200 Bin Metrekarelik Fikir Fabrikası

Perakendeye kazandırdığı toplam 200 bin metrekarelik alanı backgroundunda tutan İdeas AVM Pazarlama ve Yönetim Danışmanlığı, profesyonelliğin getirdiği disiplinle amatör ruhun özverisini birleştiriyor. Maxi Alışveriş Merkezleri, DSilva AVM, Simpaş, Deposite Outlet Merkezi, Akçay Olivie Outlet Center, Flatofis, SancakPark Outlet ve VARYAPın son harikası Atapark Varlıbaş AVM... Renkleri, efektleri, boyutları, karakterleri değişse de hepsi aynı idealizmin eseri. Şirket Genel Müdürü Sibel Kardeşler ile yaptığımız söyleşi, başarıyı kasamızda duranlarla değil, kalbimizde ve kafamızda olanlarla ölçen bir yol haritası gibi...

Eklenme Tarihi : 23 Haziran 2010 Çarşamba
200-bin-metrekarelik-fikir-fabrikasi
Berrak COŞKUN Geçmişin adımlarıyla geleceğe yürüdüğümüz doğru ise önce sizi tanımakta, tanırken de tanıtmakta fayda var. Kısaca kendinizden bahseder misiniz? Profesyonel meslek hayatım, 90lı yıllarda, Türkiyeye ilk gelen organize perakende market zincirlerinden Metro Cash Carryde başladı. Devamında da 13 alışveriş merkezi ile toplam 200 bin metrekare alanın pazarlama ve yönetiminde etkin roller üstlendim. Kendimi geliştirmeme imkan tanıyan sayısız fırsatla dolu, keyifle adımlanmış bir yol benimki. Geriye dönüp baktığımda, kıymetli birer hazine olduğunu anlıyorum tüm deneyimlerimin... İdeas AVM Pazarlama ve Yönetim Danışmanlığı, nasıl bir organizasyona sahip? Faaliyet alanları neler? Butik hizmet veren bir şirketiz. Amatör ruhla çalışan uzman kadromuz, samimi ve enerjik. Ekipte her projenin sorumlusu ayrı olduğu halde, gerektiğinde tek beyin ve tek yürek olarak, koordineli hareket ediyoruz. Pazarlama ile lansman, hepimizin görevi zaten. Ele aldığımız projeyi, mimari detayların az çok belirdiği bir dönemde de yakalamış olabiliriz. Hiç fark etmez bizim için. Arazi aşamasındaymış gibi değerlendirir, her şeyi temize çeker, baştan kurgular ve öyle yola çıkarız. Nasıl mı?.. Eksiksiz, falsosuz bir biçimde, bölge araştırmasını tamamlarız önce. O araştırmanın sonuçlarına göre doğru marka karmasını hazırlar, son kertede ise pazarlama ve yönetim stratejilerini oluştururuz. Her yeni projeye, geçmemiz gereken bir sınav gözüyle bakarız. Kendimizi sınarken, yine kendimizle yarışırız çünkü. Hep daha iyiyi, iyinin de iyisini hedefleyerek... Suriyedeki AVMyi Türk perakendecilere pazarlayacağız Sektörde yarattığınız fark, hangi unsurlardan besleniyor? Kurumsal kimliğinizi oluşturan temel parçacıklar neler? Üzerinde çalıştığımız projenin bir parçası olduğumuzu düşünmek, bize yetmez. Sanki sahibiymiş gibi benimsiyoruz onu, süreç boyunca da öyle davranıyoruz. Galiba en önemli fark bu. Düşüncemizi, yüreğimizi, enerjimizi, emeğimizi ortaya koyuyoruz, bir çeşit adanmışlık duygusuyla. Ama ne var, biliyor musunuz? Farkımız, fark ediliyor. Onca yorgunluğa, zahmete değiyor. İş bitmeden danışman firma değiştiren yatırımcıları, yarıda kalan projeleri, siz de duyuyorsunuzdur mutlaka. İdeas, bugüne kadar -kolay veya zor- hiçbir projeyi yarım bırakmadı. Şantiyeden açılış sonrasına uzanan o sancılı dönemlerden bahsediyorum. Her projemizin arkasındayız, her kiracımızın yanında... Şimdiye dek kimlerle çalıştınız? Müşteri portföyünüz hakkında bilgi verir misiniz? AVM sektörü, Olivium Outlet Centerdaki profesyonel dönemimde tanıdı beni. Maxi Alışveriş Merkezleri, DSilva AVM, Simpaş, Deposite Outlet Merkezi, Akçay Olivie Outlet Center, Flatofis, SancakPark Outlet ve VARYAPa ait Atapark Varlıbaş AVM, tam kadro sahiplendiğimiz projelerden bazıları. SancakPark Outlet Center, 1 milyon kişiye hitap eden hinterlandı ile sektörde ilgi odağı. İnşaatı ve pazarlaması hızlı gidiyor. Öyle ki yüzde 60 doluluk seviyesini, 5 ayda yakaladık. Planladığımız gibi Kasım 2010a yetişmesine çalışıyoruz. Varlıbaş Ailesinin Trabzona armağan ettiği Atapark ise tam bir prestij sembolü. En başından beri krize meydan okuyor. Hatta pazarlamayı durdurduk orada, yüzde 100 doluluğa ulaşmış durumdayız. Sektörümüzde böyle bir tablo görmek, gerçekten gurur verici. Eylül 2010a kadar projedeki diğer detaylar da tamamlanacak. Seçkin mağaza karması, bin metrekarelik çocuk eğlence merkezi, açık alanda bulunan restoranlar, fest food katında hizmet veren deniz manzaralı kafeler ve 2 bin 500 metrekarelik geleneksel bedesten ile bayrama hazır her şey. Onun dışında, Suriyenin en büyük alışveriş merkezi projesini aldık: TransMall. Güneyden kuzeye giden transit yol üzerinde, Humusla Halep arasında, 40 bin metrekare kiralanabilir alana kurulacak tek katlı bir AVM bu. Lokasyon itibariyle inanılmaz şanslı. Lansmanına haziran sonunda başlayacağımız projede, Türk markalarına ağırlık vermeyi planlıyoruz. İlkeli, dürüst hizmet parolası Pazarlaması tamamlanmış toplam 200 bin metrekarelik alanı backgroundda tutmak, hiç kuşku yok ki güçlü bir referans. Başarınızın sırrını nerede aramalı? Başarı elde etmek, nispeten kolay. Zor olan, onun sürekliliğini sağlamak. Özellikle bizim ülkemizde ve bizim sektörümüzde... Herkes birbirine bu kadar yakın ve bir o kadar uzakken, başarıyı daim kılmak hakikaten güç. Fakat pazarlamada kullanılan birtakım ortak diller var, herkesin yararlandığı. Markaları iyi değerlendirmek mesela, ilişkileri sağlam bir platforma oturtmakla ilgili. Dürüstlük şart. Bizim de en çok üzerinde durduğumuz konulardan biri hakkaniyet. Hep dikkatli ve özenli davrandığımızı söylerken, içim rahat. İlişki kurmakta bir şey yok çünkü. Mesele, o iletişimi zedelemeden geleceğe taşıyabilmekte... Kiracılarımız, işletmenin her aşamasında haklarını savunacağımızı biliyor. Böyle bir güveni kazanmak kolay değil, yıllara dayanıyor. Ancak çok ince bir çizgi, çok hassas bir denge var gözetilmesi gereken. Taraf olmakla aracı olmak arasında gidip geliyor sarkaç, bütün ayarlar size bağlı orada. Danışman firma olarak, uyguladığınız strateji çok önemli. Mevcutların aksine, ağırlığımızı kiracıdan yana koyuyoruz biz. İki taraf arasında köprü kurarken, yatırımcıdan ziyade kiracının temsilcisi oluyoruz. Bir toplum mühendisliği operasyonu Günü kurtarmakla ilgilenmediğinizi, derin perspektifli çalışmalar sunduğunuzu çıkarıyoruz buradan... Nasıl çiziyorsunuz, hizmetin çerçevesini? Nerede başlıyor, nerede bitiyor yükümlülükleriniz? Ticari alanları, yarınlara hazırlamakla mükellefiz. Yaptığımız işi özetlersek, böyle. Oluşturduğumuz mekanlar da en az 15 yıl koruyabilmeli kendini, değişen koşullara mutlaka ayak uydurabilmeli. Yapısal ve finansal büyüklükleri gereği, hem yatırımcıların hem kiracıların kâr amacı gütmesi, son derece normal. Üstelik kaçınılmaz. Mimari detaylara bile yön veren çevresel etmenler, bölgenin demografik bütünlüğü, hedef kitlenin yaşam tarzı ve tüketim alışkanlıkları, bize en doğru rehber bu bağlamda. Kriterlere paralel şekillendirdiğimiz AVMler, konsept ve kiracı memnuniyeti anlamında iyi birer örnek. Dolayısıyla yatırımcı memnuniyetinden de söz etmek mümkün. Zamanın gerisine düşmeyecek, alışveriş merkezlerini insanla var edecek tek bir formül yok. Sonu mutlu bitecek hikayeyi kurgulamak, tamamen bizim yükümlülüğümüz... Rekabet koşullarının giderek ağırlaştığı bir ortamda, çözüm ortağı olduğunuz AVMleri geleceğe hazırlıyorsunuz. Bugünden yarına bakarken, nelere dikkat ediyorsunuz? Çocuklar ve gençler, yarının tüketicileri. Onları gözlemlemek, gelişimlerini takip etmek, isteklerini anlamak, her şeyin başı. Bakmak, bir yere kadar. Ötesi, görmek ve yorumlamak. Hatta uyarlamak... Başarının sırrını, buralarda aramak lazım. Diğer taraftan, Türk toplumunda aile kültürü baskın. Aile değerleri, her zaman ön planda. Bunu hiç aklımızdan çıkarmamalıyız. Adına aile dediğimiz yapı kendi kendini güncellerken, değişen beklentilerin dışında kalamazsınız. Bir toplum mühendisi gibi çalışmak gerektiği ortada. Misyon, evet, ille de misyon! Her alışveriş merkezinin bir misyonu olmalı bulunduğu lokasyonda. Doğru konsept sunulduğu takdirde, tüketici kayıtsız kalmayacaktır. Rekabetin çarkı hızla dönerken, pazarlama becerisinin ve marka karmasının yetmediği/yetemediği noktalar var elbette. İşte orada, işletme fonksiyonları devreye giriyor. İyi işletilmeyen, iyi yönetilmeyen AVMlere, şans tanıyamıyorum maalesef. Hayalden gerçeğe adım adım... Bir alışveriş merkezinin olmazsa olmazları neler? Tüm yaşam alanlarına yönelik her türlü hizmet, her türlü ihtiyaç aslına bakarsanız. Eksik, gedik olmamalı. Hipermarket, çocuk eğlence birimleri, gençlik merkezi, sinema... Vazgeçemeyeceğiniz şeyler bunlar. Bir yaşam biçimi vaat ediyorsunuz çünkü. Kafe ve restoranlar da ikinci dilimde yer alıyor. Hepsi bir bütün. Yatırımcılarla yürüttüğünüz ilişkilerde, en çok neye önem veriyorsunuz? Diyalog sırasında üstlenilen anlatan ve dinleyen rolleri ile bu rollerin dağılımı, ilişkilerin sağlıklı bir şekilde yürümesini kolaylaştırıyor. İyi bir dinleyici olmak, bence tüm ilişkilerde uyumun garantisi. Biz de yatırımcının hayallerini, yapmak istediklerini anlamaya çalışıyoruz ilkin. Sonra kendi bilgi ve deneyimlerimiz ışığında ilerleyip, onların ne kadarını gerçekleştirebileceğimizi ortaya koyan bir çalışma programı belirliyoruz. Yatırımcı firmanın kendi bünyesindeki kadrolar gibi tam gün, tam mesai veriyoruz projeye. İşi sıkı tutmak, kuruluş aşamasında temelleri sağlam atmak anlamını karşılıyor. Tempoyu düşürmeden, zamanı etkin kullanarak yönetiyoruz devamındaki süreçleri. Onun için de uzun soluklu oluyor bizim ilişkilerimiz. Duygusal olmak mı, rasyonel olmak mı? Yoksa üçüncü bir şık mı? Perakendenin amacı, sadece satmak değil artık. Hemen hemen bütün markalar, önce duygulara hitap etmek gerektiğinin farkında... Değişimi/dönüşümü, siz neye bağlıyorsunuz? Çok haklısınız. Perakendecinin hızlı tüketim tuzağına düştüğü dönemler yaşandı, bitti. Ama hep öyle gidecek zannedildiğinden, kurumsallaşma ve markalaşma sadece mağaza açmaya, sadece ürün satmaya indirgendi bir kere. Hâl böyle olunca da pek çok marka, güvenilirliğini kaybetti. Değişim ve gelişimi, iyi gözlemleyemediler belki. Değişim rüzgarını yakalayanlar ise bugün hepimizin hakkında fikir birliğine vardığı markalar. Onlar, tüketiciyi bir cüzdan olarak görmemeyi herkesten önce keşfetti. Karakterini satın alma hareketlerine yansıtan, algıda seçici bir müşteriye seslendiklerini çabuk anladılar. O yüzden şaşmamalı, markalara duygu yüklü mesajlar yüklenmesine. Çağımızda samimiyet, tüketici sadakatinin anahtarı. Samimiyetsizliğin sesi yüksek çıktığından, hemen anlaşılır dürüst davranmadığınız. Kendinizi nasıl paketlerseniz paketleyin, nicelik niteliğin emrinde... Eli kulağında, geldi gelecek, geçti geçecek, dibi gördük, yok daha görmedik derken, krizle yattık krizle kalktık 2009da. Kimi yatırımların seyri yavaşlarken, kimileri henüz bilinmeyen bir tarihe ertelendi. Ticari gayrimenkul sektöründe şimdi gidişat nereye?.. AVM sektörünün son 8 yılda katettiği mesafe, Doğru mu büyüyoruz yoksa şişmanlıyor muyuz? diye bir soru işareti yaratıyordu akıllarda. Dünya ölçeğine göre eksiklerimiz vardı ama ekonomik standartlarımızın üstüne çıktığımız da bir gerçek. Sonra kriz geldi çattı. Bazılarının söylediği gibi teğet geçmedi, basbayağı değdi geçti. Etkilerini yaşıyoruz, yaşayacağız. Haydi, hep beraber yeni girişimlerde bulunalım. Sorunları birlikte çözelim çağrısı yapanlar, yeni baştan dirilenler, kendi başarısızlığını aklamak için krizi kullananlar... Bunların hepsi olacak. Yani insanlar, işlerine geldiği biçimde devam edecek. Güzel gelişmeler, yine kapıda. Krizin en cavcavlı döneminde bile sektör tamamen durmadı. Sendelesek dahi düşmüyoruz biz. Karamsarlığa lüzum yok. Zoru aştık, önümüzdeki yol daha açık seçik. Türkiye, her zaman iyi bir pazar uluslararası yatırımcılara. Krizin global etkileri hafiflediğinde, talep geri dönecek. Dengeler oturacak. Residence, ofis ve AVMden oluşan komplike yapılara eğilim artacak. Yaz aylarını çalışarak geçiren herkes, Eylül 2010dan sonra beklenen canlanmadan payını alacak.

Firmanın Diğer Haberleri

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive