 yılı ithalatımızın yüzde 48,8ini kuru fasulye, yüzde 8,72sini kırmızı mercimek, yüzde 14,7sini yeşil mercimek 5,5ini de nohut ithalatı oluştururken 2008 yılı ithalatımızın yüzde 66,9unu kırmızı mercimek, yüzde 16,9unu kuru fasulye, yüzde 6,4ünü yeşil mercimek, yüzde 2,7sini de nohut ithalatı oluşturdu. 2008 yılında bakliyat ithalatımızın maksimum düzeyde gerçekleşmesinde söz konusu yılda kırmızı mercimek üretimimizin önemli ölçüde azalması neden oldu.Ülkemiz üretiminde görülen olumsuz gelişmeler, özellikle yeşil ve kırmızı mercimek dış ticaretimiz üzerinde etkili oldu. Gerek diğer ülkelerin üretimlerini ve verimlerini artırarak düşük fiyatlarla dünya piyasalarına girmeye başlamaları, gerekse üretimimizde görülen dalgalanmalar ve ayrıca ülkemizde Dahilde İşleme Rejiminin işlerlik kazanması neticesinde ülkemiz 1994 yılından itibaren kırmızı mercimek ithalatına da yöneldi ve bazı yıllar bu ithalatımız önemli boyutlara ulaştı. 2008 yılında olumsuz hava koşulları nedeniyle kırmızı mercimek üretimimizin önemli ölçüde azalarak 508 bin tondan 112 bin tona gerilemesi neticesinde kırmızı mercimek ithalatımız da 223 milyon dolarla rekor düzeye ulaştı. 2008 yılında sadece dahilde işleme rejimi kapsamında değil, aynı zamanda yurt içi tüketim amacıyla da önemli miktarlarda kırmızı mercimek ithalatına başvuruldu. Dahilde İşleme Rejimi çerçevesinde ithal edilen kırmızı mercimekler çoğunlukla Mersin ve Gaziantep illerinde işlenerek özellikle Ortadoğu ülkelerine ve Mısır'a ihraç ediliyor.Yeşil mercimek dış ticaretimizin gelişimi de önem taşıyor. 1990 yılına kadar dünyanın en büyük yeşil mercimek ihracatçısı olan ülkemizin Kanada ve ABD'nin üretimlerini artırması ve verim yüksekliğine paralel olarak düşük maliyetli ürünlerle dünya piyasalarına girmeleri neticesinde, ülkemiz dünya piyasalarındaki üstünlüğünü kaybetti ve bir ithalatçı ülke konumuna geldi. 2003 yılı yeşil mercimek ithalatımız 8 milyon dolar, 2004 yılı ithalatımız 957 bin dolar, 2005 yılı ithalatımız 3,9 milyon dolar, 2006 yılı ithalatımız 7,8 milyon dolar, 2007 yılı ithalatımız 11,6 milyon dolar 2008 yılı ithalatımız ise 21,3 milyon dolar olarak gerçekleşti.80den fazla ülkeye bakliyat ihraç ediyoruzÖzellikle 1980 yılından itibaren üretimde görülen artışlar neticesinde bakliyat ihracatımız da önemli ölçüde artış gösterdi. 1990 yılında 300 milyon doların üzerine çıkan ihracat değeriyle ülkemiz dünyanın en büyük bakliyat ihracatçısı oldu. Daha sonraki yıllarda dalgalanma gösteren bakliyat ihracatımız, 2007 yılında 189 milyon dolar, 2008 yılında ise 187 milyon dolar olarak gerçekleşti.Ülkemizden yapılan bakliyat ihracatı; önemli ihracatçı ülkelerin üretim miktarlarında görülen artış ve azalışlar, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde insanların satın alma gücünde görülen değişimler, yine bu ülkelerde hayvansal proteinlerin fiyatlarında görülen dalgalanmalar, dünya piyasalarında oluşan bakliyat ve diğer rakip ürünlerin fiyatları, oldukça sabit bir tüketim karşısında özellikle iklimsel faktörlerin etkisiyle yurt içi üretim miktarında görülen dalgalanmaların etkisinde kalıyor.Ülkemizin bakliyat ihracatında genel olarak Ortadoğu, Batı Avrupa, Kuzey Afrika ve Güney Asya ülkeleri ilk sıraları alıyor. 2008 yılı itibarıyla ülkemizden bakliyat ihracatı gerçekleştirilen ülke sayısı 80in üzerinde. En önemli pazarlarımız ise Sri Lanka, Irak, Kuveyt, Mısır, İngiltere, Suudi Arabistan, Almanya ve Ürdün. Doğu Avrupa, Güney Amerika, Rusya Federasyonu ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ülkemiz için potansiyel arz eden ülkeler olarak görülüyor.Kaynak: Akdeniz İhracatçı Birlikleri Ar-Ge Araştırma Serisi, Dünya ve Türkiye Bakliyat SektörüDerleyen: S. Sultan Bayrak / Ar-Ge Dış İlişkiler Raportör Sorunların çözüm odağı PAKDERSektöre yön veren firmaların bir araya gelerek kurdukları Tarım Ürünleri Hububat Bakliyat İşleme ve Paketleme Sanayicileri Derneği (PAKDER), 30 Haziran 2001den bu yana faaliyette. Kuruluş amacı sektördeki sorunların tespitinde ve bu sorunların aşılmasında, devletin ilgili kurum ve kuruluşlarıyla ilişkilerinde aktif rol almak ve bu çalışmalara katkı sağlamak olan dernek, firmalar arasındaki dayanışma ve kaynaşmayı teşvik ederek işbirliklerini güçlendirmeyi ve bu sayede sorunların çözüm odağı olmayı hedefliyor. Dernek alt yapısı ve çalışmaları itibarıyla istihdam olanağı sunma, katma değer yaratma, tarımsal üretimleri ön eleme ve işlemden geçirildikten sonra ülkemiz tüketicisine ulaştırma, aynı zamanda yurt dışına ihracıyla bu ürünleri yabancılara tanıtmada çok önemli bir görev üstleniyor. Sektörün halihazırdaki durumunu başkan Mehmet Tevfik Dinçerle konuştukBakliyat sektörünün büyüklüğü hakkında bilgi verir misiniz? Bu sektörde faaliyet gösteren kaç firma var, bunların toplam üretim kapasiteleri nedir?Üretim miktarı açısından, ülkemizde üretilen bakliyatlar içerisinde nohut ve mercimekönemli yeri tutuyor. 2008 yılı itibarıyla ülkemiz toplam yemeklik baklagiller üretimi, 1 milyon 221 bin ton. Bunun içerisinde nohudun payı yüzde 41,4, mercimeğin yüzde 43,8, fasulyenin yüzde 12,6 baklanın yüzde 1,7, bezelye ve börülcenin ise yüzde 0,5. 2008 yılında Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hüküm süren kuraklık nedeniyle kırmızı mercimek üretimimiz önemli ölçüde azaldı ve 500 bin tondan 110 bin tona geriledi. Bu da toplam bakliyat üretimimizin yaklaşık 855 bin tona gerilemesinde önemli rol oynadı. 2009 yılı kırmızı mercimek üretimimiz ise 300 bin ton civarında gerçekleşti. Bakliyat ürünleri içerisinde bezelye ve börülce, üretimde olduğu gibi ihracatımızda da önemli bir yer tutmuyor. 2008 yılına ait Türkiye bakliyat pazarının toplam büyüklüğü yaklaşık 960 bin ton. 2009 yılına ait Türkiye bakliyat pazarının toplam büyüklüğü de yaklaşık olarak 1 milyon ton.Ülkemizdeki bakliyat ürünleri tüketimi konusunda neler söyleyebilirsiniz? Bakliyat tüketiminde kısmi daralma yaşanmasına rağmen, son yıllarda bitkisel beslenme uzmanları tarafından özellikle özendiriliyor. Derneğimizin de bu anlamda önemli tanıtım çalışmaları var. Bu konuda bir film çalışması hazırlayarak, tüketimi teşvik ediyoruz. Yeni nesil maalesef bakliyatla beslenmeyi unutma noktasına geldi. Oysa sağlıklı ve dengeli beslenmede bakliyat ürünleri, sofralarımızın vazgeçilmez ürünleri.2009 yılı, bakliyat sektörü açısından nasıl geçti?Kriz, tarımsal üretim ve tüketim boyutlarını etkiledi. Genel olarak baklagillerin üretiminde yeşil mercimek, barbunya fasulye ve kırmızı mercimek üretimlerinin dışındaki diğer tarımsal üretimler çok fazla olumsuz etkilenmedi. Ancak bu ürünlerde rekoltelerimiz maalesef 2007 yılındaki üretimlerimizin altında gerçekleşti. Bu olumsuz gelişmelerin nedeni olarak kuraklık faktörü de gösterilebilir. Diğer taraftan buğday ve pirinç rekoltelerimizde artış yaşandı. Geçtiğimiz yılın aralık ayı ve bu yılın ocak ayındaki yağışlar bizi rekolteler açısından umutlandırdı. Yeşil mercimek ve barbunya fasulyede geçen yıllarda olduğu gibi düşük rekoltelerin devam ettiğine tanık olduk. Geçen yıl özellikle bulgurda ciddi fiyat artışı oldu. Fakat bu yıl buğday rekoltelerindeki artıştan dolayı fiyatlarda düşüş yaşandı. Ülkemizdeki pirinç üretimi, kuraklık faktörüne rağmen her yıl artış gösteriyor ve yurt dışından ithal ettiğimiz miktar azalıyor. Pirinçte üretimimiz yaklaşık 450 bin ton, tüketimimiz ise yaklaşık 550 ila 600 bin ton civarında. Dolayısıyla aradaki tüketim farkı yurt dışından ithal ediliyor. Yeşil mercimek, beyaz fasulye ve barbunya gibi ürünlerde de aynı durum söz konusu. Üretimimizin yaklaşık 21 ton olduğu buğday ve dolayısıyla bulgurda sorun yaşamıyoruz. Ancak krize rağmen buğdaydaki rekolte artışı, bulgurda ciddi anlamda bir fiyat artışına neden oldu. 2009 yılında tarımsal ürün ihracatında çok önemli bir gelişme sağlanmadı. Özellikle dünyadaki emtia fiyatlarındaki dalgalanma nedeniyle ithalatı yapılan tarımsal ürünlerin önemli bir kısmı, yurt dışındaki bağlantılar karşılığı verilen ön ödemelere rağmen limanlarda bekletildi ve kaparolar piyasa değimiyle yakıldı. İthalat yapan çoğu firma, önemli zararlara maruz kaldı. Bir yandan satın almış oldukları mal fiyatları düştü, öbür taraftan dövizdeki kurlarda yükselme oldu. Tüketicinin tercihi de daha önce kaliteyken, kriz sonrası fiyat oldu. Türkiye bakliyat pazarını değerlendirecek olursanız, dünyada neredeyiz? İhracat rakamları ve en çok ihraç edilen ürünler konusunda bilgi verebilir misiniz?Türkiye bakliyat üretiminin biraz çabayla çok daha önemli bir konuma gelebileceğini düşünüyorum. Tabii bulunduğumuz konum da küçümsenmemeli... Bakliyat ihraç kalemleri içinde kırmızı mercimek, nohut ve fasulye önemli bir yer tutuyor. 2010 yılı, sektör açısından nasıl geçecek sizce? Sektörün ne kadar büyüyeceğini ve hangi rakamlara ulaşacağını düşünüyorsunuz?2010 yılı için iyimser düşüncelerim var. Sektörel büyüme, üretim rakamları ile paralel bir konumda.Sektördeki en büyük sorunun ne olduğunu düşünüyorsunuz?Kayıt dışılık, geçmiş yıllara oranla azalmasına rağmen halen önemini koruyor. Bakliyat ve tarımsal ürünlerdeki açık ürün satışı, halen paketli bakliyat sektörünün gelişmesinin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Bazı ürünlerde KDV oranlarındaki yükseklik, kayıt dışılığa katkı sağlıyor. Özellikle pirinç ve bulgurda KDVnin perakende noktasına kadar yüzde 1lere çekilmesi, perakende noktasından sonra da yüzde 8lerde devam etmesi, bakliyat sektöründe kayıt dışılığı yok etmede önemli katkı sağlayacak.Bakliyat dosyasına yarın Arbel Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Arslan, Dinçer Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tevfik Dinçer, Hünkar Bakliyat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Fettahoğlu, Memişler Group Genel Müdürü Sabahattin Memiş, Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, Tat Bakliyat Genel Müdür Yardımcısı Tuba Memiş'in görüşleriyle devam edeceğizBu haber Market dergisinden alınmıştır
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive