Eklenme Tarihi : 02 Ocak 2012 Pazartesi
Yılmaz Pekmezcan

Her iki açıdan: Ürün güvenliği

Ekonomik verilere göre ülkemizin istihdama katkı sağlayan en dinamik sektörü hiç kuşkusuz perakende sektörü. Sektörün gelişimiyle birlikte aslında sorunları ve bu sorunların çözümleri de beraberinde büyüyor. Özellikle nihai tüketicilerin doğrudan tüketime yönelik alışveriş davranışları sergilemesi bu alanda faaliyet gösteren firmalar açısından son derece dikkat edilmesi geren konuların başında ürün güvenliği gelmeli. Bu kavram aslında iki farklı anlam içermesi bakımından, vermek istediğim mesaja uygun olarak belirlendi.


Dış Ticaret Müsteşarlığı kaynaklarına göre ürün güvenliği, piyasaya arz edilecek her ürünün, insan sağlığı, can ve mal güvenliği, hayvan ve bitki yaşam ve sağlığı, çevre ve tüketicinin korunması açısından asgari güvenlik koşullarını sağlaması anlamına geliyor. (Mağazalardaki ürün hırsızlığı ile kastedilen güvenlik konusu bir sonraki aşamada ele alınacak.) Güvenli ürün, normal kullanım koşullarında risk taşımayan veya kabul edilebilir ölçülerde risk taşıyan ve yukarıda bahsedilen temel gerekler bakımından azami ölçüde koruma sağlayan ürünü ifade eder ve ilgili mevzuatına uygun ürünler güvenli olarak kabul edilirler. Piyasaya güvenli ürün sunulmasını sağlamak ve ürün güvenliğine ilişkin tedbirleri almak amacıyla Avrupa Birliğinin Genel Ürün Güvenliğine ilişkin mevzuatı temel alınarak 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hazırlanmış ve 2002 yılı itibari ile yürürlüğe girdi. Bu kapsamda, kendi görev alanlarına giren ürünlerin mevzuatının hazırlanması ve uygulanmasından yetkili kuruluşlar sorumlu. Diğer taraftan, üretici piyasaya güvenli ürün arz etmek zorunda Bununla birlikte, ürüne ilişin tüketiciye bilgi sağlamak, özelliklerini belirtecek şekilde ürünü işaretlemek; gerektiğinde piyasaya arz edilmiş ürünlerden numuneler alarak test etmek, şikâyetleri soruşturmak ve yapılan denetim sonuçlarından dağıtıcıları haberdar etmek, riskleri önlemek amacıyla ürünlerin toplatılması ve bertarafı da dâhil olmak üzere gerekli önlemleri almakla yükümlü. Dağıtıcı ise, sahip olduğu bilgiler çerçevesinde, güvenli olmayan ürünleri piyasaya arz edemez ve faaliyet alanı çerçevesinde ürünlerin taşıdığı riskler ve bu risklerden korunmak için alınması gereken önlemler hakkında ilgililere bilgi verir. Üreticinin tespit edilemediği durumlarda, üreticinin veya ürünü tedarik ettiği kişinin kimliğini bildirmeyen satıcı üretici olarak kabul edilir ve ürüne ilişkin tüm sorumluluğu üstlenir. İlgili mevzuatına uygunluğu belgelenmiş olsa dahi, bir ürünün güvenli olmadığına dair kesin belirtilerin bulunması halinde, bu ürünün piyasaya arzı, kontrol yapılıncaya kadar yetkili kuruluşça geçici olarak durdurulur. Yapılan kontrol sonucunda ürünün güvenli olmadığının tespit edilmesi halinde, yetkili kuruluş, ürünün piyasaya arzını yasaklar ve/veya piyasaya arz edilmiş ürünleri toplatır ve/veya ürünlerin kısmen veya tamamen bertaraf edilmesini sağlar. Piyasadaki ürünlerin güvenli olup olmadığına yönelik denetimler ve bu denetimler neticesinde alınan önlemler ekonominin iki büyük aktörü olan üretici ve tüketici kesimini doğrudan etkiler. Tüketiciler için sağlık ve güvenliklerine olumsuz etki edecek ürünlerin piyasada yer almaması önem arz ederken, üreticiler de kazançlarını ve ürünlerinin piyasadaki imajını göz önünde bulundururlar.Ekonomi bakanlığının yaptığı çalışmalara göre; PGDnin (piyasa gözetimi ve denetimi) insan sağlığını, can güvenliğini ve çevreyi koruyarak toplumun hayat kalitesini yükseltmenin yanı sıra, topluma, özellikle ekonomik anlamda sağladığı başka yararlar da var. Bunları özetlemek gerekirse: PGD, ürününü piyasaya güvenli arz etmek için gereken maliyete katlanmamış üreticilerin piyasadan dışlanmasını sağlayarak, mevzuata uygun ürün arz eden üreticinin karşılaştığı haksız rekabetin önüne geçer. Ülkemizin artan ithalat hacmi göz önünde bulundurulduğunda gümrüklerde bütün ürünlerin denetlenmesi imkânı bulunmaz. PGD bu anlamda, ithalat denetimlerini tamamlayan ve ithal ve yerli bütün ürünlerin iç piyasada denetlenmesini sağlayan önemli bir araç olarak karşımıza çıkar. PGD, piyasanın disipline edilmesine ve üretimin ileri standartlara kavuşmasına hizmet ederek, ihracatın rekabet gücünün artırılmasına da dolaylı olarak katkıda bulunur.Devlet, PGD faaliyetlerini gerçekleştirirken tüketici ve üretici faydaları arasındaki dengeyi gözetmek durumunda. Özellikle küçük ve orta ölçekli üreticilere, yeni mevzuatın getirdiği yükümlülükleri yerine getirmelerine yönelik gerekli desteğin verilmesi ihmal edilmemeli. Ancak, şüphesiz ki konu insan sağlığı olduğunda bu dengenin tüketici lehine gözetilmesi esas olmalı. Bunun yanı sıra üreticiler piyasaya sadece teknik düzenlemesine uygun ve güvenli olan ürünleri arz etmek zorunda. Üreticinin ülkede yerleşik olmaması halinde ürün güvenliğinden yetkili temsilcisi, ithalatçısı veya ürünün güvenliğini etkileyecek işlemde bulunan diğer gerçek ve tüzel kişiler sorumlu. Dağıtıcı ise, güvenli olup olmadığını bildiği ürünü piyasaya arz edemez. Ayrıca malı tedarik ettiği kişinin kimliğini bildirmez ise üretici olarak kabul edilir ve üreticinin sahip olduğu tüm sorumlulukları yüklenir.Dün yaptığınız şey size hala çok iyi görünüyorsa, bugün yeterli değilsiniz demektir. Earle Wilson
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive