Armada Alışveriş Merkezinin Genel Müdürü Ercüment Alptekin

Geçtiğimiz yıl Uluslararası Alışveriş Merkezleri Konseyinin düzenlediği yarışmada, Avrupada yılın en iyi alışveriş merkezi ödülünü kazanan Armada Alışveriş ve İş Merkezi, artık Ankaranın simgelerinden biri... Aynı zamanda AMPDnin Yönetim Kurulu Üyesi olan Armada Alışveriş ve İş Merkezinin Genel Müdürü Ercüment Alptekin, sorularımızı yanıtladı

Eklenme Tarihi : 02 Aralık 2007 Pazar
armada-alisveris-merkezinin-genel-muduru-ercument-alptekin
Ankaranın Yeni Simgesi Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? 1956 Ankara doğumluyum. ODTÜ Mühendislik Fakültesi mezunuyum. Evli ve iki çocuk sahibiyim. Altı yıldır alışveriş merkezi yöneticiliği görevini yürütüyorum. Armadadan önce Çorluda Orion Alışveriş Merkezinde genel müdürlük yaptım. Tam iki senedir Armadada çalışıyorum. Kuruluşunda burada değildim. Kuruluştan 7-8 ay sonra geldim Armada İş ve Alışveriş Merkezini sizden dinleyebilir miyiz? Önce isterseniz fiziksel olarak konumundan bahsedelim. Ankarada şu anda iki tane büyük genişleme bölgesi var: Çankaya ve Eskişehir tarafı. Zaten şehirler batıya doğru gelişirler. Biz de bu gelişim aksının üzerinde; hedeflediğimiz müşteri kitlesinin yakınında bir yerde, ona ne çok yakın ne çok uzak bir noktadayız. Takribi 31 bin 500 metrekarelik kiralama alanı olan -alışveriş merkezleri kapladığı alandan ziyade kiralanabildiği alan üzerinden değerlendirilir- 155 mağaza var şu anda. 155 birim var daha doğrusu. Onun dışında 20 katlı bir iş kulesi bulunuyor. En fazla bir katta 2 ofis olduğu düşünülürse takribi 20-25 şirkete hizmet verebilecek konumda bir iş kulesi var. Bin 500 araçlık bir otoparkımız var. 3 kat Armadanın altında ve bir adet Armadanın yanında açık otoparkımız var. Ama muhtemelen o açık otoparkımız bir süre içinde yeni bir alışveriş merkezinin zemini olacak. Bu ikinci aşama. Şu anda hep ikinci bir Armada, yeni bir Armada Ulusta yapılıyor gibi haberler çıkıyor. Tabii yapılan her şeyin Armadaya mal edilme gayreti sevindirici bir şey. İkinci Armada, Armadanın yanındaki alışveriş merkezine ek inşaat önümüzdeki senelerde başlanacak ve hemen bizim yandaki otoparkımız da yapılacak. Armadanın ilk başladığı dönemden bugüne kadar ki gelişiminden biraz bahsetmek istiyorum. İlk anda da alışveriş ve iş merkezi olarak mı planlandı? Beraber planlanmış diye söyleyeyim; çünkü benim olmadığım bir dönemden söz ediyoruz. Ancak alışveriş merkezi kiralaması biraz daha önce; çünkü iş kulesinin varlık nedeni, iş kulesinin besleme noktası alışveriş merkezinin kendisi. Dolayısıyla iş kulesine bulacağınız kiracıların alışveriş merkeziyle bir uyum sağlaması gerekiyor. O nedenle Türkiyedeki birtakım olaylar da göz önüne alınarak iş kulesi kiralanmasında biraz geri duruldu. Ama şu anda onun da kiralama işlemleri sonuca doğru geliyor. İşin başından beri alışveriş merkezi ve iş merkezi bir arada planlanarak yapılmış. Mağaza karması, müşteri kitlesi hepsi buna göre oluşturulmuş; bir bütünlük arz eden bir alışveriş merkezi. İlk düşünüldüğü anla geldiği nokta arasında çok farklı bir konsept değişikliği yok. Türkiyeyi gururlandıran bir başarı elde ettiniz geçen yıl: 2004de Uluslararası Alışveriş Merkezleri Konseyinden (ICSC) aldığınız Dünya Başarı Ödülünün yankıları hâlâ devam ediyor. Neler söyleyebilirsiniz bu ödül hakkında? Armadada bir gelişim var. Bu ödül; projenin ilk tasarlanmaya başlaması, Armadanın şu gördüğünüz yerleşiminin hazırlanması, mağaza karmasının oluşturulması ve bu mağaza karmasının işletilmesi ve artan müşteri talebi hepsi değerlendirilerek alınan bir ödül. Ödülü alma konusunda ciddi bir ekip gündemde, ilk düşünenden son uygulamayı yapana kadar herkesin çorbada tuzu var. Ama bu soruyu soran herkese şunu söylüyorum; ICSC bize şu soruyu sordu, meşhurdur bu soru zaten: Niye bu ödülü istiyorsunuz ? . Bizim cevabımız şu olmuştu o zaman: Türkiye genellikle İstanbuldan ibaret gibi duruyor; ama Armada, Ankarada ve Ankarada perakende sektörü ve buna bağlı olarak alışveriş merkezleri için bir cesaret noktası olacak. Yani bu ödülü alması yeni yatırımcıları teşvik edecek, onların daha cesur davranmalarını sağlayacak Bunun için almak istediğimizi söylemiştik. Armadanın bu ödülü alması ve tabii Armadanın ödülü hak eden bir pozisyonda olması hakikaten bir dolu yatırımcıyı cesaretlendirdi. Gerek Ankaranın içinde gerekse Anadoluda şu anda çok ciddi alışveriş merkezleri yapılıyor. Bizim önem verdiğimiz nokta bu. Ödül almamızda önem verdiğimiz ikinci önemli nokta: Daha önce bir sohbette şunu söylemiştim; eğer AB sadece alışveriş merkezlerinden ibaret olsaydı; biz ABye girmiş olacaktık Özellikle son dönemde bir dolu alanda spor, kültür, sanat vs. başarımız var. Dünya şampiyonları çıkarttık. Büyük dereceler elde ettik. Ama Armadanın başarısı bir şehrin, o girme gayreti içinde olduğumuz AB tarafından evet burası Avrupa standartlarında bir alışveriş merkezi deyip bizim de böyle bir şehirde yaşadığımızın vurgulanmasıdır. Bir de Avrupa düzeyinde hatta siz bizden iyisiniz dedirtecek bir düzeyin vurgulanması. Bu iki önemi var ödülün bizim için. Armadanın aldığı ödülün Anadoluda alışveriş merkezlerinin artmasına, gelişmesine, büyümesine neden olduğunu söyleyebilir miyiz? Cesaretlenmelerine neden olmuştur. Tek neden değildir. Dediğim gibi kriter Armadanın görkemli mimarisi değil, o çok önemli bir kriter ama doğru yere yerleştirilmesi, doğru kiracıların bulunması, doğru organize edilip doğru işletilmesi bunu yapılıyor olması ve Avrupadan bunun tasdik görmesi Türk yatırımcısını demek ki biz de yapabiliyoruz diye, o anlamada cesaretlendiren bir olay. Bugün bakıyoruz; Ankarada çok önemli 4-5 tane proje var hayata geçirilmeye çalışılan. Anadolunun bir dolu tarafında bunlar var. Bu önemli bizim için. Avrupanın en iyi alışveriş merkezi olma yolunda, Ankaranın da payı var. Ankara derken, şunun altını çizeyim orada; Armada Alışveriş Merkezi en iyisi, Avrupanın da böyle bir yaşam standardını vurguluyor, demek istemiyorum. Aslında Türkiyede alışveriş merkezi kavramına uygun alışveriş merkezlerinin hepsinde bu yaşam standartlarına rastlamak mümkün. Yani, AB sadece alışveriş merkezlerinden ibaret olsaydı, biz şimdi bir AB üyesiydik. Bu ödülü bu zamana kadar bir defa Akmerkez, bir defa da 2004te siz aldınız. Siz Türkiyedeki alışveriş merkezlerinin iyi olduğunu söylüyorsunuz; ama bu ödüle layık görülen iki Türk alışveriş merkezi var bugüne kadar. Sonuçta bir yarışmaya giriyorsunuz. Bugüne kadar Akmerkez ve Armada almıştır; ama birçok merkezde finale kalmıştır. İstanbulda yapılan son yarışmada, Olivium pazarlama ödülü kazandı. Hep söylenen bir söz var; Türk insanının eline olanaklar geçtiğinde, hiç de aşağı kalır işler yapmayacağının göstergesidir bu başarılar. Hatta, şöyle söyleyeyim; Türkiyedeki alışveriş merkezi yönetimleri bir dolu konuda yurt dışındaki rakiplerle baş edebilecek güçtedir ki bizim elimizdeki bütçelerle onların elindeki bütçeler çok farklı. İngilteredeki Burning Alışveriş Merkezinin açılış bütçesi, bizim yıllık bütçemizin üç misli. Bu bütçe bizim elimizde olsa, bizde farklı şeyler yapabiliriz; ama bizim için bunlar sorun değil. Ben, düşünce itibariyle, Türkiyedeki alışveriş merkezlerinin doğru işler yaptığına inanıyorum. Biz de, bu doğruların içinde en düzgün olanını, en doğru olanını yapma gayreti içindeyiz. ICSCnin bu yıl Türkiyede düzenlediği zirveyi değerlendirebilir misiniz? Bu gerçekten ciddi bir başarı. Dördüncüsü yapılan Dünya Konferansının, Türkiyede yapılması önemli bir başarı. Benim açımdan zirvenin en önemli noktası, zirvenin önünde ve arkasında, Türkiyede perakende sektöründeki gelişmeler: Akmerkezin halka açılması, ardından Carrefourun Gimayı satın alması, Wal-Martın Türkiyeye ilgisi, ayrı bir sinerji kattı. Bir diğer önemli noktada, düşünce şekli itibariyle, bizim aslında, olanaklar ve maddi koşulları bir yana bırakırsak, yaklaşımlar itibariyle, Avrupanın çok uzaklarında olmadığımıza rağmen, bizim de bu anlamda sektörün içinde, ciddi ağırlığımızın olabileceğini gördük. Türkiyede, AMPDnin önderliğinde, onun çatı örgütü hareketiyle daha yakın ilişkiler kurulursa; bu ağırlık hissettirilecektir. Çok ilginç bir olay, dünyanın en büyük şirketi ne bir petrol şirketi, ne de bir bilgisayar şirketi, bir perakende şirketi. Bunun da Türk kamuoyu tarafından, konferans vasıtasıyla lanse edilmesi enteresan. Konferans sırasında görüştüğüm AMPD yetkilileri, bu konferansın Türkiyede yapılmasının, Türkiyeye yapılacak yabancı yatırımın artmasında önemli bir adım olacağını belirtiyorlar. Siz de -AMPDnin Yönetim Kurulu Üyesi olarak- buna katılıyor musunuz? Katılıyorum. Bu bizim yönetim kuruluyla da görüştüğümüz, dernek üyeleriyle de konuştuğumuz bir nokta. Büyük şirketlerin dünya üstündeki gelişimlerine baktığınız zaman, Amerikadan gelip Atlas Okyanusu üstünden, İngiltere, Fransa ve Almanya -Türkiye atlanıyor zincirin bu kısmında- Rusya, Çin, Japonya ve Hindistan zinciri var. Halkada eksik kalan kısım Türkiye. Bu durum tabii ki ülkenin mevcut ekonomik hali, ileriye doğru olan projeksiyonları itibariyle, hızı nasıl olur bilemiyorum; ama örneğin dünyanın perakende de sayılı şirketlerinden biri olan Tesko, Türkiyeye geldi. Zaten Carrefour yıllardan beri var, Wal-mart ilgi duyuyor. Ikea yatırımları başladı İstanbulda ve Ankarada da yer arıyorlar diye duyuyoruz. Bu yatırım hamlesi içinde perakende yatırımcıya parayı daha hızlı geri döndüren bir sektör. Bu anlamda yabancı yatırımcının ilgisini çekecektir diye düşünüyorum. Burada, en büyük handikap, gayri safi milli hasıla da adam başına düşen 4 bin dolarlık rakam. Bu arttığı sürece, perakende sektörüne yabancı sermayenin de ilgisi artacaktır. Sizinde dahil olduğunuz yeni bir yönetim AMPDnin başında. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? AMPDnin yapısı son derece ilginç bir yapı. Dünyaya baktığınız zaman, alışveriş merkezleri ve perakendeci, aslında birbirine rakip gibi görülüyor. Birmasanın karşılıklı iki tarafının aynı örgütün içinde olması sanki ters bir olaymış gibi geliyor. Mesela, ISCS ile ARF, Amerikada farklı örgütlemeler içinde; ama görünen o ki, gidişat AMPDnin seçtiği yol. Çünkü tarafları bir şekilde bir araya getirmeniz ve bir çatı örgütü oluşturmanız gerekiyorsa, o zaman AMPD modeli doğru bir model. Geri kalmış, bazı etkilerini kaybetmiş olabilir; ama bunların eleştirilmesinin ve üzerinde fazlaca durulmasının da bir anlamı yok. Sonuçta bizler, derneğin varlığına inanan ve derneğin daha ileriye gitmesine inanan insanlarsak, oturup çalışıp, derneği istenen düzeyde temsil etmek ve üst seviyeye getirmek durumundayız. Ben ilk defa görev alıyorum, seçilen arkadaşların da bu inancı taşıdıklarını görüyorum. Şimdi biraz daha alttan katılım olması gerekiyor, komisyonlarda, komitelerde daha fazla arkadaşımızın yer alması ve bilgilerini buralarda değerlendirmeleri gerekiyor. Sektörün kendini karşılaştıracağı rakamların ortaya çıkması gerekiyor. Bir alışveriş merkezi için ortak alan bedellerinin karşılaştırılacağı rakamların ortaya çıkması gerekiyor. Alışveriş merkezleri kısmının güçlü olmasına karşın, perakende kısmı şu an için zayıf mı kalıyor sizce? O konuda da daha aktif bir üyelik stratejisi benimsenmeli mi? Herkesin kendine göre yorumları var. Binlerce perakendeci var; ama sayısı 90-100 olan alışveriş merkezi var. Mesele, kimin daha kuvvetli veya zayıf olduğu değil. Sonuçta, alışveriş merkezleri ve perakendecilerin, bu merkezlerin içinde de olsa, dışında da olsa; kayıt dışılık denen olayın ortadan kaldırılması için yapılan bütün hamlelerin ortak yapılması lazım. Perakende sektörü çok ciddi bir şekilde istihdam kaynağı haline getirilebilir. Böyle bir durumda doğru herkes için geçerli bir doğru olacak. Yani, bunu bir alışveriş merkezi yöneticisinin düşünüp uyguluyor olması, perakendeci için ters bir olay. Diğer alışveriş merkezleriyle Armadayı kıyasladığınızda, fark olarak, aklınıza ilk gelen şeyler? Ankaradaki alışveriş merkezlerinin neredeyse hepsinin farklı yönleri var. Hedef müşteriler, ürün ve ürün pazarlama sistemleri hep birbirinden farklı. Armadayı diğerleriyle kıyaslamak, siyah mı daha siyah, beyaz mı daha beyaz gibi bir tartışmaya dönüyor. Bizim düşüncemiz şu; biz kendi doğrularımızı ortaya koyalım, biz kendi doğrularımızla Armadayı değerlendirecek doğruların üstünden gidelim. Bu, başka bir alışveriş merkezine zarar vermeyecek bir doğrultuda olmalı ve biz de belli bir kalite çizgisinin üstünde durmalıyız. Bizim kaygılarımız bunlar. Hedef müşterilerimize düzgün hizmet vermek, alışveriş merkezinin cazibesini artırmak, kaliteyi korumak ve Ankaranın simgesi haline gelmek. Yani, biz kendi doğrularımızı yapma gayretindeyiz. Diğerlerinden farkımız veya üstünlüğümüz budur, bunlardır gibi bir söylemimiz yok. Akmerkezin halka açılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Zamanlaması, fiyatlaması ve sunuşu doğru ve profesyonelce yapılmış bir iş olarak kabul ediyorum. Bir alışveriş merkezinin 39. sıradan halka açılma değeri bulması, perakende sektörü açısından çok olumlu bir gelişme. Yatırımcıyı cesaretlendirmesi ve bununla beraber istihdamları artırması açısından son derece olumlu. Kurum içinde eğitim çalışmalarınız var mı? Öncelikle, alışveriş merkezlerinin üst yönetim kademeleri, sektörün önünün açılması adına, kendi altındaki arkadaşların önünü açmak ve bu arkadaşları eğitmek, geliştirmek durumundalar. Bizde de böyle bir gayret var. Yani, yurt dışı seyahatleri, yurt dışı eğitimleri, kendi aramızdaki bilgi alışverişi gibi konularla çok içli dışlıyız. Ayrıca, mağazalarda da düzgün eğitim almış, kaliteli hizmet veren bir kadronuzun olması gerekiyor. Siz, milyonlarca dolar verip, bir kampanya yapabilirsiniz; sonra buraya gelen hiç kimseyi memnun edemezsiniz, kampanya bu sefer aleyhinize çalışmaya başlar. Ama hiç kampanya yapmazsınız, hizmet seviyeniz çok yüksektir, o zaman herkes gelir zaten. Bizdeki durum da aynen böyle. Yani, bizim kurum içi eğitimimiz yalnızca, üst mevkiye değil; bütün Armadaya eğitim vermek için çabalıyor. Özellikle eğitim alanında profesyonel anlamda dışarıdan destek alıyoruz. İkinci etap ve ileriki dönemlerdeki yatırım planlarınız hakkında neler söyleyebilirsiniz? Ortada bir gelişim mevcut. Armada, günlük 25 bin ortalama, hafta içi 20 bin, hafta sonu 35-40 bin kişi gibi bir ziyaretçi sayısına, istediği hizmeti verebiliyor. Zaman zaman bunun üstüne çıkıldığında, bizim de hizmet vermedeki kalite değerlerimizde inişler başlıyor. Çünkü çok kalabalık olduğunda temizlikte, güvenlikte bazı sıkıntılar çıkabiliyor. Metronun ve Ankarayın da bağlantı istasyonunun karşımızda olmasıyla, ziyaretçi sayısını artacağı net bir şekilde görülüyor. Bu yüzden, doğru tasarlamak, doğru kiralamak ve bir de sadece iş veya alışveriş merkezi değil de, bir yaşam merkezi halinde sunulması son derece önem kazanmış halde. Biz, Ankaranın bizi benimsemesini amaçlıyoruz. Bunu kısmen başardığımıza inanıyorum, ama yine de yapılacak çok şeyin de olduğuna inanıyorum. Temel ve fiziksel yaklaşımımız, yeni yatırım; stratejik yaklaşımımız aynı.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive